Arama: Teknoloji

Medya’nın renkli dünyasına ait en son içerikler paylaşımlar csahaber.com’da

Dijital Telif Yasası'nda sona doğru

Dijital Telif Yasası’nda sona gelindi. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, düzenleme ile İçerik üreten kişi ile kurum ve kuruluşların telif haklarının, koruma altına alınacağını söyledi. Böylece emek hırsızlığının önüne geçileceğini belirtti.

Dijital içeriklerde, hak sahiplerinin izni alınmaksızın telifsiz şekilde kullanılmasının önüne geçilecek. İçerik üreten kişi, kurum ve kuruluşların telif hakları koruma altına alınacak. Hedef, Emek hırsızlığının önüne geçmek. Dijital Telif Yasası hazırlıkları sürüyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dijital Mecralar Komisyonu’nunda basın-yayın kurumlarının ürettiği haberin farklı mecralarda kullanılmasının önüne geçilmesi amacıyla çalışmla başlatıldığını söyledi. Sayan, “Emekle üretilen içerikler korunmuş olacak. Meclis’teki çalışmalar devam ediyor. Çalışmalar tamamlandığında ilgili olduğu ölçüde kamuoyu ile paylaşılacaktır.” dedi. Düzenlemeye ilişkin, Ulaştırma ve Altyapı ile Kültür ve Turizm bakanlıklarından yetkiler Meclis’te sunum yaptı. Rekabet Kurumu yetkilileri de komisyon üyelerine bilgi verdi. Taslağa kısa sürede son şeklinin verilmesi, ardından da kamuoyunun görüşüne açılması bekleniyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Elektronik mührün, mali mühür yerine kullanılabileceğine ilişkin düzenlemelerin de yapılmasının ardından ülkemizde elektronik mührün kullanımını başlatmayı planlıyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında gerçekleştirilen “elektronik mühür” düzenlemesine dair bilgi verdi. Elektronik imzanın gerçek kişilere verildiğini ve kişinin ıslak imzasına karşılık geldiğini hatırlatan Uraloğlu, uygulamanın imza sahibinin kimliğinin doğrulanmasını ve imzalanan verinin bütünlüğünü sağladığını bildirdi. Uraloğlu, “elektronik mührün” ise tüzel kişilikler yani şirketler, kuruluşlar ve kurumlar için olduğuna işaret ederek, “Elektronik bir dokümanın tüzel kişi tarafından oluşturulduğunun ve kaynağının belirlenmesi, mühürlenen verinin bütünlüğü elektronik mühür ile sağlanacak.

Kamu işlemlerinin dijitalleşmesinin yanı sıra zamandan, kağıttan ve birçok diğer giderden tasarruf sağlayacak, resmi evrak güvenliğini artıracak bir adımı daha atmış bulunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“GEREKLİ HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZI TAMAMLADIK”

Uraloğlu, Türkiye’de, ilgili kanun kapsamında yetkilendirilmiş ve aktif olarak faaliyet gösteren 8 elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı (ESHS) bulunduğuna dikkati çekti. Yönetmelikle düzenlenen elektronik mühürlerin de elektronik imza mevzuat kapsamında faaliyet gösteren ESHS’ler tarafından verileceğini bildiren Uraloğlu, “Bunun için gerekli hazırlık çalışmalarımızı tamamladık. Elektronik mührün, mali mühür yerine kullanılabileceğine ilişkin düzenlemelerin de yapılmasının ardından ülkemizde elektronik mührün kullanımını başlatmayı planlıyoruz.” ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, elektronik imzalı verileri kimin imzaladığı kadar imzalayanın hangi kurum adına imza attığının da önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Elektronik ortamda bir belgeyi üreten kurum, kuruluş, işletme ya da tüzel kişiliğin belirlenebilmesi için mali mühür uygulamasını başlattık. 5070 Sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikle hukuki dayanağı oluşturulan elektronik mühür ile ilgili çalışmaların yapılmasının ardından elektronik mührün hem mali mühür hem de kurumsal mühür yerine kullanılabilmesini sağlayacağız.”

Haber tercihi değişiyor: TikTok, X'i geride bıraktı

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü 2024 Dijital Haber raporunu yayımladı. Son 10 yılda Televizyon ve yazılı basının izleyici kitlesindeki keskin düşüşü gösteren rapor, gençlerin haberleri internet veya sosyal medya aracılığıyla almayı tercih ettiğini belirtti. Sosyal medya platformları arasında yükselen ise TikTok oldu, X’i geride bırakan platform özellikle 18-24 yaş arasındakilerin ilk tercihi.

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, 2024 Dijital Haber Raporu’nu yayımladı. Rapora göre dünyada haber okuma, dinleme ve izleme sayısı azalıyor. Haber takibinden uzaklaşılmasının en önemli nedeni ise yayımlanan haberlerin depresif, acımasız ve sıkıcı bulunması.
Rapora göre dünyada her 10 kişiden dördü  bazen ya da sık sık aktif şekilde haberlerden uzak durduklarını söyledi.  2017’de yüzde 29 olan bu oran yeni raporda yüzde 39 olarak kaydedildi.
Raporun yazarları, Ukrayna ve Ortadoğu’da devam eden çatışmaların, insanların haber takip etmemek istemesine katkıda bulunmuş olabileceğini düşünüyor.
Raporda vurgulanan bir diğer nokta da, haberden kaçınma düzeyinin rekor derecede yüksek seviyeye ulaşması.
Bu yılki rapor için YouGov araştırma şirketi 47 ülkede 94 bin 943 yetişkinle görüştü. Görüşmeler, dünya çapında milyarlarca kişinin ulusal ve bölgesel seçimler için sandık başına gittiği bir dönemde yapıldı. Rapor için yapılan araştırmada, ABD dahil birkaç ülkede seçimlerin haberlere ilgiyi artırdığı ancak genel eğilimin aşağı yönlü olmaya devam ettiği tespit edildi. Dünya çapında yapılan araştırmaya katılanların yüzde 46’sı, haber takibiyle çok ya da aşırı derecede ilgili olduklarını söyledi. 2017’de bu oran yüzde 63’tü.
Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün 2024 Dijital Haber Raporu’na göre, kadınların ve gençlerin, etraftaki haber yoğunluğundan dolayı kendilerini yorgun hissetme olasılıkları daha fazla. Rapor için yapılan araştırma, haberlere güvenin yüzde 40 oranında sabit kaldığını, ancak koronavirüs pandemisinin en yüksek olduğu döneme kıyasla bu oranın yüzde 4 oranında azaldığını gösterdi.
Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün 2024 Dijital Haber Raporu’nda, son 10 yılda TV ve yazılı basın gibi geleneksel haber kaynaklarının izleyici kitlesinin keskin şekilde düştüğü, gençlerin haberleri internet veya sosyal medya aracılığıyla almayı tercih ettiği belirtildi.İngiltere’de, rapor için yapılan araştırmaya katılanların yaklaşık dörtte üçü (%73) haberleri internetten aldıklarını söyledi. Bu oran TV için yüzde 50, yazılı basın için ise sadece yüzde 14 oldu.
Haber takibi için en önemli sosyal medya platformu, uzun süredir düşüşte olmasına rağmen hala Facebook.YouTube ve WhatsApp birçokları için önemli haber kaynakları olmaya devam ediyor. TikTok da yükselişte ve ilk kez X’i (eski adıyla Twitter) geride bıraktı. 18-24 yaş arasındakilerin yüzde 23’ü, haber takibi için TikTok’u kullanıyor.Video paylaşım uygulaması YouTube’u haber takibi için kullananların oranı yüzde 13. X için ise bu oran yüzde 10.Raporda, bu değişimlere bağlı olarak videonun, özellikle genç gruplar için internette daha önemli bir haber kaynağı haline geldiği, en çok ilgi çekenlerin kısa haber videoları olduğu kaydedildi.
Raporun baş yazarlarından Nic Newman’a göre tüketiciler, kullanımı kolay olduğu ve çok çeşitli alanda ilgi çekici içerik sunduğu için videoyu benimsiyor. Ancak birçok geleneksel haber merkezinin kökleri hala yazılı metin temelli bir kültüre dayandığı için bu haber merkezleri, hikaye anlatımlarını yeni tekniklere uyarlamakta zorlanıyor.Raporda belirtilen bir diğer nokta da, yayıncılar için haber podcastinin parlak bir nokta olduğu. Ancak podcast hala genelde öncelikle iyi eğitimli izleyicilerin ilgisini çeken “azınlık etkinliği” olarak nitelendiriliyor.Raporda, yapay zekanın özellikle siyaset veya savaş gibi ciddi konularda habercilikte nasıl kullanılabileceği konusunda kamuoyunda yaygın şüphe olduğu da vurgulanıyor ve şu tespite yer veriliyor: “Yapay zekanın deşifre ve çeviri gibi perde arkası görevlerde, gazetecilerin yerine geçmek yerine desteklenmesinde kullanılması daha fazla rahatlık sağlıyor.”
Türkiye’de haberler daha çok online takip ediliyor. Haber kaynağı olarak internetin kullanım oranı yüzde 70. Bu rakama sosyal medya platformları da dahil.Televizyon yüzde 56, sosyal medya yüzde 45, yazılı basın ise yüzde 19 ile son sırada yer alıyor.Türkiye’de en popüler sosyal medya platformları sırasıyla Youtube (Yüzde 60), Instagram (Yüzde 59) Whatsapp (Yüzde 62), Facebook (Yüzde 45), X (Yüzde 29), Tiktok (Yüzde 20)Bu platformların haber için kullanım oranı ise Youtube (Yüzde 38), Instagram (Yüzde 38) Whatsapp (Yüzde 29), Facebook (Yüzde 27), X (Yüzde 22), Tiktok (Yüzde 10)

Kayıp uygarlığa ait 2 bin 500 yıllık antik taş keşfedildi

İspanyol arkeologlar yakın zamanda, üzerine kafa karıştırıcı semboller kazınmış antik bir taş keşfettiler. Taşın M.Ö 600 yılına ait olduğu belirlendi.

