Arama: Kadın & Moda

Kadın kategorisinde genel olarak Moda başta olmak üzere Kadın’a dair her şey yer almaktadır.

Kış temalı filmler: Kar yağarken izleyebileceğiniz en iyi 10 film

Elinizde sıcacık bir içecek eşliğinde izleyebileceğiniz en iyi kış temalı filmleri bir araya getirdik. İşte dışarıda kar yağarken izleyebileceğini filmler…

Dört kardeş, bir gardırobun içinden geçerek sonsuz kışın hüküm sürdüğü büyülü Narnia’ya adım atar. Burada, Beyaz Cadı’nın zulmüne karşı Aslan Aslan ile birlikte savaşarak Narnia’yı kurtarmaya çalışırlar.
Smeerensburg’un yeni postacısı olan Jesper, oyuncaklarla dolu bir yerde tek başına yaşayan oyuncakçı Klaus ile tanışır. Jesper ile Klaus, dünyanın en mutsuz yeri olan Smeerensburg’u değiştirmeye başlar.
1820’lerde geçen film, kürk avcısı Hugh Glass’ın (Leonardo DiCaprio) vahşi doğada bir ayının saldırısından sağ çıkıp, zorlu kış koşullarında intikam için hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.
Gerçek bir hikayeye dayanan film, Everest Dağı’na tırmanmaya çalışan iki dağcı ekibinin, ölümcül bir kar fırtınasında hayatta kalma mücadelesini anlatıyor.
Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye ödüllü filmi, Kapadokya’nın kış manzaraları eşliğinde emekli bir tiyatrocu olan Aydın’ın içsel çatışmalarını ve insan ilişkilerini derinlemesine inceliyor.
Arendelle Krallığı, Prenses Elsa’nın sihirli güçleri yüzünden sonsuz bir kışa mahkum olur. Elsa’nın kardeşi Anna, bu laneti kaldırmak için dağcı Kristoff ve sevimli kardan adam Olaf ile zorlu bir yolculuğa çıkar.
Minnesota’nın karla kaplı kasabasında geçen ve Coen Kardeşler’in imzasını taşıyan filmde, başarısız bir fidye planı cinayetlere yol açar. Hamile bir polis şefi olan Marge Gunderson, olayların iç yüzünü çözmeye çalışır.
Quentin Tarantino imzalı filmde kar fırtınasından korunmak için bir dağ kulübesine sığınan sekiz yabancı, birbirlerinin kimlikleri ve niyetlerinden şüphelenmeye başlar.
Noel arifesinde, bir çocuk, Kuzey Kutbu’na giden sihirli bir trene biner. Bu büyülü yolculukta inanç, dostluk ve cesaret üzerine dersler öğrenir.
Küresel ısınmayı durdurma deneyi dünyayı buz çağına sürükler. Hayatta kalanlar, sürekli hareket halindeki bir trende yaşamaktadır. Ancak bu tren, katı bir sınıf ayrımına sahiptir ve alt sınıftakiler adaleti sağlamak için ayaklanır.
Read More

Devlet Tiyaatroları atıklardan tasarlanan kostümleri sanatla buluşturdu

Devlet Tiyatrolarının (DT) atölye çalışmalarında atıklardan tasarlanan kostümler sanat malzemesine dönüştürüldü.

ATO Congresium’daki ArtAnkara 11. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, 150’den fazla galeriyi bir araya getirmesinin yanı sıra bu yıl DT’nin “Atık Malzemeden Kostüm Yapımı Atölyesi Sergisi” ile “Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları Sergisi”ne de ev sahipliği yapıyor. Farklı dönemlerden oyunlara ait kostümler ile bu kostümlerin tasarım süreçleri ve sanatçıların yaratıcılığına ışık tutan Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları Sergisi, geçmişten günümüze tiyatro sahnesinin önemli bir parçası olan kostüm tasarımcılarının çalışmalarını görünür kılmayı hedefliyor. Sergide, yıllarca usta oyuncuların sahnede giydiği kostümleri tasarlayan isimlerin çalışmaları yer alıyor. Aralarında sanatçı Ayten Gökçer’in kostümlerini hazırlayan Hale Eren’in de bulunduğu birçok deneyimli tasarımcının eserleri, tiyatro sahnesinin arkasındaki emeği gözler önüne seriyor. Atıkların sanatla buluşmasını sağlayan, bireylerin farkındalığını artırmayı ve yaratıcılıklarını ortaya çıkarmalarına imkan tanımayı hedefleyen Atık Malzemeden Kostüm Yapımı Atölyesi Sergisi ise bu kez profesyonel tasarımcılarla değil, öğrenciler, ev kadınları ve farklı mesleklerden kişilerle hayata geçirildi.

