
Elinizde sıcacık bir içecek eşliğinde izleyebileceğiniz en iyi kış temalı filmleri bir araya getirdik. İşte dışarıda kar yağarken izleyebileceğini filmler…










Kadın kategorisinde genel olarak Moda başta olmak üzere Kadın’a dair her şey yer almaktadır.

Elinizde sıcacık bir içecek eşliğinde izleyebileceğiniz en iyi kış temalı filmleri bir araya getirdik. İşte dışarıda kar yağarken izleyebileceğini filmler…











Devlet Tiyatrolarının (DT) atölye çalışmalarında atıklardan tasarlanan kostümler sanat malzemesine dönüştürüldü.
ATO Congresium’daki ArtAnkara 11. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, 150’den fazla galeriyi bir araya getirmesinin yanı sıra bu yıl DT’nin “Atık Malzemeden Kostüm Yapımı Atölyesi Sergisi” ile “Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları Sergisi”ne de ev sahipliği yapıyor. Farklı dönemlerden oyunlara ait kostümler ile bu kostümlerin tasarım süreçleri ve sanatçıların yaratıcılığına ışık tutan Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları Sergisi, geçmişten günümüze tiyatro sahnesinin önemli bir parçası olan kostüm tasarımcılarının çalışmalarını görünür kılmayı hedefliyor. Sergide, yıllarca usta oyuncuların sahnede giydiği kostümleri tasarlayan isimlerin çalışmaları yer alıyor. Aralarında sanatçı Ayten Gökçer’in kostümlerini hazırlayan Hale Eren’in de bulunduğu birçok deneyimli tasarımcının eserleri, tiyatro sahnesinin arkasındaki emeği gözler önüne seriyor. Atıkların sanatla buluşmasını sağlayan, bireylerin farkındalığını artırmayı ve yaratıcılıklarını ortaya çıkarmalarına imkan tanımayı hedefleyen Atık Malzemeden Kostüm Yapımı Atölyesi Sergisi ise bu kez profesyonel tasarımcılarla değil, öğrenciler, ev kadınları ve farklı mesleklerden kişilerle hayata geçirildi.
“18 KADIN KOSTÜM TASARIMCISININ TASARIMLARINI DEPOLARDAN ÇIKARDIK”
Sergilerin küratörlüğünü üstlenen Devlet Tiyatroları Sanat Teknik Müdürü ve Baş Dekoratör Hakan Dündar, AA muhabirine sergiye ilişkin bilgi verdi. Dündar, Repliklerden Sahneye DT Kadın Kostüm Sanatçıları Sergisi için Devlet Tiyatrosu’nun kuruluş tarihinden bugüne kadar kurumda çalışan 18 kadın kostüm tasarımcısının tasarımlarını depolardan çıkardıklarını, bazılarının ise replikalarını yaptıklarını ve her tasarımcının bir tasarımıyla sergiye katılmış olduğunu söyledi. Atık Malzemeden Kostüm Yapımı Atölyesi Sergisi’nin ise yürüttükleri atölye çalışmasının sonucunda ortaya çıktığını anlatan Dündar, şunları kaydetti: “İstanbul’da yapılan Devlet Tiyatroları Kadın Oyun Yazarları Festivali kapsamında yaptığımız bir workshop vardı. O workshopta çıkan bu tasarımlar, öğrencilerle yaptığımız bir çalışmaydı. Devlet Tiyatrosunun Adana, Antalya, Trabzon festivallerinde atölye çalışmalarını sürdürdük ve atölye çalışmalarından bir seçki yapıp sergiyi oluşturduk.” PLASTİK TABAK, BULAŞIK SÜNGERİ, ÇATAL, KAŞIK KULLANILDI
Dündar, amaçlarının geri dönüşümü ve atık malzemeleri değerlendirmek olduğunu belirterek, “Atıkları, yaşama kazandırmak istiyoruz. Kostümlerin hepsinin bir iç konstrüksiyonu var ve hepsi şu an manken üzerinden çıkarılıp giyilebilecek durumda. Bu kostümleri giymek istersek, giyilebilir bir yapısı var, ona göre planlandı.” diye konuştu.
Kostümlerin plastik tabak, çatal, kaşık, bulaşık süngeri ve otel terliği gibi gündelik hayatta kullanılan malzemelerle tasarlandığını aktaran Dündar, DT oyunlarındaki dekor ve kostümleri, geri dönüşüm çalışmaları kapsamında başka tasarımlarda da kullandıklarını, Brecht oyununda yer alan bir kostümün, tasarımcının yorumuyla Çehov kostümüne dönüştürülebildiğini söyledi.
23 Şubat’a kadar sürecek serginin başka bir amacının da insanların yaratıcılıklarını fark etmelerine ve ortaya çıkarmalarına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Dündar, bu çalışmaların başkalarına ilham vermesinden mutluluk duyacaklarını kaydetti.