İspanya’daki arkeologlar kısa bir süre önce Rosetta Taşı’ndan yaklaşık 400 yıl öncesine yazılı antik kaya levhası ortaya çıkardı. Fox News’in haberine göre, İspanya’nın güneybatısındaki keşfin antik Paleo-Hispanik Tartessos uygarlığı ile ilişkili olduğuna inanılıyor. 

Tartessos halkı, İber yarımadasına ilk kez MÖ 8. yüzyılda yerleşen ve ayrıntılı yazı sistemleriyle tanınan eski bir uygarlıktı. M.Ö 4. yüzyılda gizemli bir şekilde ortadan kayboldular. Yüzyıllar boyunca kalıntılarının bulunmaması nedeniyle “kayıp” toplum olarak adlandırılıyor. 

Badajoz eyaletinin Casas del Turuñuelo bölgesindeki bir arkeolojik alanda keşfedilen 20 santimetre kayanın M.Ö. 600 gibi erken bir tarihte yontulduğuna inanılıyor. Bu, M.Ö. 196’da Mısır’da bulunan Rosetta Taşı’ndan yüzlerce yıl öncesine denk geliyor.

21 FARKLI İŞARET DİZİSİ İspanya Ulusal Araştırma Konseyi (CSIC), üzerinde savaşçı figürlerinin de bulunduğu tablet çerçevesinde çizilmiş 21 işaret dizisi tespit etti. Barselona Üniversitesi araştırmacısı Joan Ferrer i Jané, bilinen bir dizinin işaretleriyle uyumlu başka vuruşların da görüldüğünü söyledi. “Bu alfabenin 27 işareti var ve bugüne kadar bildiğimiz tek eksiksiz alfabe” diye ekledi. Ancak, kenarlarından birinde üçgen bir parçanın eksik olduğunu belirten uzamanlar bölünmüş alanda en az 6 işaretin kaybolmuş olabileceğini söyledi.  BİR PARÇASI EKSİK  Eksik parçanın içinde antik dilin daha fazla parçasını ortaya çıkarma potansiyeli olabileceğini söyleyen araştırmacı, “Eğer tamamen simetrik olsaydı ve işaretler levhanın dört kenarından üçünü tamamen kaplasaydı 32 işarete ulaşabilirdik” dedi.  Kazılara liderlik eden Mérida Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog Esther Rodríguez González, “Bu keşif yarımada arkeolojisinde eşsiz bir örneği temsil ediyor ve bizi Tartessos’ta bugüne kadar görünmeyen zanaatkarlık süreçlerine dair bilgilere bir adım daha yaklaştırıyor.” diyor.

İnsansız kara aracı ALPAR: İlk kez yurt dışında boy gösterecek

Türkiye’nin ilk ağır sınıf insansız kara aracı ALPAR, yurt dışında vitrine çıkacak.

Türk savunma sanayisinin önde gelen askeri kara aracı üreticilerinden Otokar, yarın Paris’te başlayacak Avrupa’nın en büyük, dünyanın önde gelen savunma sanayi fuarlarından Eurosatory’de bir dizi ürününü sergileyecek. Bu kapsamda, ağır sınıf insansız kara aracı ALPAR, yurt dışında ilk kez tanıtılacak. Türkiye’nin insansız olarak tasarlanan ilk ağır sınıfı kara aracı olan 15 ton azami yüklü ağırlığa sahip ALPAR, seri hibrit elektrikli tahrikli altyapısı ile tamamen sessiz görev yapabiliyor. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Otokar, ilk kez geçen yıl tanıttığı ALPAR’a yönelik olarak geçen sürede mühendislik ve kalifikasyon test faaliyetlerine yönelik bir dizi çalışma yürüttü. Bu kapsamda, araçta otonomi ve uzaktan kontrol alanına odaklanıldı, bu alanda geliştirme ve test faaliyetleri gerçekleştirildi. Yürütülen çalışmalar sonunda sürüş kontrolleri ve algoritmaları geliştirilen ALPAR’a otonomi alanında A noktasından B noktasına devriye ve öndeki aracı takip etme fonksiyonları, 2D ve 3D haritalama özelliği kazandırıldı. Bu fonksiyonların ileri seviye geliştirilme faaliyetleri devam ediyor. Otonomi ve sürüş destek konularında ALPAR daima gelişime açık bir araç olacak. Teknoloji ve yürütülen çalışmalara göre Otokar, aracın otonomi seviyelerini sürekli artıracak. Yol ve arazide gücünü test ediyor Bu geliştirmelerin dışında seri hibrit güç alt yapısına sahip ALPAR’ın yol ve arazi ortamlarındaki mobilite testlerine devam ediliyor. Bu testler, yüksek gerilime sahip batarya verimliliğini, güç tüketimlerini ve araç menzilini, elektrik motor verimliliklerini ve optimizasyonlarını içeriyor. Aracın kontrol edildiği Uzaktan Kontrol Birimi ünitesinde de kullanıcı kontrolünü kolaylaştırmak, daha etkin hale getirmek ve durumsal farkındalığı arttırmak adına geliştirme faaliyetleri devam ediyor. Otokar, ALPAR ile teknolojik yenilikleri takip ederek Türk savunma sanayisine en ileri seviyede yenilikçi bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Gelecek insansız sistemlere işaret ediyor İnsansız araçların askeri amaçlarla kullanımına yönelik olarak savunma sanayisi gelişmiş, modern ordulara sahip ülkelerde çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Dünyada ALPAR tarzı araçlar henüz tam operasyonel değiller ve geliştirme faaliyetleri şirket/askeri güç seviyelerinde devam ediyor. Ancak gelecekte otonom sistemlerin muharebe sahasının bir parçası olması bekleniyor. Muharebe sahasının her zaman insan kararını gerektiren koşullara sahip olması otonom sistemlerin birebir insanların yerini almasının mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Bunun yanında ALPAR gibi araçlar tehlikeli görevlerde personeli korumak için büyük avantaj sunuyor. Bilinmezliğin yüksek olduğu veya insan için zararlı olacak KBRN tehdidi gibi pek çok riski barındıran görevde askeri korumak amacıyla bu sistemlerin yaygın olarak kullanılması öngörülüyor. Yapay zeka ile insan hatasını en aza indirecek; devriye, gözetleme gibi rutin görevlerde de insansız sistemlerin gelecekte ön plana çıkacağı değerlendiliyor. Otonom sistemlerin uzak gelecekte ise tank takımlarında “kanat tankı” olarak görev alması bekleniyor. Diğer İHA ve İKA’larla çalışacak, pek çok görevin üstesinden gelecek ALPAR, muharebe sahasındaki tüm bu ihtiyaçlar ve son teknolojik gelişmeler dikkate alınarak geliştirildi. Farklı görev ihtiyaçlarına yönelik çözümler sağlayan modüler elektronik altyapısı sayesinde keşif gözetleme veya muharebeye yönelik farklı görev kabiliyetlerini ortaya koyabilen ALPAR, otonom ve uzaktan komuta, düşük termal ve akustik iz, araç takip, arazide hafif tank ve benzeri araçlara denk hareket çevikliği gibi yetenekleri birleştiriyor. ALPAR, sahip olduğu elektrikli tahrik altyapısı sayesinde insanlı araçlarla ve/veya piyadeyle birlikte ana unsur veya kanat elemanı olarak görev icra edebiliyor, tehlikeli bölgelerde engel keşfi, meskun mahalde gözetleme ve keşif, arazi şartlarının değişmesi halinde güzergah keşfi gibi maksatlarla araçta taşınan insansız hava ve kara (İHA/İKA) araçlarıyla birlikte kullanılabiliyor. Düşman/terör mevzilerinin atış ile baskı altına alınması, personel riskini asgariye indirerek düşman araçlarıyla tesislerinin ana silah veya güdümlü füze ile etkisiz hale getirilmesi, ateş ve ateş destek unsuru olarak görev yapması, keşif ve gözetleme görevlerinin icrası gibi sorumluluklar üstlenebilen ALPAR, devriye, sınır gözetleme, mini insansız kara aracı ve dron taşıma gibi otonom görevleri, hedef tespiti ve lojistik destek faaliyetlerini yerine getirebiliyor. ALPAR ayrıca dolanan mühimmat taşıyıcı, otonom ikmal, İHA savar, elektronik harp gibi görevler için uygun platform olarak öne çıkıyor. Dost/düşman tanıyor, eve dönüyor Otonom ve uzaktan kontrollü sürüş kabiliyetleri kapsamında 360 derece durumsal farkındalığa sahip araç, MIMO radyo ile kullanım durumunda 5 kilometreye kadar görev yapabiliyor, uydu haberleşme ile etkin, gelişmiş uzaktan kontrol ve bağlantı yetenekleri sunuyor. Küresel Konum Belirleme Sistemi olmayan ortamlarda yerel harita üzerinden yol belirleyebilen ALPAR, verilen rotaya gidiş ve devriye görevleri, öndeki aracı ya da personeli takip etme, konvoy görevi, diğer insansız unsurlar ile haberleşme, eve dönüş, 2D ve 3D LIDAR haritalama, engel algılama ve yeni rota belirleme, dost/düşman tanıma, sürü yönetimi gibi yeteneklerle verilen görevleri yerine getiriyor.