“18 KADIN KOSTÜM TASARIMCISININ TASARIMLARINI DEPOLARDAN ÇIKARDIK”

Sergilerin küratörlüğünü üstlenen Devlet Tiyatroları Sanat Teknik Müdürü ve Baş Dekoratör Hakan Dündar, AA muhabirine sergiye ilişkin bilgi verdi. Dündar, Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları Sergisi için Devlet Tiyatrosu’nun kuruluş tarihinden bugüne kadar kurumda çalışan 18 kadın kostüm tasarımcısının tasarımlarını depolardan çıkardıklarını, bazılarının ise replikalarını yaptıklarını ve her tasarımcının bir tasarımıyla sergiye katılmış olduğunu söyledi. Atık Malzemeden Kostüm Yapımı Atölyesi Sergisi’nin ise yürüttükleri atölye çalışmasının sonucunda ortaya çıktığını anlatan Dündar, şunları kaydetti: “İstanbul’da yapılan Devlet Tiyatroları Kadın Oyun Yazarları Festivali kapsamında yaptığımız bir workshop vardı. O workshopta çıkan bu tasarımlar, öğrencilerle yaptığımız bir çalışmaydı. Devlet Tiyatrosunun Adana, Antalya, Trabzon festivallerinde atölye çalışmalarını sürdürdük ve atölye çalışmalarından bir seçki yapıp sergiyi oluşturduk.” PLASTİK TABAK, BULAŞIK SÜNGERİ, ÇATAL, KAŞIK KULLANILDI

Dündar, amaçlarının geri dönüşümü ve atık malzemeleri değerlendirmek olduğunu belirterek, “Atıkları, yaşama kazandırmak istiyoruz. Kostümlerin hepsinin bir iç konstrüksiyonu var ve hepsi şu an manken üzerinden çıkarılıp giyilebilecek durumda. Bu kostümleri giymek istersek, giyilebilir bir yapısı var, ona göre planlandı.” diye konuştu.

Kostümlerin plastik tabak, çatal, kaşık, bulaşık süngeri ve otel terliği gibi gündelik hayatta kullanılan malzemelerle tasarlandığını aktaran Dündar, DT oyunlarındaki dekor ve kostümleri, geri dönüşüm çalışmaları kapsamında başka tasarımlarda da kullandıklarını, Brecht oyununda yer alan bir kostümün, tasarımcının yorumuyla Çehov kostümüne dönüştürülebildiğini söyledi.

23 Şubat’a kadar sürecek serginin başka bir amacının da insanların yaratıcılıklarını fark etmelerine ve ortaya çıkarmalarına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Dündar, bu çalışmaların başkalarına ilham vermesinden mutluluk duyacaklarını kaydetti.

Read More

Usta oyuncu Emin Gümüşkaya'ya veda:

İstanbuld’da hayatını kaybeden tiyatro ve dizi oyuncusu Emin Gümüşkaya için cenaze töreni düzenlendi. Gümüşkaya’nın cenazesi Üsküdar’da düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere memleketi Bursa’ya gönderildi.

