DOLAR 14,8552 0.19%
EURO 16,3621 0.17%
ALTIN 935,090,28
BITCOIN 6600171,48%
İstanbul
11°

AÇIK

19:28

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Balkanlar dönüşünde kritik mesajlar
116 okunma

Balkanlar dönüşünde kritik mesajlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Yunanistan ile yaşanan gerilim hakkında, "Onların anlayacağı dil neyse biz parantez açarak o dille konuşuyoruz. Anlıyorum ki onlar da anlıyor" dedi. Erdoğan, ABD'nin Yunanistan'daki üslerine de değinirken, "BM Genel Kurulu’na gittiğimizde Sayın Başkan’la orada bir görüşme fırsatı bulursak Amerika’nın bu noktada attığı adımlar da dile gelecektir, bu konuları da konuşacağız" dedi. Rusya lideri Putin ile önümüzdeki günlerde yapacağı görüşmeyi değerlendiren Erdoğan, "Semerkant’ta Sayın Putin’le geniş ve etraflıca...

ABONE OL
9 Eylül 2022 12:05
Balkanlar dönüşünde kritik mesajlar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HABERTURK.COM Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçakta gazetecilere yaptığı değerlendirme şöyle:”Salı günü başladığımız Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan’ı kapsayan Balkan turumuzu tamamladık. Bölgesel gelişmeler açısından kritik bir dönemde son radde önemli ziyaretler gerçekleştirdik. Ana gündemimizi Bosna-Hersek’teki siyasi krize çözüm bulunması oluşturdu. Bu çerçevede muhataplarımızla istişarelerimizi yaptık, teklif ve katkılarımızı kendileriyle paylaştık. Gerek ikili düzeyde gerek Üçlü Danışma Mekanizmaları kapsamında diyalog ve istişarelerimizi artırarak sürdürme konusunda mutabık kaldık.İkili konuların yanı dizi bölgesel ve uluslararası gelişmeler bağlamında fikir alışverişinde bulundum. Tüm temaslarımda Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğüne ve egemenliğine olan desteğimizi vurguladım. Ülkemizin bundan sonra da üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini anlatım ettim. Mevcut sorunların aşılması noktasında mesafe kat ettiğimize inanıyorum.Her üç ülkede de düzenlenen amel forumlarına iştirak ettim. Ayrıca ziyaretlerim vesilesiyle üç ülkeyle de muhtelif alanlarda yekün 11 pakt imzaladık. Böylece ilişkilerimizin hukuki altyapısını daha da tahkim ettik.Ziyaretimin ilk durağı olan Saraybosna’da Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyelerinin yanı dizi Temsilciler ve Halklar Meclislerinin Başkanlık Divanları üyeleriyle de verimli görüşmeler gerçekleştirdik. İnşası Türkiye tarafından tamamlanan Bosna-Hersek İslam Birliğinin yeni idare binasını ziyaret ettik. Burada Bosna-Hersek Reisül Uleması ile Bosna-Hersek’in dört bir yanından gelen müftülerle buluştuk. Merhum Aliya İzzetbegoviç’ten sonra böyle bir buluşmayı gerçekleştiren ikinci Cumhurbaşkanı olmak benim için ayrı bir bahtiyarlıktı. Malumunuz Türkiye ile Bosna-Hersek arasında siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerin ötesinde derin tarihi, kültürel ve insani bağlar mevcut. Türk milletinin kalbinde müstesna bir yere sahip Bosna-Hersek’in istikrar ve refahına yönelik girişimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.Ziyaretimin ikinci durağını teşkil eden Sırbistan ile ilişkilerimiz her geçen gün daha da gelişiyor. Sırbistan’da ekonomiye ve istihdama katkı sağlayan yatırımlarımızla ve girişimcilerimizle iftihar ediyoruz. 