2 bin yıllık papirüs: İsa'nın çocukluğuna dair en eski kayıt keşfedildi

Almanya’da bir kütüphanede yıllardır sergilenen bir belgenin gizemi çözüldü. 2 bin yıllık olduğu düşünülen el yazması belgenin İsa’nın çocukluğuna dair bilinen en eski kayıt olduğu öğrenildi.

Almanya’nın Hamburg kentindeki bir kütüphanede uzun süre önemsiz bir belge olarak muhafaza edilen el yazması papirüsun 4. veya 5. yüzyıla ait eski bir dini belge olduğu ortaya çıktı. 

2 bin yıllık olduğu düşünülen metinin, İsa’nın çocukluk yıllarına ait bir hikayeyi içerdiği öğrenildi.

El yazması, İsa’nın çocukluğundan kalma, 12 kil serçesini canlı kuşlara dönüştürdüğü “serçelerin canlanmasının” başlangıcını anlatıyor. Yunan harfleriyle toplam 13 satırdan oluşuyor ve o dönemde Hıristiyan bir toplum olan Geç Antik Mısır’dan geliyor. Keşif, teoloji hocası Lajos Berkes ve diğer uzmanlar tarafından yapıldı.

Berkes, papirüs parçasının ilk başta günlük bir belge olarak düşünüldüğünü ancak içeriğin dikkat çekici olduğunun anlaşılmasıyla büyük bir keşif yaptıklarını vurguladı.

EN ESKİ BELGE  Thomas’ın Bebeklik İncili (IGT), İsa’nın çocukluğunu anlatan eski metin olup, Antik ve Orta Çağ’da popülerdi ancak bazı Hıristiyan yazarlarının doğruluğu konusunda şüpheleri bulunduğu için resmi olarak İncil’e dahil edilmedi.

IGT’nin en eski bilinen versiyonu 11. yüzyıldan kalma bir kodekstir. Ancak, Hamburg’daki kütüphanede bulunan yeni papirüs parçası, bu belgenin 600 yıl öncesine ait.

Bu keşif, Thomas’ın Bebeklik İncili’nin kökenleri ve geçmişi hakkında önemli yeni bilgiler sağlayayacağı tahmin ediliyor. 

2 bin yıllık papirüs: İsa'nın çocukluğuna dair en eski kayıt

Almanya’da bir kütüphanede yıllardır sergilenen bir belgenin gizemi çözüldü. 2 bin yıllık olduğu düşünülen el yazması belgenin İsa’nın çocukluğuna dair bilinen en eski kayıt olduğu öğrenildi.

Almanya’nın Hamburg kentindeki bir kütüphanede uzun süre önemsiz bir belge olarak muhafaza edilen el yazması papirüsun 4. veya 5. yüzyıla ait eski bir dini belge olduğu ortaya çıktı. 

2 bin yıllık olduğu düşünülen metinin, İsa’nın çocukluk yıllarına ait bir hikayeyi içerdiği öğrenildi.

El yazması, İsa’nın çocukluğundan kalma, 12 kil serçesini canlı kuşlara dönüştürdüğü “serçelerin canlanmasının” başlangıcını anlatıyor. Yunan harfleriyle toplam 13 satırdan oluşuyor ve o dönemde Hıristiyan bir toplum olan Geç Antik Mısır’dan geliyor. Keşif, teoloji hocası Lajos Berkes ve diğer uzmanlar tarafından yapıldı.

Berkes, papirüs parçasının ilk başta günlük bir belge olarak düşünüldüğünü ancak içeriğin dikkat çekici olduğunun anlaşılmasıyla büyük bir keşif yaptıklarını vurguladı.

EN ESKİ BELGE  Thomas’ın Bebeklik İncili (IGT), İsa’nın çocukluğunu anlatan eski metin olup, Antik ve Orta Çağ’da popülerdi ancak bazı Hıristiyan yazarlarının doğruluğu konusunda şüpheleri bulunduğu için resmi olarak İncil’e dahil edilmedi.

IGT’nin en eski bilinen versiyonu 11. yüzyıldan kalma bir kodekstir. Ancak, Hamburg’daki kütüphanede bulunan yeni papirüs parçası, bu belgenin 600 yıl öncesine ait.

Bu keşif, Thomas’ın Bebeklik İncili’nin kökenleri ve geçmişi hakkında önemli yeni bilgiler sağlayayacağı tahmin ediliyor. 

Boeing skandalı devam ediyor: Astronotlar uzayda mahsur kaldı

Boeing’in iki NASA astronotunu taşıyan Starliner mekiğinin Dünya’ya dönüşü ikinci kez ertelendi ve dönüş tarihi en erken 22 Haziran olarak belirlendi. Starliner uzay aracının, gemide çeşitli arızalar bulunmasından dolayı yerinden çıkamadığı bildirildi.

Boeing’in Starliner mekiği ve iki NASA astronotunun Dünya’ya dönüşü yine ertelendi.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) internet sitesinden yapılan açıklamada, 5 Haziran’da Dünya’dan ayrılan Starliner mekiği ve ekibinin dönüş tarihinin yine ertelendiği bildirildi.
Starliner ekibi Butch Wilmore ve Suni Williams’ın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mekiğin itiş takımlarını ve kapak operasyonlarını test etmesinin yanı sıra acil durumlarda kullanılacak kapsülü hazırlamak için tatbikatlar yapacağı kaydedildi.
Dünya’ya dönerken gemide beş farklı sızıntı fark edildi. Astronotların 14 Haziran’da geri dönmeleri planlanmıştı ancak Boeing ve NASA sorunları çözmek için uğraşırken Dünya’ya dönüş tarihinin en erken 22 Haziran olarak belirlendi.
Ayrıca ekibin Konuya ilişkin detayların NASA ve Boeing yetkilileri tarafından 18 Haziran’da düzenlenecek basın toplantısında verileceği aktarıldı.
Boeing, iki ertelemenin ardından 5 Haziran’da iki NASA astronotunu taşıyan Starliner mekiğini ilk kez uzaya yollamıştı.

Aldatan kocadan Apple'a dava: Silinen mesajlar ortaya çıktı

İngiltere’de eşini aldatan bir adam yaklanma sebebinin Apple olduğunu iddia etti. Eşinin, silinmiş mesajları bulması üzerine yakalandığını belirten adam, şirketin silinen mesajlar konusunda şeffaflık sağlamadığını ve bu özelliğin çalışmadığını belirterek teknoloji şirketine dava açacağını söyledi.

Ünlü teknoloji şirketi Apple sık sık güvenlik sorunlarıyla gündeme geliyor.

En son iOS 17.5’i kullanıma sunulmasının ardından sosyal medyada pek çok kullanıcı silinen fotoğrafların geri geldiğini iddia etmişti. 

Bu kez ise eşini aldatan bir adam sildiği mesajların geri geldiğini söyledi. Eşini aldatan adam, sildiği mesajların başka bir cihazda bulunaması üzerine eşine yakalandı.  

İsmi açıklanmayan adam, Apple’ın silinen mesajlar konusunda şeffaflık sağlamadığını ve karısının boşanma davası açmasına neden olduğunu, eşi mesajları görmeseydi halen evli olabilieceklerini belirterek Apple’a dava açacağını söyledi.  The Times gazetesine konuşan adam evliliğinin son yıllarında başka kadınlarla sanal yoldan ilişki yaşadığını ve iMessage uygulaması üzerinden yazıştıklarını söyledi. Her yazışmadan sonra mesajları sildiğini söyleyen adam, eşi ile ortak kullandıkları iMac bilgisayarda mesajların gördüğünü belirtti.

5 MİLYON EURO TAZMİNAT 

Boşanma sürecinin çok zor olduğunu belirten adam, “Eğer bir mesaj siliniyorsa bu her yerden silinmeli. Boşanma çok stresli bir süreç ve bütün aile dengelerini bozdu” dedi.

Avukatlarla çalışmaya başlayan adam Apple’dan 5 milyon sterlin  istediğini söyledi.

İngliz adam Apple’ın Başka bir iPhone kullanıcısına gönderilen iMessage’ların, telefonda silinmiş olsalar bile bağlantılı diğer Apple cihazlarında görülebileceğini açıkça belirtmediğini iddia ediyor.

Elon Musk hakkında yeni iddia: Çalışanından çocuk yapmasını istemiş

SpaceX ve Tesla’nın kurucusu dünyaca ünlü milyarder Elon Musk hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı. The Wall Street Journal’ın haberine göre Elon Musk’ın SpaceX’te çalışan stajyerle cinsel ilişki yaşadığı, bir çalışanından da kendisiyle birlikte bir bebek yapmasını istediği iddia edildi.