Tiyatro ve dizi oyuncusu Emin Gümüşkaya, tedavi gördüğü hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti.
Akciğer yetmezliği nedeniyle vefat eden oyuncu için bugün Üsküdar’daki Devlet Tiyatroları Tekel Sahnesi’nde tören düzenlendi.
Törene oyuncu Zafer Algöz ve Gümüşkaya’nın şehir tiyatrolarından oyuncu arkadaşları katıldı.
Az sayıda kişinin yer aldığı törenin ardından Emin Gümüşkaya’nın cenazesi, yarın Bursa’da yapılacak tören ve ardından kılınacak cenaze namazı için alkışlarla memleketine uğurlandı.
Törende konuşan oyuncu Zafer Algöz, “Bursa Devlet Tiyatrolarının açtığı gençlik tiyatrosu kurslarına gittiğimizde hepimizin babası gibiydi. Bu mesleği para kazanmak için değil, aşk için yapan ender şanlı insanlardan biriydi. Hatta bir gün, ‘Oğlum, biz birlikte kaç tane oyunda oynadık, turneler yaptık. Devlet tiyatrosunda ben oyunlar oynadım, bir Seyyar Tayyar oynadım. Herkes beni öyle tanıdı, ne kadar vefasız bir meslek bu’ dedi.
Onunla olan gönül bağım başkadır. Elbette devlet tiyatrolarında, sinema çevresinde birçok insanla, birçok meslek büyüğümle tanışma, çalışma şerefine nail oldum. Ama tıpkı rahmetli Nur Subaşı gibi, rahmetli Semih Sergen gibi Emin abi de fabrikası tarafından bir tane üretilmiş ve artık fabrikası kapatılmış kıymetli bir adamdı” ifadelerini kullandı.
Emin Gümüşkaya, 10 Ocak 1948 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunu olan Emin Gümüşkaya, son olarak Hanzap isimli sinema filminde rol almıştı. 
Uzun yıllar boyunca birçok tiyatro oyununda ve televizyon dizisinde rol alan Gümüşkaya, 2002 yılında Devlet Tiyatrolarından emekli oldu.
1996-1998 ve 1999-2001 yıllarında Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu Müdürü görevinde bulundu. Emin Gümüşkaya, 12 Şubat 2001 yılında tiyatrocu Belgin Bilgin ile hayatını birleştirdi.
Sanat hayatına ara vermeden devam eden usta oyuncu, 56 film ve dizide rol aldı. Çocuklar Duymasın adlı yapımda canlandırdığı “Seyyar Tayyar” karakteriyle hafızalarda yer etti.
2015 yılında senaryosunu Birol Güven‘in yazıp yapımcılığını da Birol Güven‘in yaptığı ve yönetmenliğini Hasan Tolga Pulat‘ın yaptığı “Merdiven Baba” adlı sinema filminde Hacı Ali Konuk, Esra Dermancıoğlu, Emin Gümüşkaya, Aşkın Şenol, Özlem Balcı ile beraber oynadı.
Read More

Usta oyuncu Emin Gümüşkaya'ya veda:

İstanbuld’da hayatını kaybeden tiyatro ve dizi oyuncusu Emin Gümüşkaya için cenaze töreni düzenlendi. Gümüşkaya’nın cenazesi Üsküdar’da düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere memleketi Bursa’ya gönderildi.

Tiyatro ve dizi oyuncusu Emin Gümüşkaya, tedavi gördüğü hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti.
Akciğer yetmezliği nedeniyle vefat eden oyuncu için bugün Üsküdar’daki Devlet Tiyatroları Tekel Sahnesi’nde tören düzenlendi.
Törene oyuncu Zafer Algöz ve Gümüşkaya’nın şehir tiyatrolarından oyuncu arkadaşları katıldı.
Az sayıda kişinin yer aldığı törenin ardından Emin Gümüşkaya’nın cenazesi, yarın Bursa’da yapılacak tören ve ardından kılınacak cenaze namazı için alkışlarla memleketine uğurlandı.
Törende konuşan oyuncu Zafer Algöz, “Bursa Devlet Tiyatrolarının açtığı gençlik tiyatrosu kurslarına gittiğimizde hepimizin babası gibiydi. Bu mesleği para kazanmak için değil, aşk için yapan ender şanlı insanlardan biriydi. Hatta bir gün, ‘Oğlum, biz birlikte kaç tane oyunda oynadık, turneler yaptık. Devlet tiyatrosunda ben oyunlar oynadım, bir Seyyar Teyyar oynadım. Herkes beni öyle tanıdı, ne kadar vefasız bir meslek bu’ dedi.
Onunla olan gönül bağım başkadır. Elbette devlet tiyatrolarında, sinema çevresinde birçok insanla, birçok meslek büyüğümle tanışma, çalışma şerefine nail oldum. Ama tıpkı rahmetli Nur Subaşı gibi, rahmetli Semih Sergen gibi Emin abi de fabrikası tarafından bir tane üretilmiş ve artık fabrikası kapatılmış kıymetli bir adamdı” ifadelerini kullandı.
Emin Gümüşkaya, 10 Ocak 1948 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunu olan Emin Gümüşkaya, son olarak Hanzap isimli sinema filminde rol almıştı. 
Uzun yıllar boyunca birçok tiyatro oyununda ve televizyon dizisinde rol alan Gümüşkaya, 2002 yılında Devlet Tiyatrolarından emekli oldu.
1996-1998 ve 1999-2001 yıllarında Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu Müdürü görevinde bulundu. Emin Gümüşkaya, 12 Şubat 2001 yılında tiyatrocu Belgin Bilgin ile hayatını birleştirdi.
Sanat hayatına ara vermeden devam eden usta oyuncu, 56 film ve dizide rol aldı. Çocuklar Duymasın adlı yapımda canlandırdığı “Seyyar Tayyar” karakteriyle hafızalarda yer etti.
2015 yılında senaryosunu Birol Güven‘in yazıp yapımcılığını da Birol Güven‘in yaptığı ve yönetmenliğini Hasan Tolga Pulat‘ın yaptığı “Merdiven Baba” adlı sinema filminde Hacı Ali Konuk, Esra Dermancıoğlu, Emin Gümüşkaya, Aşkın Şenol, Özlem Balcı ile beraber oynadı.
Read More