2 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizi en kısa sürede 5 milyar dolara çıkarma irademizi ortaya koyduk. Sancak bölgesinin önde gelen liderleriyle de samimi görüşmeler gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıl açılan Yeni Pazar Başkonsolosluğumuz, Sırbistan’la ve Sancak bölgesiyle bağlarımızı kuvvetlendiriyor. Orada 20 kilometrelik Sancak-Tutin yolunu yapıp bitirdik. Bu tabii Yeni Pazar’ı fazla çok rahatlattı. Bizden bir ricaları daha vardı; orada bir camileri var, o camilerine bu Tutin yolundan 200-300 metrelik fasıla asfalt yol istediler. Onun da talimatını lüzumlu yere verdik. Niş’te geçen hafta açtığımız konsolosluk büromuz da hizmet vermeye başladı.Hırvatistan ziyaretim de gene son radde başarılı geçti. Cumhurbaşkanı Milanoviç ve Başbakan Plenkoviç’le ikili ve heyetlerimizin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdik. İlişkilerimizi güçlendirme konusunda Hırvat tarafıyla ortak bir iradeyi paylaştığımızı memnuniyetle müşahede ettim. Ticaret hacmimizde 1 milyar dolar hedefini bu yıl rahatlıkla geride bırakacağız. İlk 8 ayda şimdiden 760 milyon dolara ulaştık. Yeni hedefimizi ise önce 2 milyar dolar, ardından 5 milyar dolar olarak belirledik. TİKA’nın desteğiyle Sisak şehrinde yaptırılan cami ve İslam Kültür Merkezinin açılışını da gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı Milanoviç ve önceki Cumhurbaşkanı Kitaroviç de açılış törenine geldi. Onun da bu kültür merkezinin yapımıyla alakalı benden ricası olmuştu. Biz de yaparız demiştik ve bunun üzerine de TİKA’ya talimatımızı vermiştik. Bu vesileyle Hırvatistan’daki Müslüman kardeşlerimizle bir araya gelip özlem giderdik. Cami ve İslam Kültür Merkezi’ne adımın verilmesinden ülkemiz ve milletimiz adına da iftihar ettim. Elbette bu, şahsımızla beraber Türkiye’ye olan muhabbetin, hürmet ve güvenin bir yansımasıdır. Hırvatistan ziyaretimizin ilişkilerimiz ve bölgemizin geleceği bakımından önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum.Balkan turumuzun ve yaptığımız görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.SORU-CEVAPSORU: (TAHA DAĞLI) Yunanistan’a yönelik “Bir gece ansızın gelebiliriz” çıkışınız olmuştu. Yunanistan’ın o fiili saldırganlığından ziyade sizin bu sözleriniz fazla çok gündem oldu garp dünyasında, Avrupa Birliğinde. Yunanistan’a ses çıkarılmadı neredeyse fakat sizin sözleriniz fazla yankı buldu. Özellikle de “Türkiye bir askeri operasyona mı hazırlanıyor” noktasında sorular sorulmaya başlandı. Ben bu çıkışınızı yaparken olası bir askeri müdahaleye mi yoksa farklı tedbirlere mi işaret ettiniz, onu sormak istiyorum.İfade ettiğim hususların, vermek istediğim mesajın son radde aleni olduğunu düşünüyorum. Yunanistan’ın son dönemde Türkiye’ye yönelik tutumu izah edilir gibi değil. Bir yanda Ege’de yaptıkları ihlaller var, bazıları NATO görevi icra eden uçaklarımıza yönelik tacizler var, S-300 füzeleriyle radar kilitlemeye varan mütecaviz hareketler var. Bizim S-400 olayımızı diline dolayanlardan Yunanistan’ın S-300’leriyle alakalı bugüne kadar herhangi bir şey duydunuz mu? S-300’ler de Rusya’nın, S-400 de Rusya’nın. Ama ona ses yok. Burnumuzun dibindeki adaları anlaşmalarla getirilen gayri askeri statü hilafına silahlandırmaya devam ediyorlar. Aynı zamanda tabii üsler kurulması olayı var. Bunun başını da malum Amerika çekiyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na gittiğimizde Sayın Başkan’la orada bir görüşme fırsatı bulursak Amerika’nın bu noktada attığı adımlar da dile