209 Milyar doları geçen servetiyle dünyanın en zengin insanı olan Elon Musk yaptığı çalışmalar ve özel hayatıyla sık sık gündeme geliyor.
Evliliklerinden ve hayatına giren çeşitli kadınlardan toplamda 11 çocuk sahibi olan iş adamı hakkında The Wall Street Journal’da yeni bir haber yayımlandı.  Çalışanlarıyla olan ilişkileri hakkında olan habere göre Musk için 11 çocuk yeterli olmadı.
Haberde Musk’ın şirketinde çalışan bir stajyeriyle ilişki kurduğu, buna ek olarak bir başka çalışanından da kendisiyle birlikte bir bebek yapmasını istediği iddia edildi.
Kendisinden çocuk sahibi olmasını istediği kadının teklifi reddetmesi üzerine ise Musk’ın çalışan kadının maaşına zam yapmayı reddettiği ve performansından şikâyet ettiği söylendi.
Haberde SpaceX’te stajyer olarak başlayan ve Elon Musk ile ilişki yaşayan kadının daha sonra yönetici ekibine dahil edildiği de aktarılıyor.
Musk’ın şirketindeki bazı kadın çalışanlar, teknoloji milyarderinin kendilerine aşırı ilgi gösterdiğini ve bazıları Elon Musk tarafından takip edildiklerini söyledi.
Bu iddialara ilk kez gündeme gelmeyen Elon Musk, 2022 yılında kurduğu havacılık şirketi SpaceX için çalışan bir uçuş görevlisine cinsel organı göstermekle suçlanmış ve çalışana egzotik bir masaj karşılığında at satın almayı teklif ettiği iddia edilmişti.
Daha sonra aynı yıl, şirketlerinde yöneticilik yapan bir kadından ikiz bebeği olduğunun ortaya çıkmasının ardından doğum oranlarının artması için eliMden geleni yapıyorum açıklaması yapmıştı.
Bu olaylardan sonra SpaceX’ten kovulan 8 kişi, “çalışma ortamını eleştirdikleri” gerekçesiyle işten çıkarıldıkları iddiasıyla şirketin sahibi Elon Musk’a dava açtı.
Konuyla ilgili Elon Musk’tan bir açıklama gelmedi, ancak SpaceX’in başkanı ve operasyon direktörü Gwyenne Shotwell ise hikayenin yanlış aktarılığını söyledi. Haber sahibi Wall Street Journal ise ellerinde mesajlar, e-postalar, ve 48 kişiyle yapılan röportajlar sonucunda yayımladıkları haberin kaynaklarının güçlü olduğunu belirtti

Papa'dan G7 zirvesinde yapay zeka uyarısı

G7 Zirvesi’ne katılan Papa Francis, liderlere yapay zeka teknolojisinin tehlikelerine ilişkin uyarılarda bulundu. Bu teknolojinin “insan olarak kimliğimizi algılama biçimimizi” değiştirebileceği uyarısında bulunan Papa Francis, “katil robotlar” olarak bilinen ölümcül otonom silahlar için acilen yasaklama kararı alınması çağrısında bulundu.

Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis, G7 Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ikinci gününde ev sahibi İtalya’nın davetiyle katıldığı Afrika ve Akdeniz/Yapay Zeka ve Enerji Konulu G-7 Yüksek Düzeyli Oturumunda konuşma yaptı.

Oturuma katılarak G7 Zirvesi’ne katılan ilk Papa unvanını alan Papa Francis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu liderlere yapay zeka konusunda uyarı yaptı. Yapay zeka teknolojisinin insanlığın yararına kullanılması konusunda liderlerin sorumluluğa sahip olduğunu söyleyen Papa Francis, “İnsanların kendileri ve yaşamları hakkında karar verme yetilerini ellerinden alarak onları makinelere bağımlı hale getirirsek, insanlığı umutsuz bir geleceğe mahkum etmiş oluruz” dedi.

LİDERLERE YAPAY ZEKA UYARISI

Liderlere yapay zeka teknolojisi çalışmalarına yön verme ve insan onurunu muhafaza etme çağrısında bulunan Papa Francis, “Tam da burada, acilen siyasi eyleme ihtiyaç duyuyoruz” diye konuştu.

“KATİL ROBOTLAR” İÇİN YASAKLAMA KARARI TALEP ETTİ

Yapay zeka teknolojisini hem büyüleyici hem de dehşet verici olarak tanımlayan Papa Francis, bu teknolojinin “insan olarak kimliğimizi algılama biçimimizi” değiştirebileceği uyarısında bulundu. Yapay zekanın Batı kültürünün egemenliğini perçinleyebileceği ve insan onurunu yok edebileceğini söyleyen Papa Francis, liderlere “katil robotlar” olarak bilinen ölümcül otonom silahlar için acilen yasaklama kararı alınması çağrısında bulundu. Papa Francis, “Bir makine, asla bir insan hayatına son verme imkanına sahip olmamalı” diye konuştu. Oturumda liderlere seslenen Papa Francis, “Yapay zekayı iyi bir şekilde kullanmak herkesin sorumluluğudur. Ancak bu iyi kullanımı mümkün ve verimli kılacak şartları oluşturmak, siyasetin vazifesidir” ifadelerini kullandı.

Starliner 22 Haziran'da Dünya'ya dönüyor

NASA, Boeing’in Starliner inişinin ve Dünya’ya dönüşünün 22 Haziran’da gerçekleşeceğini açıkladı.

ABD merkezli havacılık şirketi Boeing’in Starliner mekiği, ilk kez mürettebatlı şekilde Uluslararası Uzay İstasyonu’na 6 Haziran’da (ISS) fırlatıldı.

NASA yaptığı açıklamada, Boeing Starliner’ın Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ayrılacağını ve 22 Haziran’da Dünya’ya dönmesinin planlandığını söyledi.

DAHA ÖNCE İKİ FIRLATMA ERTELENMİŞTİ Starliner’ın ilk olarak 6 Mayıs’ta yörüngeye gönderileceği duyurulmuş, ancak uzay aracında tespit edilen valf arızası nedeniyle fırlatma 10 Mayıs’a ertelenmişti. Arızanın giderilmesinin zaman alacağı açıklanırken, sonraki fırlatma tarihi olarak 17 Mayıs işaret edilmişti. 17 Mayıs’ta planlanan fırlatma ise Starliner’ın servis modülünde tespit edilen helyum gazı sızıntısı nedeniyle 25 Mayıs’a ertelenmişti. Daha sonra fırlatmanın helyum sızıntısı ile ilgili incelemelerin devam etmesi nedeniyle bilinmeyen bir tarihe ertelendiği duyurulmuştu.

Yapay zeka dersi müfredata giriyor: Tarih belli oldu

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde hizmet veren BTK Akademi işbirliğiyle yürütülen çalışma sonucu yapay zeka dersinin, 2024-2025 güz döneminde bazı üniversitelerin müfredatında yer alacağını bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yüksek Öğretim Kurumu ve BTK Akademi’nin ortak çalışması ile BTK Akademi altyapısının, eğitimlerinin ve derslerinin üniversiteler tarafından kullanılacağını ve ihtiyaç duyulan yeni derslerin açılarak eğitimlerin hazırlanacağını bildirdi.

Dijital teknolojiler ve yapay zeka ile ilgili derslerin üniversitelerde müfredata dahil edilerek okutulacağını vurgulayan Uraloğlu, BTK Akademi’den alınan dersleri üniversite dışı kazanım olarak öğrencilerin transkriptlerine yansıtmayı amaçladıklarını söyledi. “YAPAY ZEKA TEMELLİ 12 ÖN LİSANS PROGRAMININ DERSLERİNİ BTK AKADEMİ KARŞILAYACAK” Bakan Uraloğlu, ilk aşamada, yeni açılan ve bu yıl öğrenci alacak yapay zeka temelli 12 ön lisans programının bazı derslerinin BTK Akademi derslerinden karşılanması üzerine çalışmaların yapıldığını ifade eden Bakan Uraloğlu, “Uygun olabilecek ders eşleştirmeleri için taslak çalışmayı tamamladık.” dedi.