54 yaşındaki naht ustası evine atölye kurdu: 6 farklı sanatı bir araya getiriyor

Eskişehir’de yaşayan, Kültür ve Turizm Bakanlığının geleneksel el sanatçısı 54 yaşındaki Kaan Köse, ortaokul yıllarında iş teknik öğretmeninin yönlendirmesiyle başladığı naht sanatında ustalaşarak, evinin alt katına kurduğu atölyede 6 farklı sanatı bir araya getirip özgün eserler üretiyor.

Ortaokul yıllarında başladığı naht sanatıyla yaklaşık 30 yıldır profesyonel olarak ilgilenen Köse, 2010 yılında evinin alt katına kurduğu atölyesinde eserlerini üretmeye başladı. Köse, ahşap oyma, marküteri, ahşap kakma, tespih ve naht sanatını eserlerinde bir araya getirerek onlarca özgün eser ortaya koydu.2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Geleneksel El Sanatçısı ünvanı verilen Köse, yıllar içinde 200’e yakın farklı türde ahşaptan oluşan koleksiyon oluşturdu.
Koleksiyonunda bulunan çeşitli renk ve desenlerdeki ağaçları her gün farklı tasarımlarla buluşturan ve çalışmalarında ağacın doğal yapısını ön plana çıkarmayı hedefleyen Köse, eserlerini sosyal medya aracılığıyla yurt içi ve yurt dışındaki sanatseverlerle buluşturarak satışa sunuyor.
Kaan Köse, AA muhabirine, tasarımlarında ahşabın estetik yönünü vurgulamaya özen gösterdiğini söyledi.Ağacı şekillendirmenin büyük dikkat gerektirdiğini belirten Köse, “Bir eser ortaya çıkarırken kıl testere, oyma, marküteri ya da kakma tekniklerinden hangisi gerekiyorsa onu kullanıyorum. Amacım, ağacı bir görsel şölene çevirmek. En iyi sonucu aldığım noktada ağacın en güzel haline ulaştığımı düşünüyorum.” dedi.Her ağacın farklı bir estetik boyutu olduğuna dikkati çeken Köse, “İlk başladığım yıllarda özellikle yılan ve demirhindi ağacı ile kokulu öd ve sandal ağaçlarını kullanıyordum. Ağaçlar, dünyayı bize görsel olarak yansıtabilen canlılardır. Ağaç kesilir, kurur ama şekillendirildiğinde de yaşamaya devam eder.” ifadelerini kullandı.
Köse, sanatında hikaye anlatımına önem verdiğine işaret ederek, şöyle konuştu:”En son Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri’nin hayatını anlatan bir pano tasarladık. Hattat bir arkadaşım yazıyı yazdı, ben tespihini yaptım, bir başka sanatçı da tespihin oyma işlerini gerçekleştirdi. Ortaya anlamlı bir görsel çıktı. Sanatçı arkadaşlarımla ortak çalışmalar yapmak bana büyük keyif veriyor.”Malzeme seçiminde titizlik gösterdiğini vurgulayan Köse, en kaliteli sonuçları alabilmek için kontrplağını kendisinin ürettiğini dile getirdi.Köse, naht sanatında doğru malzemelerle çalışmanın önemini aktararak, “Piyasadan aldığım en kaliteli malzemelerde bile iç boşluklar olabiliyor, bu da işin sonucunu olumsuz etkiliyor. Kıl testereyle maksimum incelikte çalışmalar yapıyorum, bu yüzden ekipmanları ya çok özenle seçmem ya da kendim üretmem gerekiyor.” diye konuştu.Geleneksel sanatları daha iyi uygulayabilmek için çeşitli eğitimler aldığını anlatan Köse, “Hat sanatı kesebilmek için 6 yıl hat eğitimi aldım, desenleri daha iyi çizebilmek için ebru ve tezhip dersleri aldım. Amacım hattat olmak değil, yaptığım kesimleri daha estetik hale getirmekti.” dedi.Naht sanatının köklü bir geçmişe sahip olmasına rağmen günümüzde az bilindiğine dikkati çeken Köse, bu sanatın gelecek nesillere aktarılması için çalışmalar yaptığını ifade etti.
Köse, özgün tasarımlar üretmenin önemine değinerek, “Birçok kişi fotokopiyle alınan desenleri kesiyor. Ben ise önce özel bir programda çizimlerimi düzenleyip ardından çıktısını alarak kesime geçiyorum. Bu yöntemle daha estetik eserler ortaya çıkıyor.” ifadesini kullandı.Mikro çalışmaların büyük bir dikkat gerektirdiğini söyleyen Köse, “Bu sanata ilk başladığımda mikro çalışmalar yapabilmek için yeterli teknik bilgiye sahip değildim. Ancak şimdi mikro oymalar yapıyorum. Tespihte bir milimetrelik alana lale ve karanfil işliyorum. Bunları yaparken büyüteç kullanıyorum. Mikro çalışmalar oldukça zor ama sonuçları tatmin edici oluyor.” dedi.Sanatıyla, ahşabı, sanat eserine dönüştürmeye çalıştığını ifade eden Köse, gününün büyük bir bölümünü atölyesinde geçirdiğini ve sanatını tutkuyla icra ettiğini sözlerine ekledi.
Read More