gelecektir, bu konuları da konuşacağız. Diğer yanda deniz yetki alanları bağlamında Ege’de ve Doğu Akdeniz’de bize dayatmaya çalıştıkları maksimalist tezler var. Bunun da yenilir yutulur bir yanı yok. Türkiye ile doğrudan konuşmak yerine Birleşmiş Milletler’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa Birliği’nde ve hatta en güçlü üyelerinden olduğumuz NATO’da bizi daimi şikayet suretiyle adeta tehdit mekanizmaları çalıştırıyorlar. Bunu tabii kabullenmek olası değil. Onların anlayacağı lisan neyse biz parantez açarak o dille konuşuyoruz. Anlıyorum ki onlar da anlıyor.SORU: (FULYA KALFA) Yunanistan’dan önce Suriye konusu gündemdeydi, “Bir gece ansızın gelebiliriz” ifadesini Suriye’deki terör gruplarına yönelik de kullanmıştınız. Rusya ile Türkiye arasında Soçi’de bir görüşme gerçekleşti. Ondan sonraki süreçte Suriye’ye operasyon olabileceği yönünde konuşmalar oldu. Şu andaki son hal nedir? Olası bir Suriye operasyonuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?Suriye ile ilgili olarak, malum orada birçok terör örgütü var. Bu terör örgütlerinin bizim milli güvenliğimize tehdit oluşturmasına müsaade etmeyiz. Onun için de sahada bu doğrultuda lüzumlu çalışmaları yapmamız gerekiyor dedik ve bu çalışmaları yapıyoruz. Bölücü terör örgütlerine karşı bu çabalarımız, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünün de aslında teminatı fakat rejim bunlara yönelik herhangi bir tavır şu ana kadar geliştirmedi ve geliştirmiyor. Orada da bu terör örgütlerinin anladığı, anlayacağı bir lisan var. Bunlara da o dilden konuşmamız gerekiyor. Türkiye’nin kükremesini ne demek, Türkiye kükrediği zaman nasıl kükrer, onlar bunu da biliyor. Onun için de “Bir gece ansızın geliriz” veya “Bir gece ansızın oradayız” dediğimiz zaman terör örgütleri bunu biliyor. Nereden biliyor, Cudi’den biliyor. Nereden biliyor, Gabar’dan biliyor. Nereden biliyor, Tendürek’ten biliyor. Nereden biliyor, Bestler Dereler’den biliyor. Nereden biliyor, bizim hudut ötesi harekatlardan biliyor. Şehitlerimiz oldu. Ama bizim şehitlerimizin bedeli fazla ağırdır ve o bedeli de bunlar ödeyecekler ve ödüyorlar.SORU: (SEDA ÖĞRETİR) Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’nın tüm tahılının zengin ülkelere gittiğini, yoksul ülkelere gitmediğini söyledi. “Bu güzerahın değişmesi, ülkelerin sınırlandırılması gerektiğini konuşabiliriz” dedi. Siz de bugün Hırvatistan’da yaptığınız toplantıda onu haklı bulduğunuzu söylediniz, Semerkant’ta görüşeceğinizi anlatım ettiniz. Şimdi burada aslında Rusya tarafından iki konu var, hem kendi gübresinin limanlardan çıkmaması hala hem de işte yoksul ülkelere tahılın ulaşmaması konusu. Rusya Türkiye’nin hatırına, Putin 120 günlük olan süreye müsaade etti ve bu süreyi verdi. Acaba anlaşmayı devam ettirmeme gibi bir talebi olabilir mi? Size nasıl yaklaşır bu konuda, siz nasıl yaklaşırsınız bu zirvede bu konuya?Semerkant’ta Sayın Putin’le geniş ve etraflıca olacağına inandığım bir görüşme yapacağız. Bu görüşmede ağırlıklı olarak bu tahıl koridoru meselesini görüşeceğiz. Doğrusu Sayın Putin’in “zengin ülkelere gidiyor, fakirlere gitmiyor” yaklaşımını ben doğru buluyorum. Yani bunun böyle yapılmaması lazım. Çünkü burada asıl dert, yoksul ülkeleri bu tahıl koridorundan ihya ederek yoksul ülkelerin buradan nasibini almalarını ve bu sıkıntılı dönemi aşabilmelerini sağlamak olmalı. Fakat şu anda hal öyle gözükmüyor. Yani