“HAZİRAN AYI SONUNA KADAR BİTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ” BTK Akademi derslerinin üniversitelerdeki hedefi ve amacı olan dersleri birebir karşılaması için düzenleme ve eklemeler yaptıklarını da vurgulayan Bakan Uraloğlu, “BTK Akademi dersleri ile ön lisans programlarındaki derslerin eşleştirilmesi amacıyla ders bazında rapor hazırlama çalışmaları devam ediyor. Bu çalışma ile ilgili raporların Haziran ayı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Ortaya çıkacak raporlara göre BTK Akademi, kendi dersleri üzerinde düzenleme yaparak ön lisans programlarındaki dersleri doğrudan karşılayacak şekilde YÖK dersleri havuzu oluşturacak.” diye konuştu. “2024-2025 GÜZ DÖNEMİNDE OKUTULACAK DERSLER İÇİN ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR” Pilot olarak ön lisans programlarında 2024-2025 Güz Döneminde okutulacak dersler için çalışma başlatıldığını kaydeden Bakan Uraloğlu, bu çalışmaların da Ağustos ayı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını söyledi. Bahar dönemi ve bir sonraki yılın dersleri için çalışmaların ve eşleştirmelerin devam edeceğini de aktaran Uraloğlu, “Mevcut ön lisans derslerinin bir kısmı için BTK Akademide uygun içerik bulunamıyor veya uygun olan dersler içerik olarak eksik kalabiliyor. Bu nedenle ilave olarak yeni ders veya eksik içerik tamamlama çekimi için ilgili üniversitelerimizden teklifler alacağız.” şeklinde konuştu. “GENÇLERİMİZİ YAPAY ZEKA KONUSUNDA DOĞRU EĞİTMELİYİZ” Yapay zeka teknolojilerinin, bir insanın yapabileceği birçok görevi daha fazla veriyle daha hızlı bir şekilde yapılmasına imkân tanığını dile getiren Bakan Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapay Zeka, Sağlıkta; tıbbi teşhis ve tedavi süreçlerinde, ulaşımda; sürücüsüz araç teknolojilerinde, ekonomide; finans sektöründeki müşteri hizmetleri ve dolandırıcılık tespiti konularında, hukukta, tarımda, eğitimde, mimaride neredeyse hayatımızın her safhasında kullanılıyor. Maalesef, yapay zekâların sunduğu imkânlar kötü niyetli kişiler, yabancı istihbaratlar ve terör örgütleri tarafından da kullanılabiliyor. O nedenle gençlerimizi yapay zeka ve teknoloji konusunda doğru eğitmeliyiz. Bu kapsamda Yüksek Öğretim Kurumu ile yaptığımız bu işbirliğini çok önemsiyoruz.”

Tatilde siber saldırılara dikkat! Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi'nden 10 dijital güvenlik uyarısı

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Kurban Bayramı ve yaz tatili öncesi “Siber güvenlik bireyde başlar” sloganıyla “10 dijital güvenlik önerisi” hazırlarken kullanıcıların sosyal medyada evlerinin boş olduğunu göstermemeleri, fotoğraflarında pasaport veya kimlik gibi kişisel verileri deşifre etmemeleri uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinden edindiği bilgiye göre, 2023-2024 eğitim öğretim yılının sona ermesi ve Kurban Bayramı dolayısıyla gözler tatil hazırlıklarına odaklandı. Siber risklerden korunmak için tatil döneminde de dijital güvenlik önlemlerinin elden bırakılmaması için Ofis tarafından “Siber güvenlik bireyde başlar” sloganıyla 10 dijital güvenlik önerisi oluşturuldu. Listede, her zaman uyulması önem taşıyan önerilerle birlikte, tatile çıkıldığında özellikle sosyal medyada alınması gereken tedbirler yer aldı. 10 dijital güvenlik önerisi şöyle sıralandı: – Kullanıcı adı ve parola gerektiren işlemler için halka açık ücretsiz Wi-Fi’leri kullanmaktan kaçının. Zorulu hallerde güvenilir VPN uygulaması kullanmayı unutmayın. – Otomatik Wi-Fi bağlantısı özelliğini cihazlarda devre dışı bırakın, çevrenizdeki güvenilir olmayan internet bağlantılarından kaynaklanan siber güvenlik risklerini azaltın. – Otellerde ve restoranlarda, herkesin kullanımına açık bilgisayar ve USB şarj istasyonlarını kullanmaktan kaçının. – Tatilde olduğunuz sürece sosyal medya paylaşımlarınızda evinizin boş olduğunu belli etmekten kaçının. Fotoğraflarınızda pasaport veya kimlik gibi kişisel bilgilerinizi deşifre edecek belgelere yer vermeyin. – Saldırganların oltalama saldırılarında kullanabilecekleri bilgilerinize sosyal medya paylaşımlarınızda yer vermemeye dikkat edin. Örneğin, tatil acentesi gibi hizmet aldığınız tarafların isimlerini kullanarak gönderilen kötü niyetli bir e-posta, olumsuz sonuçlara neden olabilir. – Odanızdan ayrıldığınız zamanlarda veri hırsızlığını önlemek ve cihaz güvenliğinizi sağlamak için cihazlarınızdaki oturumları kapatın veya cihazınızı güvenli bir yerde bırakın. – Hırsızlık veya güvenlik ihlali gibi durumlara karşı verilerinizi her zaman yedekleyin. – Akıllı telefonunuzun, tabletinizin, bilgisayarınızın ve akıllı cihazlarınızın yazılımlarını güncel tutun. – Çevrim içi hesaplarınızın güvenliği için benzersiz, güçlü parolalar seçin ve mümkün olan tüm platformlarda iki faktörlü kimlik doğrulama kullanın. – Dijital platformlarda kullandığınız kullanıcı adınızı ve parolalarınızı kimseyle paylaşmayın.​​​​​​​

ASELSAN'dan 79,3 milyon dolarlık satış sözleşmesi

ASELSAN, Asya ve Ortadoğu bölgesindeki müşterilerinin kullanımı için toplam bedeli yaklaşık 79,3 milyon dolar olan yurt dışı satış sözleşmesi imzaladı.

ASELSAN’ın Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yer alan açıklamasında, “ASELSAN, Asya ve Ortadoğu’da yerleşik müşterilerinin son kullanımı için elektronik harp, radar, sonar sistemleri ve güdüm kitleri dahil olmak üzere savunma sistemlerinin ihracatına yönelik toplam bedeli 79 milyon 277 bin 900 dolar tutarında yurt dışı satış sözleşmeleri imzalamıştır.

Denizaltı savunma harbine yönelik FERSAH 100-N/MF Karinaya Monteli Sonar sisteminin ihracatı, söz konusu sözleşmeler kapsamında ilk kez gerçekleştirilecektir.” ifadelerine yer verildi.

İngiltere seçimlerinde bir ilk: Yapay zeka aday oldu

İngiltere’nin güneyindeki Brighton kentinde, işadamı olan Steve Endacott, İngiltere genel seçimlerinde dikkat çeken bir adım attı. Endacott, yapay zeka tarafından üretilen bir avatarıyla, İngiltere’nin ilk “AI Milletvekili” olmayı amaçlıyor.

İngiltere’nin güneyindeki Brighton kentinde, siyasete farklı bir soluk getiren bir girişimci, İngiltere’nin ilk “AI Milletvekili” olma yolunda adımı attı.

Steve Endacott, 4 Temmuz’da gerçekleşecek genel seçimlerde, yapay zeka tarafından üretilen bir avatarıyla aday olacak.

Endacott LinkedIn’de yayınladığı bir yazıda, “Diğer partilerin Birleşik Krallık halkıyla ne kadar iletişimsiz olduğu konusunda hayal kırıklığına uğradıktan sonra kendi partimi kuruyorum” diyerek adaylığını duyurdu.

Endacott, yapay zeka avatarının, seçmenlerin görüşlerini ve politikalarını her zaman erişilebilir kılacak bir platform sunacağını belirtiyor.

Yapay zekanın, Endacott’un sesi ve avatarı kullanılarak seçmenlerin endişelerini ve sorularını 7/24 yanıtlayacağı belirtiliyor. 

Adaylık sürecinde, Endacott Smarter UK adlı partiyle ilişkilendirilmesine rağmen, teknik nedenlerle bağımsız aday olarak yarışacak.

BLACK MİRROR GERÇEK OLDU 

Black Mirror dizisinin ikinci sezon üçüncü bölümü “Waldo zamanı”nda sanal ortamda yaratılan mavi bir ayıcık figürü kendisini bir anda  siyasetin içinde bulur ve seçime adaylığını koyar. Diğer adaylarla girdiği tartışmalarda halkın desteğini alan waldo en güçlü adaylardan biri haline gelir. 

Yapay zeka kedilerin hizmetinde

Kediniz hasta ya da mutsuz mu? Japonya’da geliştirilen akıllı telefon uygulaması sayesinde kedilerin hasta ya da mutsuz olup olmadıkları tek bir fotoğrafla anlaşılabiliyor. 2023 yılında piyasaya sürülen uygulamanın şimdiye kadar 200 binden fazla kişi tarafından kullanıldığı belirtiliyor.

Depremi 117 saniye önce bildirecek! EDIS sistemi için bilim insanları toplandı

Son 7 yıldır bir deprem erken uyarı sistemi üzerinde çalışılıyor. Fay hattındaki ilk kırılmayı algılayarak depremin geldiğini haber verecek olan bu sinyal sistemi, bir yıl önce bazı kurumlarda test amaçlı kullanılmaya başladı. Şimdi ise topluma nasıl uygulanabileceğine dair çalışmalar yapılıyor. Bunun için Bilim Kurulu kuruldu. İlk toplantıları yapıldı. İşte ayrıntılar… (Haber: Melike Şahin Kamera: Cumhur Çatkaya)

Bakan Kacır: 2030 yılına kadar 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimi ortaya çıkacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye’de 2030 yılına kadar 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimi ortaya çıkacak.” dedi.