Adele'in şarkısının çalıntı olduğu iddia edildi: Ahmet Kaya'nın şarkısına da benzetilmişti

“Hello”, “Someone Like You”, “Skyfall” ve “When We Were Young” gibi şarkılarla tanınan Grammy ödüllü İngiliz sanatçı Adele’in şarkısının çalıntı olduğu iddia edildi. Aynı şarkı, daha önce Ahmet Kaya’nın bir şarkısına benzetilmişti.

İngiliz şarkıcı Adele, geçtiğimiz aylarda müziğe ara vereceğini açıklamıştı. İngiliz şarkıcı, Las Vegas’daki “Weekends With Adele” adlı gösterisiyle sahnelere veda etti.
Sahnelerden bir süre uzak duracağını açıklayan sanatçının 2015 tarihli “Million Years Ago” şarkısının çalıntı olduğu iddia ediliyor.
Brezilyalı bir yargıç, Adele’in”Million Years Ago” (Milyonlarca Yıl Önce) adlı şarkısının dünya çapında tüm platformlardan kaldırılmasına hükmetti.
Şarkı, Adele’in 25 adlı albümünde yer alıyor.
62 yaşındaki besteci Toninho Geraes, Adele’in “Mulheres” adlı şarkıyı kopyaladığını iddia ediyor ve İngiliz şarkıcıdan 160 bin dolar tazminat talep ediyor.
Geraes’in avukatı Fredimio Trotta, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu şarkı, Brezilya müziği için bir dönüm noktasıdır ve sıklıkla kopyalanmıştır” dedi.
Ayrıca, Adele’nin plak şirketleri olan Sony ve Universal’ın Brezilya yan kuruluşları da 8 bin dolarlık ceza ile karşı karşıya.
Ancak müzik şirketlerinin karara itiraz etme seçeneği bulunuyor.
Adele yıllar önce benzer bir suçlamayla gündeme gelmişti.
Adele’in yine “Million Years Ago” adlı şarkısı, Ahmet Kaya’nın 1985 tarihli “Acılara Tutunmak” şarkısına benzetilmişti.
Öte yandan,  Las Vegas’ta 100’üncü konserini veren Adele, 4 bin kişi kapasiteli Caesars Palace’da yaklaşık iki yıl boyunca müzikseverlerle buluştu. Daily Mail’in haberine göre, şarkıcı memleketi İngiltere’de daha fazla zaman geçirmeyi hedefliyor.
“Yurt özlemi çeken” şarkıcının, “Hollywood’da hayal kırıklığına uğradığı” için nişanlısı Rich Paul ile birlikte Londra’ya geri dönmeyi düşündüğü iddia edildi.
36 yaşındaki İngiliz şarkıcı, spot ışıklarından uzakta olduğu bu dönemin tadını 8 yaşındaki oğlu Angelo ile memleketi Londra’da çıkarmayı planlıyor. Adele’in yaklaşık 220 milyon doları olduğu ve ev arayışına başladığı bildirildi. Şarkıcıya yakın kaynaklar, Adele’in  başkentte kendisi için “güzel ve güvenli” bir ev aradığını belirtti.
Kaynaklara göre, Adele sevgilisi ile paylaştığı 58 milyon dolarlık Beverly Hills malikanesini satmayı planlamıyor ancak yılın sadece bir kısmını Amerika’da geçirmek istiyor.
Read More