İstanbuld’da hayatını kaybeden tiyatro ve dizi oyuncusu Emin Gümüşkaya için cenaze töreni düzenlendi. Gümüşkaya’nın cenazesi Üsküdar’da düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere memleketi Bursa’ya gönderildi.








İstanbuld’da hayatını kaybeden tiyatro ve dizi oyuncusu Emin Gümüşkaya için cenaze töreni düzenlendi. Gümüşkaya’nın cenazesi Üsküdar’da düzenlenen törenin ardından defnedilmek üzere memleketi Bursa’ya gönderildi.








Eskişehir’de yaşayan, Kültür ve Turizm Bakanlığının geleneksel el sanatçısı 54 yaşındaki Kaan Köse, ortaokul yıllarında iş teknik öğretmeninin yönlendirmesiyle başladığı naht sanatında ustalaşarak, evinin alt katına kurduğu atölyede 6 farklı sanatı bir araya getirip özgün eserler üretiyor.






“Hello”, “Someone Like You”, “Skyfall” ve “When We Were Young” gibi şarkılarla tanınan Grammy ödüllü İngiliz sanatçı Adele’in şarkısının çalıntı olduğu iddia edildi. Aynı şarkı, daha önce Ahmet Kaya’nın bir şarkısına benzetilmişti.







Dünyaca ünlü Harry Potter serisinde filmin baş karakteri Harry Potter’a hayat veren Daniel Radcliffe servetiyle yine gündemde. 11 yaşında çocuk oyuncu olarak kariyerine adım atan İngiliz aktörün ne kadar kazandığı merak konusu oldu.






Grammy ödüllü ünlü şarkıcı Beyonce, Los Angeles’taki yangınlardan etkilenenlere yardım etmek için 2,5 milyon dolar bağışladı.






Son olarak Justice League ve Zack Snyder’s Justice League filmlerinde Superman rolünü canlandıran İngiliz oyuncu Henry Cavill baba oldu.