Bakan Kacır’ın video konferans yöntemiyle katıldığı Eureka Türkiye Dönem Başkanlığı çerçevesinde düzenlenen Küresel İnovasyon Zirvesi, Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı. Video konferansa katılan Kacır, Türkiye’nin globalde 22. sıradan 14. sıraya yükseldiğini ve en fazla bilimsel yayın üreten ülke olduğunu söyledi. Kacır, “Araştırmacılarımız 10 kat daha fazla uluslararası işbirliğine dahil oldu. Türkiye’yi kaynak alan yayın sayısı 0,69’dan 1,3’e yükselerek dünya ortalamasını aştı ve G20 ortalamasıyla eşitlendi” yorumunu yaptı. Bilimsel araştırmalardaki ilerlemenin Türkiye’nin fikri mülkiyet kapasitesinde önemli gelişmelere yol açtığını belirten Kacır, şöyle devam etti: “20 yıl önce patent başvurularında dünya çapında 39. sıradaydık. Bugün yerel patent başvurularında 12. sıradayız. 2002 yılında yılda sadece 414 yerli patent başvurusu vardı. Geçen yıl biz 8 bin 663 yerli patent başvurusu aldık. Tasarım başvurularında da dünya ikincisiyiz. Bilimsel araştırmaların ülkelerimizin kalkınmasına katkıda bulunmasını sağlamak için, sıfırdan bir AR-GE ve inovasyon ekosistemi kurduk.

Son 20 yılda AR-GE harcamalarımızı 10 kat artırdık; 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara yükseldi. 47 OECD üyesi ülke ve gözlemci arasında ikinci sıradayız. En çok AR-GE harcamalarını artırıyoruz. AR-GE iş gücümüzün 29 binden 272 bine çıkmasıyla, OECD ülkeleri arasında AR-GE personelinin en fazla arttığı ülke olduk. Bugün ülkemizde 102 teknoparkta faaliyet gösteren 10 bin 500’den fazla teknoloji firması ve 1600’ün üzerinde AR-GE ve tasarım merkezi mevcut. Bu ekosistem sayesinde yüksek teknoloji sektörleri endüstriyel anlamda olumlu şekilde öne çıkıyor. İhracat hacmimiz 36 milyar dolardan 260 milyar dolara çıktı 20 yıl içinde, özellikle imalat sanayimiz ihracat için itici güç. Güneş enerjisinden çeşitli ürünlerde Avrupa’nın lider üreticisiyiz. Önemli teknolojilerde söz sahibi bir ülke olmayı başardık. Havacılık, savunma ve enerji alanlarında önemli ilerlemeler kaydettik.” Bakan Kacır, Türkiye’nin dinamik girişimcilerin yer aldığı canlı bir startup ekosistemine ev sahipliği yaptığına da dikkati çekti. Türkiye’nin güçlü inovasyon ortamının 7 unicorn tarafından desteklendiğini belirten Kacır, son 4 yılda Türkiye’den çıkanlara Turcornlar adı verildiğinin altını çizdi. Kacır, şunlara vurgu yaptı: “Girişimcilik çabalarıyla Türkiye bölgesel lider olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’de 2030 yılına kadar 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimi ortaya çıkacak. 5G teknolojileri, otonom mobilite sistemleri, pil ve çip teknolojileri, güneş panelleri, rüzgar türbinleri, biyoteknolojik ilaçlar, yeni nesil uydular, ve hızlı trenlere kadar önemli ilerlemeler kaydedeceğiz.” “TÜRKİYE TEKNOLOJİ GELİŞTİRMEK İÇİN KÜRESEL BİR MERKEZ” Bakan Kacır, bilgiye dayalı dijital ekonomiyi genişletmeyi ve Türkiye’nin gücünü daha güçlendirmeyi hedeflediklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizde yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracağız. Türkiye teknoloji geliştirmek için küresel bir merkez. Bu hedeflere ulaşma yolunda küresel çapta zorluklarla karşılaşacağımızı kabul ediyoruz. İklim değişikliği, doğal afetler, gıda, su, enerji ve ham madde krizleri, jeopolitik gerilimler, uluslararası eşitsizlikler ve ticarette korumacılık ve teknoloji, kararlılıkla ele almamız gereken yeni sorunları beraberinde getiriyor. Avrupa araştırma alanının vazgeçilmez bir bileşeni olan Türkiye, Ufuk 2020 Programı’na katılan 16 ülke arasında 4. sırada yer alıyor. Amacımız Ufuk Avrupa’da daha da büyük başarılar elde etmektir. Ufuk Avrupa Programı’nın ilk 3 yılına ilişkin sonuçlar, Türkiye’nin güçlü ve olumlu eğiliminin devam ettiğini gösterdi. 2021’den bu yana 527 proje, 877 Türk araştırmacı ve yenilikçi firmanın yer aldığı projelerde 258 milyon euro hibe desteği alındı.

Türkiye, 1985 yılındaki kuruluşundan bu yana Eureka ağının aktif bir katılımcısı olmuş ve bu olağanüstü platformu tanımlayan kolektif bilgeliğe ve yenilikçiliğe katkıda bulunmakta ve bunlardan yararlanıyor.

Türkiye, son yıllardaki aktif tavrıyla Eureka’nın başarılı aktörleri arasında yer alıyor. 2023 yılında 276 Türk kuruluşu farklı Eureka programları kapsamında finansman başvurusunda bulundu. Yaklaşık 125 milyon euroluk kamu-özel yatırımı çeken, finansman için onaylanan 37 projeye 116 kuruluş katılıyor.” Kacır, Türkiye, proaktif yaklaşımı ve Eureka’ya katılımının yanı sıra, sürekli olarak sorumluluk üstlenme isteğini de ortaya koyduğunu söyledi. Brezilya’nın Eureka’ya katılmasından mutluluk duyduklarını belirten Kacır, “Tüm ulusları, kuruluşları ve yenilikçileri bu yolculukta uzmanlıklarını paylaşmak ve sürdürülebilir ve müreffeh bir toplum inşa etmek ve işbirliği yapmak için Eureka’ya katılmaya davet ediyoruz.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Bakan Kacır, “Orada bebeklerin, çocukların, masum insanların hayatını kaybetmesine bir an önce son verilmeli.” açıklamasında bulundu.

Beğenilere ne oldu? X beğeniler kısmını gizledi mi?

Sosyal medya platformu X beğeniler kısmını gizledi. Yeni güncelleme ile birlikte hangi gönderileri beğendiğinizi yalnızca siz görebileceksiniz.

X, eski adıyla twitter’ın mühendislik ekibi bu hafta başında yeni bir güncelleme getireceklerini duyurdu. 

Güncelleme ile birlikte, beğenilerin herkes için özel hale getirileceği açıklandı. Bu da kullanıcıların kendi beğenileri hariç başka kimsenin beğenilerini göremeyeceği anlamına geliyor.  

Değişiklik çarşamba günü herkes için kullanılır hale geldi. 

Güncelleme ile birlikte “Beğeniler” sekmesi yalnızca kullanıcıların kendi profil sayfalarında görünecek, diğer hesaplara bakıldığında görünmeyecek. 

Beğeniler kısmının gizlenmesi, kullanıcıların daha rahat bir şekilde etkileşimde bulunmalarını teşvik etmeyi hedefliyor.

YALNIZCA GÖNDERİ SAHİBİ GÖRECEK 

X’in açıklamasına göre, başka kullanıcıların beğenilerini görüntülemek artık mümkün olmayacak. Yapmış olduğunuz beğeniyi siz ve gönderi sahibi dışında artık kimse göremeyecek. Aynı şey diğer kullanıcılar için de geçerli olacak. Başkalarının hangi gönderileri beğendiğini artık göremeyeceksiniz.

Beğenileri gizleme seçeneği daha önce sadece  Premium aboneler tarafından kullanılabiliyordu. X bu seçeneği Eylül ayında duyurduğunda, kullanıcıların beğeniler sekmesini gizleyerek beğenilerini gizli tutabileceklerini söyledi. Gizli beğeni sayısı, milyarder Elon Musk’ın 2022’de 44 milyar dolara satın almasından bu yana platforma gelen pek çok değişiklikten biri.

X’in sahibi Elon Musk ise paylaştığı raporda yeni özellikten sonra beğeni sayılarında büyük artış olduğunu söyledi. 

BEĞENİLER ÖZELLİĞİ NASIL AÇILIR? 

Yeni gelen özellikle birlikte başkalarının beğenilerini görmek artık mümkün değil. Beğeniler ancak bu kararın değişmesi ve çok tepki çekmesi durumunda geri gelebilir.

Kanını sivrisineklere veriyor, rekoru 15 bin ısırık!

Sivrisinekler üzerine araştırma yapan Biyolog Perran Ross’un sosyal medyadan paylaştığı bir video gündem oldu. Sivrisinek dolu kutuya kolunu koyarak ısırmalarına izin veren Ross, yaptığı araştırmalar kapsamında sineklerin türlerine göre farklı ısrıklar oluşturduğunu ve çalışmasından büyük gurur duyduğunu dile getirdi.

Melbourne Üniversitesi’nde “sivrisinekler, mahsul zararlıları ve faydalı böcekler” üzerine araştırma yapan biyolog Perran Ross, çalışmalar kapsamında kendi kanını sivrisineklere veriyor. Her gün laboratuvardaki sivrisineklere kanını veren Ross’un Instagram hesabında paylaştığı video gündem oldu.

Videoda Perran Ross sivrisineklerin 15 saniye boyunca kendisini ısırmasına izin veriyor. 