Harry Potter yıldızının serveti dudak uçuklattı: Son filmin üzerinden 14 yıl geçti

Dünyaca ünlü Harry Potter serisinde filmin baş karakteri Harry Potter’a hayat veren Daniel Radcliffe servetiyle yine gündemde. 11 yaşında çocuk oyuncu olarak kariyerine adım atan İngiliz aktörün ne kadar kazandığı merak konusu oldu.

İngiliz yazar J. K. Rowling’in kaleme aldığı fantastik romanlardan sinemaya uyarlanan Harry Potter serisinin yıldızı Daniel Radcliffe film setlerine adım attığı günden beri servetiyle adından söz ettiriyor.
2011 yılında Harry Potter serisinin son filminde rol alan Radcliffe, etkileyici oyunculuk kariyeri, akıllıca yatırımları ve tüm zamanların en büyük film serilerinden birinde başrol oynaması sayesinde inanılmaz bir servet kazandı.
Daily Mail’in haberine göre, 35 yaşındaki aktör, Harry Potter filmlerinde başrol oynayarak ün kazandı ancak son Harry Potter filminin üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen büyük bir başarı elde etmeye devam etti.
11 yaşında oyunculuğa adım atan oyuncunun servetinin 100 milyon sterline ulaştığı iddia edildi.
Daniel Radcliffe’in serveti, hala ebeveynleri tarafından yönetilen şirketindeki yatırımlar sayede büyüdü.
Marcia ve Alan Radcliffe, oyuncunun 2001’de ilk Harry Potter filmi için 800 bin sterlinlik maaş çekini aldığından beri Radcliffe’in şirketini yönetiyor.
The Sun’a konuşan bir kaynak, “Daniel’in hayranları bile oyuncunun biriktirdiği servete çok şaşıracak. Ancak parasının sadece oyunculuk çalışmaları için aldığı ücrete dayanmadığı, aynı zamanda akıllıca yatırımlara da dayandığı anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.
İddiaya göre, Radcliffe ayda ortalama yarım milyon sterlin kazanıyor. Oyuncunun hem Londra’da hem de New York’ta evi var.
Harry Potter filmlerinden sonra oyuncu, The Woman in Black, Kill Your Darlings ve Victor Frankenstein gibi filmlerde rol aldı.
Oyuncu yakın zamanda Sandra Bullock ve Channing Tatum ile The Lost City (2022) filminde rol aldı ve bu yıl, Now You See Me 2’deki rolünü tekrar canlandıracak.
Daniel Radcliffe, yeni Harry Potter dizisinde rol alıp almayacağı ile ilgili ilk kez konuşmuştu.
Radcliffe “Anladığım kadarıyla Harry Potter evreninde yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Eminim diziyi yapacak kişiler bunu yapmanın bir yolunu bulacaktır ama yetişkin Harry’yi bir yere dahil etmeye çalışmayacaklardır. Benim de diziye dahil olma gibi bir amacım yok. Ama hepsine şans diliyorum. Bayrağı birilerine devrettiğim çok heyecanlıyım. Ama bunu fiziksel olarak yapmama gerek yok diye düşünüyorum” dedi.
Read More

Beyonce'den rekor bağış: Los Angeles yangınından etkilenenlere yardım edecek

Grammy ödüllü ünlü şarkıcı Beyonce, Los Angeles’taki yangınlardan etkilenenlere yardım etmek için 2,5 milyon dolar bağışladı.