Sayın Putin’in dediği gibi o gemiler gene ya gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere doğru gidiyor. Belki de Sayın Putin, Rus ürünlerini bundan ötürü göndermiyor. Biz tabii Semerkant’taki görüşmemizde artık Rus ürünlerinin de bu gemilerle koridordan gönderilmesini kendisinden rica edeceğiz. Bunun da başlamasını kendisinden bilhassa isteyeceğiz. Eğer Rus tahılı da gelmeye başlarsa biz burada bu yoksul Afrika ülkelerine varıncaya kadar hepsini en ülkü şekilde belli bir sisteme oturtur, bağlarız ve oralara da bu tahılı, öbür ürünleri, hepsini göndeririz. Bunu kendileriyle inşallah aleni net konuşacağız. Çünkü bilhassa Afrika’da zor durumda olan birçok ülke mevcut ki bu ülkeleri bizim kucaklamamız, bunlara bu ürünleri bir lahza önce göndermemiz lazım.SORU: (FADİME ÖZKAN) Ben enerji kriziyle ilgili soru sormak istiyorum. Malum “winter is coming.” Sizin de Esenboğa’dan ayrılmadan önce söylediğiniz gibi kış Avrupa’da zor geçecek. Rusya, Ukrayna savaşından ötürü Avrupa’nın kendisine uyguladığı yaptırımlara cevaben tabii gaz akışını süresiz olarak kesti Avrupa’ya ve Avrupa’daki tabii gaz fiyatları da katlanarak arttı. Şu anda devletler vatandaşlarına epey ağır tasarruf tedbirleri öneriyor, “kömür yakın, 19 dereceyi aşmayın, tabii gazı kısın” gibi. Ben bu bağlamda iki soru sormak istiyorum. Birincisi, bu krizden ötürü Avrupa aka bir mağduriyet yaşıyor, tutumu değişir mi Avrupa’nın Rusya-Ukrayna kriziyle ilgili, öngörünüz ne? İkincisi de Türkiye’nin Karadeniz’de bulduğu tabii gazı Türkiye ne zaman kullanmaya başlayacak, bir tarih verebiliyor muyuz? Eğer yeni rezervler bulunursa Türkiye tabii gaz ihraç eden bir ülke olur mu?Öncelikle biraz geri gitmek istiyorum. Yenilenebilir enerji konusunda tabii doğal gaz sıkıntısı patlak vermediği dönemde başta Almanya ve Fransa olmak üzere bunlar fazla havalı dolaşıyorlardı. Çünkü “bizim nükleer enerjimiz var” diyorlardı. Nükleer enerji dolayısıyla da rahat olduklarını söylüyorlardı. Doğal gaz konusunda da sıkıntılarını olmadığını söylüyorlardı. Hatta o aralarda benim Merkel’le de Macron’la da görüşmelerim olmuştu. O görüşmelerde de onlar kömürü, yani termik santralleri kapatacaklarını ve yenilenebilir enerjiye geçeceklerini, hatta hatta nükleer enerji santrallerini de kapatma kararı aldıklarını söylemişlerdi. Mesela Almanya üç santrale indirmişti. Scholz gelince Scholz’la da ben bu konuyu konuştum, “Ben Merkel’in attığı adımdan geri gitmem. Ben de bu nükleer enerji santrallerini kapatmakta kararlıyım” dedi. “Bunu iyi düşündünüz mü?” dedim. “Evet, çünkü yenilenebilir enerji artık Avrupa Birliği’nin ortak bir kararı” dedi. Baktım Macron da aynı durumda. Ve ne oldu? Bir ay geçmedi, Almanya hemen Ruhr havzasını açma kararı verdi ki Ruhr havzası Almanya’nın kömürde fazla güçlü olduğu, önemli bir termik santral havzasıdır. Şu anda Almanya Ruhr havzasını yani termik santrali kullanmaya başladı. Böyle bir duruma geldi. Tabii Rusya keyfinden bu kararları almadı, bu adımları atmadı. Avrupa öyle zannedildiği gibi rahat değil, huzurlu değil. Bu fazla farklı bir yere gidiyor. Böyle bir hal var. Hamdolsun bizim şimdilik böyle bir sıkıntımız yok. Rusya bize herhangi bir yaptırım uygulamıyor. Hele hele kendisiyle eder konusunda bir görüşmem, konuşmam olmuştu. O konudaki yaklaşımını da bize olumlu olarak gerçekleştirirse o zaman zaten “nurun ala nur” olur. Çünkü bizim de