REKORU 15 BİN ISIRIK

Perran Ross bu tuhaf süreci şöyle tanımladı: “Çoğu insan, birinin neden sivrisineklerle dolu bir kafese kolunu sokmaya gönüllü olduğunu merak ediyor. Ama onlar çok güzel yaratıklar. Ben Dr Ross. Melbourne’lıyım ve araştırma yapmak için sivrisineklerin beni sokmasına izin veriyorum” Videoda sivrisineklerin 15 saniye boyunca kendisini ısırmasına izin veren Sivrisinek Adam lakablı Ross’un şu ana kadarki en yüksek rekoru 15 bin sinek ısırığıydı. Biyolog Perran Ross için bu işinin bir parçası ve bundan büyük gurur duyuyor. Kulağa ilginç gelen bu davranışının altında yatan sebep ise oldukça enteresan. 3 Nisan’da Perran Ross, sivrisineklerin ısırdığı kollarının fotoğrafını paylaşarak farklı sivrisineklerin nasıl farklı izler bıraktığını gösterdi.

Paylaşımda  “Sivrisinek ısırıklarına verilen tepkiler insanlar arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir, aynı zamanda sivrisinek türleri arasında da farklılık gösterebilir. Bunlar iki farklı sivrisinek türünden 500 sivrisineği besledikten hemen sonraki kollarım. Evet, soldaki çok daha kaşındırıyor!” dedi.

Facebook işletme hesabı olanlar dikkat! Yeni bir kimlik avı saldırısı keşfedildi

Siber suçlular, işletme hesaplarına sahte askıya alma uyarıları göndermek için gerçek Facebook işlevlerini kullandıkları bir yöntem geliştirdi. Kaspersky Güvenlik Uzmanı Andrey Kovtun, veri girilmesi ve ödeme yapılması istenilen durumlarda bağlantıların dikkatle izlenilmesi gerektiğini vurguladı.

Kaspersky, Facebook işletme hesaplarını hedef alan yeni bir kimlik avı saldırısını keşfetti.
Kaspersky’den yapılan açıklamaya göre, saldırı, hesapların askıya alınması tehdidiyle aldatıcı e-postalar gönderiyor ve yasal Facebook altyapısını kullanarak kullanıcılara güven vermeye çalışıyor. Siber suçlular, işletme hesaplarına sahte askıya alma uyarıları göndermek için gerçek Facebook işlevlerini kullandıkları bir yöntem geliştirdi.
Facebook kaynaklı bu e-postalar, “İnceleme Talebinde Bulunmak İçin 24 Saat Kaldı. Nedenini Gör” gibi endişe uyandıran mesajlar içeriyor.
E-posta bağlantısına tıklandığında kullanıcı benzer bir uyarı gösteren gerçek bir Facebook sayfasına yönlendiriliyor. Devamında kullanıcı Meta markasıyla gizlenmiş bir kimlik avı sitesine yönlendirilerek sorunun çözülme süresi 24 saatten 12 saate indiriliyor. Son olarak kimlik avı sitesi başlangıçta zararsız bilgiler isteyip, ardından hesabın e-posta, telefon numarası ve şifresini talep ediyor.
Saldırganlar bu bildirimleri göndermek için ele geçirdikleri Facebook hesaplarını kullanıyor. Hesap adını tehdit mesajı ve profil resmini ünlem işaretiyle değiştirdikten sonra, hedeflenen işletme hesaplarından bahseden gönderiler oluşturuyor. Teslimat gerçek Facebook altyapısı aracılığıyla gerçekleştirildiğinden, bildirimlerin hedeflenen alıcılara ulaşması garanti altına alınmış oluyor.
İşletmelerin sosyal medya hesaplarını korumaları için Kaspersky uzmanları, şüpheli e-posta mesajlarındaki bağlantılara tıklamaktan kaçınılması gerektiğini vurgularken, kuruluş hesabıyla oturum açılması gerekiyorsa, adresin manuel olarak yazılması gerektiğini veya bir yer imi kullanılması gerektiğine değiniyor.
Şirketi çeşitli tehditlere karşı korumak için, her büyüklükteki ve sektördeki kuruluşlar için gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, EDR ve XDR’nin araştırma ve yanıt yeteneklerini bir arada toplayan Kaspersky Next ürün serisindeki çözümlerin kullanılmasını tavsiye eden Kaspersky uzmanları, mevcut ihtiyaçlara ve kaynaklara bağlı olarak, buradaki en uygun ürün katmanını seçebiliyor ve siber güvenlik gereksinimleri değişirse kolayca başka bir ürüne geçilebileceğinin altını çiziyor.
Personeli en son bilgilerle güncel tutmak için siber güvenlik kurslarına yatırım yapılmasını gerektiğine dikkati çeken uzmanlar, pratik yapmaya odaklı Kaspersky Expert eğitimi ile InfoSec uzmanlarının personelin becerilerini geliştirebileceğini ve şirketleri karmaşık saldırılara karşı savunabileciğini belirtiyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen, Kaspersky Güvenlik Uzmanı Andrey Kovtun, meşru görünen ve Facebook gibi güvenilir bir kaynaktan gelen bildirimlerin de aldatıcı olabileceğini belirtti.
Kovtun, “Özellikle sizden veri girmeniz veya ödeme yapmanız isteniyorsa, takip etmeniz istenen bağlantıları dikkatle incelemeniz çok önemlidir. Bu, işletme hesaplarınızı kimlik avı saldırılarından korumada önemli bir fark yaratabilir.” ifadelerini kullandı.

Tesla, Elon Musk'a 50 milyar dolar ödeyecek mi? Karar hissedarların

Elektrikli araç üreticisi Tesla, yatırımcılardan Elon Musk’ın 50 milyar dolarlık maaş paketi için oy kullanmalarını istedi. Eğer Musk oylamayı kazanırsa şirketin yüzde 20’sinden fazlasını kontrol edebilecek. Musk, oylamadan önce yaptığı bir açıklama ile hissedarların rekor ödemeyi ve Tesla’nın yasal merkezini Teksas’a taşıma planını “büyük farklarla kabul edeceğini” iddia etti.

Tesla hissedarları bugün geç saatlerde, CEO Elon Musk’a elektrikli otomobil şirketinde hukuki çekişme kaynağı haline gelen yaklaşık 50 milyar dolarlık bir maaş paketi verilip verilmeyeceğine karar verecek.

Şirketin 13 Haziran’daki yıllık toplantısı, Delaware mahkemesinin yüklü maaş paketini reddeden kararının ardından Musk’ın liderliği konusunda bir referandum olacak. Musk, eski adıyla Twitter olan X sosyal medya platformundaki bir gönderiside, hissedarların rekor ödemeyi ve Tesla’nın yasal merkezini Teksas’a taşıma planını “büyük farklarla kabul ettiğini” iddia etti. Ancak anlaşmayı reddeden mahkemenin oylamayı kabul edip maaş paketinin yürürlüğe girmesine ve genel merkezin taşınmasına izin verip vermeyeceği belli değil. Kabul edilmesi halinde kurumsal Amerika’da bir CEO için en büyük maaş paketi olacak.

MUSK’IN YÖNETİM KURULU İLE BAĞLARI Ocak ayında yargıç, yönetim kurulunun “anlaşılmaz” olarak nitelendirdiği rakama ulaşma sürecinin gayri meşru olduğuna ve Musk’ın yönetim kurulu üyeleriyle bağlarının “bağımsız kabul edilemeyecek” kadar kapsamlı olduğuna karar verdi. Bu karar, Tesla yönetim kurulunun Musk’ın paketini bugün öğleden sonra yapılması planlanan hissedar oylamasına sunmasına yol açtı. Oylama, yatırımcıların Musk’ın lehine vereceği bir talimatla hakimin kararını geçersiz kılabilir veya kararı güçlendirerek şirketi CEO’su ile yeniden müzakere etmeye zorlayabilir.

“HAK EDİLMEMİŞ VE FAHİŞ BİR HEDİYE” Anlaşmanın karşıtları, maaş paketini hissedarların çıkarlarına aykırı olan aşırı sempatik bir yönetim kurulunun hak edilmemiş ve fahiş bir hediyesi olarak değerlendirdi. Norveç’in devlet servet fonu ve Kaliforniya’nın öğretmen emeklilik fonu gibi büyük kurumsal yatırımcılar Musk’un ödemesine karşı çıkıyor. Oylamanın sonuçları yalnızca Musk’ın net değeri ve Tesla’nın hisse fiyatı için değil aynı zamanda şirketin geleceği açısından da önemli olacak.

ASELSAN ve ROKETSAN arasında yeni iş sözleşmeleri imzalandı

ASELSAN ve ROKETSAN arasında füze alt sistemleri ve arayıcı başlık üretimi gerçekleştirmek üzere sözleşmeler imzalandı.

ASELSAN’ın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na gönderdiği açıklamada, “ASELSAN ve ROKETSAN arasında, füze alt sistemleri ile arayıcı başlık üretimi konusunda bedeli 20 milyon 149 bin 637,46 dolar, 45 milyon 697 bin 336,60 euro ve 476 milyon 316 bin 251 TL olan sözleşmeler ve sözleşme değişiklikleri imzalanmıştır.” ifadelerine yer verildi. Söz konusu sözleşmeler kapsamında teslimatlar 2024-2028 yılları içinde gerçekleştirilecek.

NASA’nın ses kaydı panik yarattı!

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) yetkilileri, NASA’nın ‘yanlışlıkla’ canlı yayında istasyondaki bir astronotun “dekompresyon hastalığı (DCS) ile ilgili etkiler yaşadığını” belirten bir ses kaydı yayınladığını, bunun bir eğitim kaydı olduğunu ve mürettebatın iyi olduğunu açıkladı.