ABD’nin Kaliforniya eyaletinin Los Angeles kenti, ülke tarihinin gördüğü en yıkıcı yangınlarla mücadeleye devam ediyor. Bölgede hayatını kaybedenlerin sayısı 24’e yükseldi.
Yetkililer halkı hayati risk taşıyan çağrılara itibar etmemeye ve itfaiyeci kılığına giren yağmacılara karşı dikkatli olmaya çağırıyor. Söndürme çalışmaları ise 14 bini aşkın personel, bin 400 itfaiye aracı ve 84 uçağın katılımıyla devam ediyor.
HABERİN DETAYLARI İÇİN TIKLAYIN
Hollywood’un birçok önemli yapısı yangınlarda zarar gördü ve dünyaca ünlü isimlerin evleri küle döndü. 2024 yılına Cowboy Carter albümüyle damga vuran ünlü şarkıcı Beyonce, yangınlardan etkilenen mağdurlar için harekete geçti.
Beyonce, kamu yararına çalışmalar yapan vakfı BeyGOOD aracılığıyla büyük bir bağışta bulundu. Dail Mail’in haberine göre, 43 yaşındaki şarkıcı hala söndürme çalışmaları devam eden yangınlardan etkilenenlere yardım etmeyi amaçlıyor.
Vakfın Instagram sayfasında, Beyonce’nin orman yangınlarından etkilenen ailelere yardım etmek için bağış sözü verdiğini duyuran bir gönderi paylaşıldı.
Gönderide “Los Angeles, seninleyiz. BeyGOOD, 2,5 milyon dolarlık bir bağışla LA Yangın Yardım Fonu’nu duyurdu” ifadelerine yer verildi.
Bu bağışın evlerini kaybeden Altadena/Pasadena bölgesindeki ailelere ve orman yangınlarından etkilenenlerin acil ihtiyaçlarını karşılamak için kiliselere ve toplum merkezlerine yardım etmek üzere ayrıldığı belirtildi.
Öte yandan müzik dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan Grammy Ödülleri için geri sayım başladı. 2 Şubat’ta gerçekleşmesi planlanan törenin Los Angeles şehrinde çıkan yangınlar nedeniyle erteleneceği iddia edildi.
HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN
Read More

Son olarak Justice League ve Zack Snyder’s Justice League filmlerinde Superman rolünü canlandıran İngiliz oyuncu Henry Cavill baba oldu.

Adalet Birliği, The Tudors ve Enola Holmes gibi yapımlarda yer alan Henry Cavill baba oldu.
Superman rolüyle akıllarda yer eden İngiliz aktör, geçtiğimiz yıl The Ministry of Ungentlemanly Warfare’in prömiyerinde müjdeli haberi vermişti.
41 yaşındaki oyuncu, uzun bir süredir birliktelik yaşadığı Natalie Viscuso ile bebek sahibi oldu.
Ünlü çiftin bebeklerinin adını veya cinsiyetini paylaşmadı. Daily Mail’in haberine göre, Cavill ile sevgilisi Viscuso 18 Ocak’ta bebek arabasıyla görüntülendi.
Oyuncu, yaklaşık 3 yıldır 34 yaşındaki Natalie Viscuso ile aşk yaşıyor. Çift 2021 yılında Instagram’da paylaştıkları kareyle birlikteliklerini ilan etmişti.
Oyuncu 2017 yılında verdiği bir röportajda “Eğer bir gün çocuğum olursa, onun etrafında pervane olan bir baba olmak istiyorum” demişti.
Read More

Kötülüğün Döngüsü 7 yıl sonra yeniden sahnede

Piyanist, orkestra şefi ve besteci Benjamin Britten’ın bestelediği “Kötülüğün Döngüsü” operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından yeniden sahnelenecek.

Henry James’in aynı isimli hikayesinden uyarlanan ve Myfanwy Piper tarafından librettosu yazılan eser, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde izleyiciye sunulacak. Eser, iki çocuğa bakmak üzere işe alınan genç mürebbiyenin, yakın zamanda ölmüş, eski uşak ve mürebbiyenin hayaletlerini gördüğüne inanmaya başlamasını işliyor. Aytaç Manizade’nin rejisörlüğünü üstlendiği operada, ünlü orkestra şefi Richard Hetherington da yer alıyor. “HER ESERİ DÜNYANIN EN ÖNEMLİ USTALARIYLA ORTAYA ÇIKARIYORUZ”

İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, gösteriye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, eseri tekrar repertuvara katmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda bizi takip eden önemli bir kitle var. Bütün temsillerimiz doluyor. Biz seyircilerimize farklı operaları, konser içeriklerini ve dans gösterilerini sunuyoruz. Bu bağlamda bu eser çok önemli.” dedi.