derdimiz, olası olduğunca elektriği veya tabii gazı vatandaşımıza daha müsait şartlarda verebilmek. Hele hele 2023 ile beraber inşallah kendi tabii gazımızı çıkarmamız halinde, onu çıkardığımız andan itibaren biz vatandaşımızın kapısına tabii gazı fazla daha ucuza ulaştıracağız. Hedefimiz bu. Şimdilik bu mevcut rezerv, ihraca yönelik bir rezerv değil. Ama Türkiye için fazla aka bir kapıyı inşallah açmış olacağız.SORU: (FADİME ÖZKAN) Avrupa, Rusya Ukrayna savaşıyla ilgili tutumunu değiştirir mi, bu kış yaşayacağı krizden dolayı?Bu kışı atlatmadan öyle bir kararı vermek zor gibi geliyor bana. Çünkü Avrupa için bu kış öyle kolay geçmeyecek, fazla sorunlu bir kış olacak, mali noktadan faturası fazla ağır bir kış olacak.SORU: (SEMRA KARABAŞ) Benim de aslında Avrupa’da yaşanan enerji kriziyle bağlantılı bir sorum olacak. Avrupa, tarihinin en aka enerji krizini yaşıyor ve bu enerji krizinin de Avrupa’da üretimde de sanayi üretiminde de aksamalara yol açması bekleniyor. Avrupa’da aksama yaşanacak sektörlerdeki üretimlerin ve bireysel talebin Türkiye’ye kayması bekleniyor. Şu ana kadar buna yönelik yatırım ya da amel birliği talebi geldi mi Avrupa’dan? Ya da buna yönelik bir hazırlık mevcut mı şu anda? Bu gelişmelerle beraber aslında pandemi döneminde Türkiye üretimini aksatmadan devam ettirdiği için güvenli bir tedarik merkezi haline gelmişti. Bu gelişmelerle beraber Türkiye’nin bu özelliği daha da güçlenir mi?Şu anda gerek Avrupa’dan gerek dünyanın değişik yerlerinden Türkiye’de yatırım için kapımızı çalanlar var. Tabii hassasiyetleri sebebiyle bu firmaların kimler olduğu konusuna girmeyeceğim ancak şu lahza itibarıyla toplamda 20 milyar dolar gibi Türkiye’de yatırım yapma konumunda olan firmalar var. Bu rakam inşallah daha da yükselecek, öyle gözüküyor. Bir de şu anda mali noktada dışarıdan parasını Türkiye’de park eden firmalar da başladı. Çünkü öbür ülkelere itimat kalmadı. Ama Türkiye’ye bu noktada itimat var. Bununla ilgili olarak birçok görüşmeleri ben ve arkadaşlarım yürütüyoruz ve bu görüşmeler neticesinde de olumlu neticeler alıyoruz. İşi gevşetmeyeceğiz, sıkı tutacağız ve bu süreci de en güzel şekilde inşallah değerlendireceğiz, atlatacağız. Çünkü Merkez Bankamızda dikkat ederseniz bir kere rezerv yükselmeye başladı. Bu tabii döviz rezervi noktasında bizim rahat hareket etmemizi sağlamış oluyor. Bu konuyla ilgili de şu anda birçok dost ülke lüzumlu desteklerini sağ olsun veriyorlar. Onlardan borçlanmamız Merkez Bankası olarak güçlenmemize sebep oluyor. İnşallah bunu başarmak suretiyle de dövizdeki bu sıkıntıyı aşmış olacağız. Bir öbür taraftan da bilhassa ihracatta malum öyle ürünler mevcut ki bunlar ithale dayalı, bu ürünlerde de dövize ihtiyacınız var, bunları da bu yolla karşılamış oluyoruz. Bu noktada şu anda ilgili bakanlıklarımız, kurumlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Hele hele tabii bu dönemde turizmde fazla ciddi bir gelişme var. Turizmdeki gelişmeyle de hamdolsun koronavirüs döneminin öncesine geçtik ve şu anda turizmde gerek Rusya gerek Ukrayna gerek batıdan ciddi turist çekmeye başladık. Bu konuda da tabii Kültür ve Turizm Bakanıma teşekkür ediyorum. Çünkü bu işi kovalamadığınız sürece sonuç almak da olası değil. Aynı şekilde İngiltere’den de ciddi manada turist alıyoruz. Böyle bir dönemin içerisindeyiz.SORU: (MUSTAFA YILDIZ) Benim sorum iç siyasetle ilgili olacak. Altılı masada CHP’den