ISS tarafından gece vakti yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı; “Uluslararası Uzay İstasyonu’nda herhangi bir acil durum söz konusu değil. Yaklaşık 17:28 CDT’de (merkez yaz saati), yerdeki bir simülasyon ses kanalından NASA canlı yayınında bir mürettebat üyesinin dekompresyon hastalığı (DCS) ile ilgili etkiler yaşadığını belirten ses yayınlandı. Bu ses, mürettebat üyelerinin ve yer ekiplerinin uzayda çeşitli senaryolar için eğitim aldığı, devam eden bir simülasyondan kazara yanlış yönlendirildi ve gerçek bir acil durumla ilgili değil. Uluslararası Uzay İstasyonu mürettebatı, o sırada uyku dönemindeydi. Herkes sağlıklı ve güvende ve yarınki uzay yürüyüşü planlandığı gibi sabah saat 8’de başlayacak.”

Apple, Microsoft'u geçip yeniden dünyanın en değerli şirketi oldu

ABD’li teknoloji devlerinden Apple, yeni yapay zeka hamlelerini duyurmasının ardından Microsoft’un piyasa değerini aşarak yeniden dünyanın en değerli şirketi oldu.

Apple’ın Nasdaq borsasında işlem gören hisseleri, çarşamba günü TSİ 20.00 itibarıyla yüzde 4’ün üzerinde değer kazanarak hisse başına 215,62 dolara yükseldi.

Şirketin toplam piyasa değeri, hisselerindeki yükselişle birlikte 3,31 trilyon dolara ulaştı. Böylece, Microsoft’un 3,27 trilyon dolarlık piyasa değerini aşan Apple, dünyanın en değerli şirketi ünvanını da geri aldı. Apple, hafta başında “Apple Intelligence” adını verdiği yeni yapay zeka teknolojisini tanıtmış, akıllı kişisel asistanı Siri’ye sohbet robotu ChatGPT’nin entegrasyonu için OpenAI ile ortaklık yaptığını duyurmuştu. Yeni yapay zeka hamlelerini açıklamasının ardından Apple’ın hisseleri salı günü yüzde 7’den fazla artmıştı.

Mars'ta yaşam rüyasının bedeli: Kalıcı hasar bırakabilir

Bilim insanları, Ay’a seyahat eden 24 astronot üzerinde uzay yolculuğunun sağlığa etkilerini araştırdı. Buna göre yıllarca sürmesi planlanan Mars görevleri astronotlarda kalıcı böbrek hasarına neden olabilir. Uzay yolculuğu yapan astronotların karşılaştığı sorunlar arasında kemik kütlesi kaybı, kalp ve görme yeteneğinin zayıflaması da yer alıyor.

Yeni bir çalışma, Mars’a yapılacak görevlerin astronotlarda kalıcı böbrek hasarına neden olabileceği konusunda uyardı. Bilim insanları Ay’a seyahat eden 24 astronot üzerinde uzay yolculuğunun sağlık üzerindeki etkilerini araştırdı. Astronotların birçoğunun böbreğinde değişiklikler meydana geldiği ortaya çıktı.

Uzay yolculuğu yapan astronotların karşılaştığı sorunlar arasında kemik kütlesi kaybı, kalp ve görme yeteneğinin zayıflaması yer alıyor.

Ay görevlerinin çoğunda astronot uzayda yalnızca 6 ila 12 gün geçirirken, Mars’a yönelik yolculukta sekiz yıl galaktik radyasyona maruz kalmak böbreklere çok daha büyük zarar verecektir. Araştırmaya göre astronotlarda ağrılı böbrek taşları gelişebilir ve hatta diyalize bile ihtiyaç duyulabilir. Bu sorunların çoğunun, Güneş’ten gelen güneş rüzgarları ve derin uzaydan gelen Galaktik Kozmik Radyasyon gibi, Dünya’nın manyetik alanının bizi Dünya’da koruduğu uzay radyasyonuna maruz kalmaktan kaynaklandığı düşünülüyor.

BÖBREKLERDE KALICI HASAR Bilim insanları yürüttükleri fare deneyleri sonucunda 2,5 yıllık radyasyona maruz kalan farelerin böbreğinde kalıcı hasar meydana geldiğini ve organın işlevinde azalma olduğunu buldu. Bu sonuç, Mars’a yıllarca sürecek bir gidiş-dönüş yolculuğu yapması planlanan astronotlar açısından ciddi tehlike arz ediyor. Ayrıca uzay yolculuklarının, böbreklerin tuzu işleme biçimini temelden değiştirdiğini bulan araştırma ekibi, böbrek taşı oluşumunda bunun birincil rol oynadığını düşünüyor. NASA ve Elon Musk’ın şirketi SpaceX gibi kuruluşların Mars’a yönelik daha uzun süreli yolculuk planları astronotların sağlığını koruyacak önlemler gerektiriyor.

Elon Musk, OpenAI'a açtığı davayı geri çekti

Elon Musk, 2018 yılında ilk yönetim kurulu üyesi olduğu ancak daha sonra ayrıldığı OpenAI şirketine açtığı davayı mahkemeden bir gün önce geri çekti. Teknoloji milyarderinin davayı neden geri çektiğine dair ise herhangi bir bilgi paylaşılmadı.

Elon Musk ile OpenAI arasındaki gerginlik hala devam ederken bugün bu dava konusunda önemli bir gelişme yaşandı.

Musk, OpenAI ve kurucu ortakları Sam Altman ve Greg Brockman’a karşı açtığı davayı, mahkemeden sadece bir gün önce geri çekti. Dava geri çekilmeseydi yargıç, OpenAI’ın davayı reddetme talebini inceleyecekti.

Gelen bilgilere göre Musk’ın avukatları, dün onun adına geri çekme kararını bildirdi. Davayı neden geri çektiğine dair ise herhangi bir bilgi paylaşılmadı. İlk olarak şubat ayı sonlarında San Francisco Yüksek Mahkemesine sunulan dava, OpenAI’ı kâr amacı güden bir kuruluş olarak faaliyet göstermeye son vermeye ve yapay zeka araştırmalarını kamuya açıklamaya zorlamaya çalıştı.

KURUCU ANLAŞMA İDDİASI Musk’ın davasında, yapay zeka şirketinin kuruluşundan itibaren kârdan çok insanlığın yararına olacak şekilde geliştirme anlaşmasına ihanet ettiklerini düşündüğü belirtilmişti. OpenAI, Musk davayı açtığı sırada onun şirketi Tesla ile birleştirerek “mutlak kontrolü” eline almak istediğini söylemişti. Musk’ın iddialarına yanıt olarak ise böyle bir kurucu anlaşmanın hiçbir zaman var olmadığını belirtti. Musk, OpenAI’ye karşı sözleşme ihlali, güvene dayalı görev ihlali ve haksız ticari uygulamalar gibi iddialarda bulundu ve şirketin açık kaynağa geri dönmesini istedi.

Mars'ta gizemli delikler bulundu! Astronotlar için sığınak olacak

NASA, Mars’ta gizemli delikler keşfedildiğini duyurdu. Bu deliklerin artık volkanik olarak aktif olmayan Mars’ın yüzeyindeki yanardağ çukurları olduğu tahmin ediliyor. Bu deliklerin gelecekte astronotlar için barınak olarak kullanılması planlanıyor. Bununla birlikte, deliklerin ne kadar derin olduğu veya nereye gittikleri henüz belli değil.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars’ta gizemli bir delik bulunduğunu açıkladı. Sadece birkaç metre genişliğinde olan çukur, 15 Ağustos 2022’de, o sırada Mars yüzeyinden yaklaşık 256 kilometre yüksekte bulunan NASA’nın Mars Yörünge Keşif Aracı tarafından görüntülendi. Üstelik bu delik Mars yüzeyindeki tek delik değil. Mars’ın Tharsis bölgesindeki üç büyük volkanın eteklerinde görülen pek çok volkandan biri. Bilim insanların söyleyebildiği kadarıyla Mars artık volkanik olarak aktif değil.

Ay’da ve Dünya’da da bulunan tükenmiş yanardağlarda, geçmişte içinden lavların aktığı ancak artık boşalmış olan bu tür tüneller bulunuyor.

ASTRONOTLAR İÇİN BARINAK OLACAK Bu deliklerin gelecekte astronotlar için barınak olarak kullanılması mümkün olabilir. Bununla birlikte, bu deliklerin ne kadar derin olduğu veya nereye gittikleri belli değil. Sadece Dünya’da ve diğer gezegenlerde gördüklerimize dayanarak spekülasyon yapabilmek mümkün. Mars Dünya’ya göre daha ince bir atmosfere sahip ve küresel bir manyetik alana sahip değil. Bu nedenle yüzeyinde yaşamak uzay radyasyonu sebebiyle pek kolay değil. Bu yüzden, Ay’da da olduğu gibi Mars’ta kurulabilecek herhangi bir yerleşimin ilk olarak yer altında başlaması düşünülüyor. Bu delikler Mars’ta dünya dışı yaşamın kanıtlarını aramak için en iyi yerlerden biri olabilir çünkü gezegenin affedilmeyen yüzeyinden koruyucu, sıcak bir sığınak sunabilirler.