Eserin, 1954’te Venedik Bienali için sipariş edilen bir oda operası olduğunu aktaran Akgün, şöyle devam etti: “Çağdaş zamana ve dinamiklere uygun bir eser. Artık büyük sahneler, büyük dekorların yanı sıra günümüz insanına daha kolay ulaşabilmek adına minimal ölçülerde oluşturulmuş eserler de var. Bu eserleri de biz sanatseverlerle paylaşmak durumundayız. Bu bizim sorumluluğumuz. Bu yüzden 20. yüzyılın müziğinden bir örneği, bu sene repertuvarımıza aldık. Çok yetkin solist kadromuz ile Londra’dan gelen şefimiz, bu eseri bizimle beraber tekrar çalıştı.” “SANAT KURULUMUZ BURADA EN İYİ VERİMİ ALACAĞIMIZ ESERLERİ TEK TEK SEÇİYOR”

Caner Akgün, İDOB’un, önemli isimlerle çalışan ve seyirciye en nitelikli eserleri sunan bir kurum olmaya devam ettiğini vurgulayarak, “Biz 1960’tan, İstanbul Şehir Tiyatrosundan beri gerçekleştirdiğimiz her eseri, dünyanın en önemli ustalarıyla fikir alışverişi yaparak ortaya çıkarıyoruz. Aytaç Manizade’nin rejisi ve yaratıcı kadromuzun eserleriyle çok heyecanlı bir şekilde, yeniden prömiyere hazırlanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Süreyya Operası Sahnesi’nin, mekana ait eserleri seçmeye yönelttiğini dile getiren Akgün, şunları kaydetti: “Sanat kurulumuz burada en iyi verimi alacağımız eserleri tek tek seçiyor. Bu eserleri tekrar döndürmemiz bir yana, bir de yeni gelen eserlere burada yer vermek istiyoruz. Burayı Türkçe eserlerin, operetlerin, Türk eserlerinin yeni prömiyerlerinin yapıldığı, aynı zamanda da evrensel boyutta oda operalarının, barok operaların, bazı klasik ve ilk dönem operalarının da yapıldığı bir merkeze dönüştürmeyi düşünüyoruz.”

Akgün, 1 Mart’a kadar, 6 temsilin blok halinde sanatseverlerin beğenisine sunulacağını söyleyerek, “Sanırım birkaç bilet kaldı. Sanatseverleri, bir an önce bilet almaları için uyarayım.” diye konuştu. “GERİLİMİ FAZLA, DUYGUSU YOĞUN BİR ESER”

Aytaç Manizade de eseri 2011’de sahnelediklerine işaret ederek, “Şimdi tekrar gündeme geldi, repertuvara girdi. 12 kişilik ekibimizin sekizi yeni dahil oldu. Çok kısa sürede yoğun bir çalışma yaptık. James’in çok önemli bir eseri. Britten besteliyor ve 20. yüzyılın en başarılı oda operalarından biri oluyor. Son derece az kadrolu ama içeriği çok yoğun bir eser.” ifadelerini kullandı.

Psikolojik bir gerilim olduğunun altını çizen Manizade, “Çocukların da olduğu bir gerilim eseri. Bu yüzden çok derinliği var. Seyrettiğinizde hep yorum getiriyorsunuz. Ben çalışırken öyle yaptım. ‘Bu da olur. Şu da olabilir.’ gibi. Her cümlesinde bir şeyler bulup, üretebiliyorsunuz. Gerilimi fazla, duygusu yoğun bir eser.” dedi. Manizade, eserde yer alan herkesin heyecanlı olduğunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son derece zor bir müzik. Çocuk solistler beklediğimden çok daha yetenekli çıktı. Başlangıçta asistanlar çalıştırmaya başladı, sonra ben devraldım. Baktım çok güzel bir iş çıkartacaklar. Bir tanesi zaten operamızda çok genç bir soprano. Çok yoğun programın içinde bir çalışma oldu. Hepimiz çok sevdiğimiz için eseri herkes azimle en iyi şekilde yapmaya çalıştı.” Eserin dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını Ayşegül Alev, ışık tasarımını Cem Yılmazer üstlendiği. İngilizce sahnelenecek eser, Türkçe üst yazı ile de izleyiciye sunulacak. Opera, 2013’te Macaristan’da düzenlenen “Armel Opera Competition” festivalinde “En İyi Prodüksiyon” da dahil olmak üzere 4 farklı ödüle layık görülmüştü. Eser en son 2018’de sanatseverlerle buluştu. Eser, bugün, yarın, 21, 24, 25 ve 28 Şubat’ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde izlenebilecek.

Read More