gelen “HDP’ye bakanlık verebiliriz” çıkışıyla başlayan tartışma karşılıklı atışmalarla sürüyor. Seçime de az bir zaman kaldı fakat buna rağmen herhangi bir namzet belirleyememiş olmaları da göz önünde bulundurulursa bu yapının ülke yönetimine talip olmak istemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?Yani onu benim değerlendirmem doğru olur mu? Ben böyle çürük tahtalara basmam. Yani bu adı altılı masa olan, nereye gideceği belli olmayan bu yapıdan hiçbir şey çıkmaz. Varsa adayınız adayınızı açıklarsınız değil mi? Ama şu anda altılı masanın yaptığı biricik amel var; “Önümüzdeki toplantıyı kimin evinde yapacağız?” Tek yaptıkları amel bu. Sıralamaya koymuşlar. Başka bir şeyi hiç duydunuz mu? “Önümüzdeki toplantıyı kimin evinde yapacağız?” Hep bu. Bir mesafe alın, bir adım atın; yok. Herhalde bunlar Yüksek Seçim Kurulunun açıklamayı yaptığı ana kadar bir karar alamayacaklar diye düşünüyorum.SORU: (EMİN PAZARCI) Kılıçdaroğlu, KHK’lıları göreve iade edeceğinden bahsetti ve bununla ilgili olarak bir parti görevlisi de olduğunu söyledi. Siz de böyle bir yetkisinin olmadığını söylediniz. Ama işin arkasında öbür bir şey daha var. Bu KHK’lılar, siz de belirttiniz, PKK’lılar ve FETÖ’cüler. Bunların ikisinin beraber arkada bıraktığı on binlerce şehidimiz var, verdiği aka ziyan var. Altılı masadan da bununla ilgili herhangi bir itiraz yok, fazla mutlular. Cumhuriyetin 100’üncü yılını kutladığımız bir noktada Cumhuriyet Halk Partisi ne yapmak, bizi nereye götürmek istiyor?Yani siz aslında sorunun içinde cevabı verdiniz. “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı tüm varımı alsın da hüda, etmesin biricik vatanımdan beni dünyada cüda” diyoruz. Ama bunların şüheda diye bir dertleri mevcut mı, yok. Neymiş; FETÖ’cülerle, KHK’lılarla ilgili “ben bırakacağım” diyor. Sen kimsin, sen neyi bırakıyorsun? Eğer bu ülke bir hukuk devletiyse bu hukuk devletinde bu kararı verecek olan merci bellidir. Neresidir? Yargıdır. Yargı bunun kararını verir. Ama o, bu kararı yargıya bırakmıyor, kendisi bu kararı verecekmiş! Yani bunların bir kere hukuk tanımazlığı da var, yasa tanımazlığı da var. Bay Kemal’e sormak lazım “sen bu yetkiyi nereden alıyorsun?” O masanın etrafında olanlarda da bu konuyla ilgili gariplikler var. Bir kere böyle bir yetki yok. Şimdi zaten bunlara kalsa ne yapacaklar; “Abdullah Öcalan’ı da bir KHK kararıyla bırakacağım” derler. Demirtaş için de derler. Diğerleri için de derler. Öyle bir yetki mevcut mı? Bizim bu kadar şehidimiz var. O şehitlerimizin anacıkları ve bu milletin evlatları bu işe nasıl bakar! Asla böyle bir şeye prim vermek olası değil. Bu kadar şehidimiz olacak, tüm bu şehitlerimizin faillerine siz tahliye kararı vereceksiniz veya beraat kararı vereceksiniz! Bizler bu ülkede siyaset yaptığımız sürece kolay değil bu işler.SORU: (ESRA ELÖNÜ) Son günlerde Türk emniyet güçlerinin peşpeşe teröristleri paketlediği haberleri geliyor. Geçtiğimiz hafta Yunanistan’da eğitim gören PKK’lı İstanbul’da fiil hazırlığındayken yakalandı. İkincisi Diyarbakır’da gene fiil hazırlığında 4 PKK’lı, Gaziantep’te fiil hazırlığında olan DAEŞ’lı teröristler, gene FETÖ üyeleri paket paket getiriliyor. Bu paketler aslında aka bir paketin fragmanı mı? Bu anlamda terör örgütlerine ve teröristlere yönelik yeni bir operasyon ya da yakalama haberi mevcut mı?Emniyet Genel Müdürlüğü ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve MİT Başkanlığı, DEAŞ terör örgütüne yönelik önemli bir operasyona daha imza attı. Ve DEAŞ’ın en önemli üst düzey yöneticileri arasında bulunan “Abu Zeyd/Üstad Zeyd” kod adlı Bashar Hattab Ghazal Al Sumaidai adlı terörist Türkiye’de yakalandı. Bu terörist, DEAŞ terör örgütü lideri Ebubekir El Bağdadi ve ondan sonraki lideri Abdullah Kardaş’ın öldürülmesinden sonra, örgüt içerisinde en önemli üst düzey yöneticilerden biriydi. Uluslararası raporlarda ve BM Güvenlik Raporunda da DEAŞ terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden olduğu bilgileri yer alıyordu. Sorgusunda da örgüt içerisinde sözde kadılık, sözde eğitim bakanlığı ve adalet bakanlığı yaptığı yönünde kendi beyanları bulunuyor. Bu teröristin uzunca bir süredir Suriye ve İstanbul’daki bağlantıları takip ediliyordu ve yasadışı yollarla Türkiye’ye giriş yapacağı yönünde istihbari bilgiler edinilmişti. Ve bu terörist, Emniyet İstihbarat, MİT ve İstanbul Emniyetinin başarılı operasyonuyla yakalandı. İstanbul emniyet birimlerince teröristin düzmece kimlik kullandığı ve kılık değiştirdiği belirlendi. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünün sorgulamasının ardından bu DEAŞ’lı terörist, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla adli makamlara sevk edildi. Bu dönemin en önemli operasyonlarından bir tanesi gerçekleşmiş oldu.SORU: (MEHMET ACET) Geçtiğimiz günlerde partinizde kurmaylarınızla sürpriz bir toplantı yaptınız seçim beyannamesi konusu üzerinde. Şimdi bu seçim döneminde AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak nasıl bir kampanya yürütmeyi düşünüyorsunuz, hangi başlıkları öne çıkarmayı düşünüyorsunuz? Bu seçimlerin ana mottosu, teması ne olacak; halk, seçmen neye göre rey verecek?Şu anda konuyla ilgili ekipler çalışıyor. Bu çalışmaları belli bir noktaya getirdikten sonra kampanyanın ana başlıklarını o zaman açıklayacağız. Şu anda parti teşkilatımız içerisinde geniş bir ekibimiz bu çalışmayı yürütüyor. Bu çalışmaları olgunlaştırdıktan sonra da açıklamamızı yaparak hepsini kamuoyuyla paylaşacağız. Biliyorsunuz bu konularda AK Parti’nin deneyimi, tecrübesi her zaman için diğerleriyle mukayese edilemeyecek derecede ileridir, iyidir. Şu anda bu çalışmaları yürüten arkadaşlarımız bizlere sunumlarını yapıyorlar ve bu sunumlardan sonra da belli bir olgunluğa gelince bunu kamuoyuyla en güzel şekilde paylaşmayı planlıyoruz.SORU: (RECEP YETER) Son dönemlerde sosyal medyada manevi değerlere, insani fıtratlara yönelik çokça hakaretler, saldırılar, eylemler yapılıyor. Bunlara karşı, yeni eğitim öğretim yılı da başlarken bilhassa yeni nesli, gençlerimizi koruma noktasında hükümet olarak yeni bir çalışmanız olacak mı? Bir de maalesef sosyal medya dezenformasyonun birinci kaynağı. Bu yasa meselesi ne zaman gündeme gelecek ya da Meclis’ten çıkacak?Sosyal medyayla ilgili düzenleme Meclis’in açılışıyla beraber gündemimizde. Diğer taraftan evlatlarımızın eğitim öğretimlerini sürdürürken, teknoloji kullanımını artırırken milli manevi değerlerimizle hemhal olmalarını ihmal etmemeliyiz. Fakat mesela Meral Hanım’ın Sultan Abdülhamid’e yönelik yaptığı hakareti neyle izah edeceğiz? Üstelik de sen tarihçiyim diye geçineceksin ve Sultan Abdülhamid’i anlamakta, onu yaşamakta bihaber olacaksın. Elbette bu konularda gençlerimizi fazla daha farklı bir şekilde işlememiz, anlatmamız gerekiyor. Ama tabii tabuların