Piyanist, orkestra şefi ve besteci Benjamin Britten’ın bestelediği “Kötülüğün Döngüsü” operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından yeniden sahnelenecek.
Henry James’in aynı isimli hikayesinden uyarlanan ve Myfanwy Piper tarafından librettosu yazılan eser, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde izleyiciye sunulacak. Eser, iki çocuğa bakmak üzere işe alınan genç mürebbiyenin, yakın zamanda ölmüş, eski uşak ve mürebbiyenin hayaletlerini gördüğüne inanmaya başlamasını işliyor. Aytaç Manizade’nin rejisörlüğünü üstlendiği operada, ünlü orkestra şefi Richard Hetherington da yer alıyor. “HER ESERİ DÜNYANIN EN ÖNEMLİ USTALARIYLA ORTAYA ÇIKARIYORUZ”
İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, gösteriye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, eseri tekrar repertuvara katmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda bizi takip eden önemli bir kitle var. Bütün temsillerimiz doluyor. Biz seyircilerimize farklı operaları, konser içeriklerini ve dans gösterilerini sunuyoruz. Bu bağlamda bu eser çok önemli.” dedi.
Eserin, 1954’te Venedik Bienali için sipariş edilen bir oda operası olduğunu aktaran Akgün, şöyle devam etti: “Çağdaş zamana ve dinamiklere uygun bir eser. Artık büyük sahneler, büyük dekorların yanı sıra günümüz insanına daha kolay ulaşabilmek adına minimal ölçülerde oluşturulmuş eserler de var. Bu eserleri de biz sanatseverlerle paylaşmak durumundayız. Bu bizim sorumluluğumuz. Bu yüzden 20. yüzyılın müziğinden bir örneği, bu sene repertuvarımıza aldık. Çok yetkin solist kadromuz ile Londra’dan gelen şefimiz, bu eseri bizimle beraber tekrar çalıştı.” “SANAT KURULUMUZ BURADA EN İYİ VERİMİ ALACAĞIMIZ ESERLERİ TEK TEK SEÇİYOR”
Caner Akgün, İDOB’un, önemli isimlerle çalışan ve seyirciye en nitelikli eserleri sunan bir kurum olmaya devam ettiğini vurgulayarak, “Biz 1960’tan, İstanbul Şehir Tiyatrosundan beri gerçekleştirdiğimiz her eseri, dünyanın en önemli ustalarıyla fikir alışverişi yaparak ortaya çıkarıyoruz. Aytaç Manizade’nin rejisi ve yaratıcı kadromuzun eserleriyle çok heyecanlı bir şekilde, yeniden prömiyere hazırlanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Süreyya Operası Sahnesi’nin, mekana ait eserleri seçmeye yönelttiğini dile getiren Akgün, şunları kaydetti: “Sanat kurulumuz burada en iyi verimi alacağımız eserleri tek tek seçiyor. Bu eserleri tekrar döndürmemiz bir yana, bir de yeni gelen eserlere burada yer vermek istiyoruz. Burayı Türkçe eserlerin, operetlerin, Türk eserlerinin yeni prömiyerlerinin yapıldığı, aynı zamanda da evrensel boyutta oda operalarının, barok operaların, bazı klasik ve ilk dönem operalarının da yapıldığı bir merkeze dönüştürmeyi düşünüyoruz.”
Akgün, 1 Mart’a kadar, 6 temsilin blok halinde sanatseverlerin beğenisine sunulacağını söyleyerek, “Sanırım birkaç bilet kaldı. Sanatseverleri, bir an önce bilet almaları için uyarayım.” diye konuştu. “GERİLİMİ FAZLA, DUYGUSU YOĞUN BİR ESER”
Aytaç Manizade de eseri 2011’de sahnelediklerine işaret ederek, “Şimdi tekrar gündeme geldi, repertuvara girdi. 12 kişilik ekibimizin sekizi yeni dahil oldu. Çok kısa sürede yoğun bir çalışma yaptık. James’in çok önemli bir eseri. Britten besteliyor ve 20. yüzyılın en başarılı oda operalarından biri oluyor. Son derece az kadrolu ama içeriği çok yoğun bir eser.” ifadelerini kullandı.
Psikolojik bir gerilim olduğunun altını çizen Manizade, “Çocukların da olduğu bir gerilim eseri. Bu yüzden çok derinliği var. Seyrettiğinizde hep yorum getiriyorsunuz. Ben çalışırken öyle yaptım. ‘Bu da olur. Şu da olabilir.’ gibi. Her cümlesinde bir şeyler bulup, üretebiliyorsunuz. Gerilimi fazla, duygusu yoğun bir eser.” dedi. Manizade, eserde yer alan herkesin heyecanlı olduğunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son derece zor bir müzik. Çocuk solistler beklediğimden çok daha yetenekli çıktı. Başlangıçta asistanlar çalıştırmaya başladı, sonra ben devraldım. Baktım çok güzel bir iş çıkartacaklar. Bir tanesi zaten operamızda çok genç bir soprano. Çok yoğun programın içinde bir çalışma oldu. Hepimiz çok sevdiğimiz için eseri herkes azimle en iyi şekilde yapmaya çalıştı.” Eserin dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını Ayşegül Alev, ışık tasarımını Cem Yılmazer üstlendiği. İngilizce sahnelenecek eser, Türkçe üst yazı ile de izleyiciye sunulacak. Opera, 2013’te Macaristan’da düzenlenen “Armel Opera Competition” festivalinde “En İyi Prodüksiyon” da dahil olmak üzere 4 farklı ödüle layık görülmüştü. Eser en son 2018’de sanatseverlerle buluştu. Eser, bugün, yarın, 21, 24, 25 ve 28 Şubat’ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Sahnesi’nde izlenebilecek.