egemen olduğu bir bina mevcut ve bu tabular öyle ileri safhada ki asıl anlaması, asıl kendi dünyasına yerleştirmesi gerekenleri maalesef yakalamıyor. Temenni ederiz ki inşallah bu işi de belli bir yere oturtalım.SORU: (AYŞE OLGUN) Batı ülkelerinde İslamofobi üzerinden yürütülen ırkçılık ve nefret söylemi, bazen ülkemizde de Suriyeli göçmenler ve Arap turistler üzerinden siyasi rant elde edilmek için kullanılıyor. Özellikle genç nesli etkileme amacı taşıyan bu ırkçılık ve nefret söylemine karşı ne cin tedbirler alınıyor, bu konuda neler düşünüyorsunuz?Demokratik haklarını, maalesef kin ve nefret türü yanlış yollara sevk etme üzerine bina eden başta ana muhalefet partisi ve onun yandaşları, yavruları ülkemize gelen bu misafirlere karşı böyle bir kampanyayı sürdürüyorlar. Şunu fazla aleni net söylemem gerekir; birinci derecede Suriye, ikinci derecede Afganistan hatta Irak, buralardan gelenlere karşı biz ana muhalefetin durduğu yerde değiliz. Çünkü biz hicret kültürünü iyi biliriz. Muhacir kimdir, bunu fazla çok iyi biliyoruz. Aynı zamanda bir muhacir olan sevgililer sevgilisi Peygamberimiz yanındaki sahabelerle Medine’ye hicret etmişti. Biz ensar-muhacir ilişkisini en iyi şekilde anladık, yaşadık. Hani “taleal bedru aleyna” diyoruz ya, tüm bunların hepsi bir yere dayanıyor. Ama ana muhalefetin başındaki adamın “talaeal bedru aleyna” nedir, bundan haberi mevcut mı; yok. Onun hicret nedir, muhacir nedir, ensar nedir; bundan haberi yok ki… O farklı bir dünyada yaşıyor. Şimdi onunla beraber altılı masada onun yanında olanlar da maalesef aynı şekilde davul tokmak misali yola devam ediyorlar. Biz ise asla böyle bir yanlışın içerisine girmeyiz, giremeyiz. Biz bu kardeşlerimize sonuna kadar sahip çıkacağız. İşte biz mesela bu briket evleri niye yapıyoruz? Bu insanlar bir savaştan kaçıyorlar. Savaştan kaçıp ülkemize gelen bu insanlara yine kendi topraklarına dönme imkanını hazırlamak için STK’larımızla o briket evleri hazırladık, hazırlıyoruz ve onlar da şimdi yavaş yavaş oraya dönmeye başladılar ve oraya yerleşiyorlar.SORU: (KENAN KIRAN) Türkiye’de yaşanan kira sorunu, barınma sorunu olduğu anlatım ediliyor. Bu kapsamda hükümet konutlarda kira artışını yüzde 25 ile sınırlandırdı ve 13 Eylül’de de Cumhuriyet tarihinin en aka sosyal konut projesi açıklanacak. Söz konusu projenin 250 bin konut olacağı anlatım ediliyor. Bu kampanya vatandaşımızı nasıl etkileyecek?Bu kampanyanın vatandaşımızı fazla çok olumlu istikamette etkileyeceğine inanıyoruz. Burada sadece konut değil, aynı şekilde arsa projemiz var. 250 bin konut, 100 bin altyapılı konut arsası içeriyor. İcabında vatandaş “ben kendim yapacağım” diyorsa, onlara da “buyur kardeşim, 100 bin arsa var, kendin de yapabilirsin” diyoruz. Ayrıca 10 bin sanayi sitesiyle vatandaşımıza kendi işini kurma imkanı da sağlanacak. Gençler, emekliler, engelliler, şehit yakınları ve gazilere yönelik özel kontenjanlar olacak. Vatandaşlarımıza böylece hane sahibi olabilme kolaylığı sunuyoruz. Bunlarla beraber inanıyoruz ki yüksek kira bedeli almak suretiyle korsanlık yapanlar da burada en aka darbeyi yiyeceklerdir.ÖNE ÇIKAN HABERLERO lahza kamerada! Kadın kasiyere kadın tokadı!Yargıtay’dan emsal boşanma kararı!Sağlık Bakanlığı DHY kura çekimi diri izle65 noktada uyuşturucu operasyonu! Sağlık Bakanlığı DHY tabip ataması gerçekleştiriliyor!

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP