Arama: Kadın & Moda

Kadın kategorisinde genel olarak Moda başta olmak üzere Kadın’a dair her şey yer almaktadır.

Oscar'a adım adım: BAFTA kırmızı halısının en iyi görünümleri

2025 BAFTA Ödülleri sahipleri belli oldu. Yılın En İyi Filmi “Konsey” (Conclave) olurken En İyi Kadın Oyuncu ödülü “Anora” filmiyle adından söz ettiren Mikey Madison’ın oldu. Film dünyasının en iyilerinin seçildiği gecede şıklık yarışı yaşandı. İşte kırmızı halıdan en iyi görünümler…

İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Festival Hall’da gerçekleşen 2025 BAFTA Televizyon Ödülleri’nde kazananlar açıklandı. David Tennant’ın sunuculuğunu üstlendiği törende ödüller sahiplerini buldu. Bu yıl en çok kategoride aday gösterilen “Conclave” Yılın En İyi Filmi seçildi.
Gecede en çok ödül alan (4) yapımlar ise Brady Corbet imzalı “The Brutalist” ve “Conclave” oldu.
“Anora” filminin yıldızı Mikey Madison ise En İyi Kadın Oyuncu ödülünün sahibi oldu.
KAZANANLAR TAM LİSTE
Selena Gomez
Elbise: Schiaparelli
Mikey Madison
Elbise: Prada
Demi Moore
Elbise: Alexander McQueen
Ariana Grande
Elbise: Louis Vuitton
Timothée Chalamet
Takım: Bottega Veneta
Zoe Saldana
Elbise: Saint Laurent
Cynthia Erivo
Elbise: Louis Vuitton
Saoirse Ronan
Elbise: Louis Vuitton
Camila Cabello
Elbise: Sabina Bilenko
Coleman Domingo
Takım: Versace
Read More

Eserleri doğallığı ve tarihi dokusuyla öne çıkıyor: Bölgenin kültürel mirasını yaşatıyor

Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Alapınar Mahallesi’nde yaşayan Aşur Taş, ahşap oyma sanatıyla bölgenin kültürel mirasını yaşatıyor.

Yüzden fazla çeşit el yapımı ürünüyle dikkat çeken Taş, modern cihazlar kullanmadan tamamen geleneksel yöntemlerle sanatını icra ediyor. Yaptığı her bir eser, doğallığı ve tarihi dokusuyla öne çıkıyor.
Ahşap oyma sanatındaki ustalığı ve bu alana olan katkıları nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Sanatçı tanıtım kartı” ile ödüllendirilen Aşur Taş, geleneksel sanatın yaşatılması adına önemli bir rol üstleniyor. Taş’ın ürettiği eşyalar, hem günlük hayatta kullanılabilecek pratiklikte hem de sanatsal değeriyle dikkat çekiyor.
Aşur Taş’ın eserleri, sadece bölge halkı tarafından değil, sanatseverler ve koleksiyonerler tarafından da büyük ilgi görüyor.
Usta sanatçı, gelecek nesillere bu sanatı aktarmak için çalışmalarını sürdürürken, Tortum’un kültürel zenginliğine de katkıda bulunuyor.
Alapınar Mahallesi’nde ziyaretçilerini ağırlayan Aşur Taş, ahşap oyma sanatının inceliklerini gözler önüne seriyor. Onun eserleri, adeta doğal malzemelerin tarihle buluştuğu bir sanat şöleni sunuyor.
Read More

Eskimiş halılar hayat buluyor: Sprey boyayla sanat eserine dönüşüyor

Son günlerde sosyal medyada hızla yayılan ve eski halıları sanata dönüştüren sprey boya akımı, Bandırma’da da ilgi görmeye başladı.

Kullanılmayan veya eskimiş halılar, özgün desenler ve figürlerle yeniden hayat buluyor. Bu yeni trendin dikkat çeken örneklerinden biri, Ayyıldız Mahallesi’ndeki bir kahvede sergilendi.
Dövme sanatçısı Erdinç Engin (32), kahve işletmecisi Erkan Yılan’ın sosyal medyada görüp beğendiği bir kadın figürünü halıya resmetti.
Yılan’ın bin 500 liraya satın aldığı halı, Engin’in dokunuşuyla sanatsal bir esere dönüştü. Sprey boya ile yapılan bu çalışma, halının orijinal motifleriyle modern çizgileri buluşturarak mistik ve etkileyici bir görünüm kazandırdı.
Bu tarz sanat eserleri, hem nostaljik hem de yenilikçi bir yaklaşım sunarak eski eşyaları değerlendirme akımına farklı bir boyut kazandırdı.
Bandırma’da başlayan bu sanat akımının, önümüzdeki günlerde daha fazla ilgi görmesi bekleniyor.
Read More

Türkiye'den kaçırıldı, yıllarca el değiştirdi | Marcus Aurelius heykeli iade ediliyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan Marcus Aurelius heykeli, uzun süren bilimsel ve hukuki çalışmaların ardından Türkiye’ye iade ediliyor.

Antik çağın en nadide bronz eserlerinden biri olarak kabul edilen bu heykel, Roma İmparatoru Marcus Aurelius’u bir filozof olarak tasvir etmesiyle dikkat çekiyor. Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nde 1960’lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan heykel, milattan sonra 2’inci ve 3’üncü yüzyıllara tarihlendiriliyor.

TÜRKİYE 65 YILI AŞKIN BİR SÜREDİR PEŞİNDE

Antik Roma Dönemi’nin önemli bir kült yapısı olan Sebasteion’da bulunan eser bu yıl içerisinde doğduğu topraklarla yeniden buluşacak.  Anadolu tarihinin kayıp hazinelerinden biri olan Boubon Antik Kenti kökenli bronz heykel, 1960’lı yıllarda kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılarak yıllarca el değiştirdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ohio eyaletinde bulunan Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edilen heykel, Türkiye’nin 65 yılı aşkın bir süredir peşinde olduğu eserlerden biriydi

Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan eserler, Prof. Dr. Jale İnan öncülüğündeki araştırmalarla gündeme getirilmiş ancak Marcus Aurelius heykelinin Türkiye’ye iadesi bugüne kadar mümkün olmamıştı

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi arasında 2021’de başlayan iş birliği sayesinde, Lucius Verus, Septimius Severus ve İmparator Caracalla’ya ait heykeller de dahil olmak üzere birçok Boubon kökenli nadide eser anavatanına döndü.

BİLİMSEL KANITLAR VE HUKUKİ SÜREÇ HEYKELİN KÖKENİNİ AÇIĞA ÇIKARDI

Kültür ve Turizm Bakanlığının uzun yıllardır süren çalışmaları ve önceki yıllarda toplanan bilimsel veriler, Marcus Aurelius heykelinin Boubon Antik Kenti’ndeki Sebasteion yapısına ait olduğunu kanıtladı. Bakanlığın arşiv belgeleri, akademik araştırmalar ve antik kentteki kazı çalışmaları heykelin orijinal yerini açıkça ortaya koydu.

Antik kentte yapılan yoğun kaçak kazılar hakkında bilgi sahibi olan görgü tanıklarının ifadeleri, bilimsel verileri destekleyince Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI), Türkiye’nin iade talebini haklı bularak Cleveland Sanat Müzesi’ndeki heykele el konulmasına karar verdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Biriminin iş birliğiyle Cleveland Sanat Müzesi’nde sergilenen Marcus Aurelius heykeline resmen el konuldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı

MÜZENİN İTİRAZI SONUÇ VERMEDİESER TÜRKİYE’YE DÖNÜYOR Cleveland Sanat Müzesi, el koyma kararına karşı Ekim 2023’te mahkemeye başvurarak heykelin kökeninin kesin olmadığı yönünde itirazda bulundu. Ancak, Türkiye’nin sunduğu bilimsel veriler ve titiz analizler, müzenin bu itirazını çürüttü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı güçlü kanıtlara rağmen uzlaşmacı bir yaklaşım göstererek Cleveland Sanat Müzesinin bilimsel analiz çalışmaları yapılması talebini olumlu karşıladı. Bakanlık uzmanlarının gözetiminde 2024 yılının Mayıs ayında heykelin müzede silikon ayak kalıbı alınarak Boubon Antik Kenti’ndeki bronz heykel kaideleriyle birebir uyumlu olduğu tespit edildi.

Cleveland Müzesi tarafından yetkilendirilen arkeometri uzmanı Prof. Dr. Ernst Pernicka ve Bakanlığın uzman konservatörleri, Boubon Antik Kenti ile Burdur Müzesi’nde bulunan Boubon kökenli Valerianus heykeli ve Marcus Aurelius heykelinden kurşun izotop, taş ve toprak analizleri için numuneler aldı.

Ayrıca, Almanya’daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezi laboratuvarlarında yapılan tarafsız analizler, heykelin Boubon’da uzun yıllar gömülü kaldığını kesin olarak kanıtladı.

Bu güçlü bilimsel bulguların ardından Cleveland Sanat Müzesi, Marcus Aurelius heykelinin Türkiye’ye iadesini kabul etti ve bu karar Manhattan Bölge Savcılığı tarafından Türkiye’ye resmen bildirildi.

KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINDA TARİHİ BAŞARI Türkiye, bu zaferle yalnızca kendi kültürel mirasını koruma yolunda önemli bir adım atmanın yanı sıra tarihî eser kaçakçılığına karşı yürütülen uluslararası mücadelede de büyük bir başarıya imza attı. Yurt dışına kaçırılan eserleri diplomatik, hukuki ve bilimsel yollarla geri getirmek üzere çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Marcus Aurelius heykelinin dönüşünü bu mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçirdi.

Read More

Viyana Valsleri ve Türk Valsleri konseri AKM'de gerçekleşecek

İstanbul Filarmoni Orkestrasının (İFO) hazırladığı, “Viyana Valsleri ve Türk Valsleri” konseri 16 Şubat’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) sanatseverlerle buluşacak.

İFO’dan yapılan açıklamaya göre, Viyana’nın ikonik valsleri ve Türk vals eserlerini buluşturan konserde, şef Orçun Orçunsel yönetimindeki orkestra sahne alacak.

Konserin birinci bölümünde Türk bestecilerden Muallim İsmail Hakkı Bey, Dede Efendi, Sultan Abdülaziz, Erol Sayan, Yesari Asım Arsoy, Muhlis Sabahattin ve Orçun Orçunsel’in besteleri seslendirilecek. Orkestra, konserin ikinci bölümünde ise Viyana Valslerinden Johann Strauss ve Emmerich Kalman’ın eserlerini yorumlayacak. İlke Kodal’ın koreografisiyle sahne alacak profesyonel dansçılar da Viyana valsleri ve polkalardan oluşan üç gösteriyi izleyiciye sunacak

Read More

Antalya Devlet Opera ve Balesi, Sevgililer Günü Konseri verecek

Antalya Devlet Opera ve Balesi (DOB) “Sevgililer Günü Konseri”ni sanatseverlerin beğenisine sunacak.

Antalya DOB’dan yapılan açıklamaya göre, konser programı 13 Şubat saat 20.00’de Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Piyanist Anna Tepretmez’in eşlik edeceği konserde, soprano Burcu Kuru ve Esra Serbest, mezzosoprano Pınar Tekol, tenor Enis Ok ve bas Yalçın Ünsal solist olarak sahne alacak.

Konserde, klasik ve çağdaş eserlerden oluşan seçkin bir repertuvar sanatseverlerle buluşacak.

Read More

Tarihi hamam

Edirne’de restorasyonu süren Gazi Mihal Hamamı “Koku ve Kahve Müzesi” olarak turizme hizmet edecek.

Vali Yunus Sezer, gazetecilere yaptığı açıklamada, serhat şehri Edirne’de tarihi eserlerin restorasyonuna önem verdiklerini belirtti. Bu kapsamda Gazi Mihal Hamamı’nda restorasyon çalışmalarının devam ettiğini anlatan Sezer, yapının erken dönem Osmanlı mimarisinin en önemli hamamlarından biri olduğunu söyledi.Edirne’de restorasyonu yapılan tüm eserler gibi Gazi Mihal Hamamı’nın da turizme kazandırılarak işlevsel hale getirileceğini bildiren Sezer, şöyle konuştu:

“Hamamı Koku ve Kahve müzesi yapıyoruz. Çok güzel, Osmanlı’dan bu yana gelen kahvelerin sunumunun yapılacağı bir yer olacak. Biliyorsunuz Edirne aynı zamanda gülün memleketi, yıllarca Topkapı Sarayı’na gül ve gülün türevleri olan kokular gönderilmiş. Yine burayı bir merkez haline getireceğiz inşallah. Gazi Mihal’den Tunca Nehri’ne kadar olan alanının da çok güzel peyzajını yapacağız.” GAZİ MİHAL HAMAMI

Tunca Nehri kıyısında yer alan hamam, Osmanlı’nın kuruluş döneminde büyük hizmetlerde bulunmuş akıncı ailesi Mihaloğulları’ndan Gazi Mihal Bey tarafından 1422 yılında inşa ettirildi.

Kesme taş ve tuğla malzemeden yapılan hamamın duvarları orijinal halini koruyor. Gazi Mihal Bey Camisi ve İmaret Köprüsü ile külliye halinde bulunan hamam, Rusların 1829’da Edirne’yi işgalinin ardından tamamen kapatıldı.

Read More

Gidion'un Düğümü oyunu tiyatroseverlerle buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın yeni oyunu “Gidion’un Düğümü”nün prömiyeri, Müze Gazhanane Meydan Sahne’de yapıldı.

Johnna Adams’ın yazdığı, Ersin Umulu’nun yönettiği oyun, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alırken, eğitim sistemini eleştiriyor. “Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü” ile “Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) “Seyirci Ödülü” alan eserde, Özge Özder ve Özgür Kaymak rol alıyor. Yönetmen Ersin Umulu, oyuna ilişkin yaptığı açıklamada konunun, Chicago’nun lüks bir banliyösündeki devlet okulunda geçtiğini dile getirdi.

“GİDİON’UN DÜĞÜMÜ ÇOĞU ZAMAN GERGİNLİĞİN HAKİM OLDUĞU BİR OYUN”

Eserin, öğretmen-veli görüşmesi üzerine kurgulandığını vurgulayan Umulu, “Oyun adını, ‘Gordion’un Düğümü’ efsanesinden almaktadır. Efsaneye göre kimsenin bir türlü çözemediği Gordion’un Düğümü’nü Büyük İskender kılıcıyla keserek çözer. Ama gerçek hayattaki düğümler böyle değildir. Oyunumuz, hayatta karşılaştığımız düğümlerin basitçe ikiye bölünemeyeceğini fark etmeye davet ediyor.” dedi.

Yönetmen Umulu, oyunun olay örgüsünün bir labirent gibi işlendiğinin altını çizerek, “Oyunda durumu çözmeye yönelik her girişim, daha güçlü bir düğümle sonuçlanıyor. Aşk, akran zorbalığı, öfke, korkaklık, sorumluluk, masumiyet, ifade özgürlüğü ve şiddet gibi hayatın tam ortasındaki konular, oyunun temel gündemini oluşturuyor. Gidion’un Düğümü, çoğu zaman rahatsız edici, gerginliğin hakim olduğu güçlü bir oyun. Oyun boyunca çocukların doğası gereği masum olmadıkları, tam tersine çok acımasız olabilecekleri ama aynı zamanda fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalabilecekleri gibi ağır konularla da yüzleşiyoruz.” diye konuştu. Umulu, oyunda farklı aktörlerin ön plana çıktığını dile getirerek, şunları aktardı: “Gidion’un Düğümü, öğretmenler, çocuklar ve sosyal medya ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konuları odağını alıyor. Oyun, oğlu intihar eden bir annenin bu olaydan öğretmeni suçlamasıyla başlıyor. Burada öğretmenin sorumluluğunun nerede başlayıp bittiğini düşünmeye başlarız. Aynı zamanda çocukların kendi iç dünyaları da bir mesele olarak oyunda ele alınıyor. Oyunun ilerleyen anlarında ise intihar eden kahramanımız Gidion’un babasının kayıp, annesinin de aslında oğlunu kötü yetiştirdiğine şahitlik ederiz. Oyun, ‘Ebeyenler çocuklarını yetiştirme ödevlerini ne kadar iyi yapabiliyor?’ gibi önemli bir soruyu düşünmemizi istiyor.” “SEYİRCİYİ HEM DÜŞÜNDÜRECEK HEM KONUŞTURACAK”

Oyunun, bir çözümden çok, var olan gerilim ve problemleri gündeme getirmek istediğini vurgulayan Umulu, “Kahramanımız Gidion’un intiharının asıl nedeni, yazdığı bir kompozisyondur. Bu, tonu oldukça sert bir metindir ve sosyal medyada paylaşılmasıyla birlikte okulda oldukça büyük sıkıntılara neden olur. Okul idaresi Gidion’a yazdıklarından dolayı bir ceza verir. Burada Gidion’un da çok da masum olmadığını anlamaya başlarız. Kahramanımıza odaklanırken de onun eksik babalık ve kötü annelikle birlikte bu halde olduğunu görmeye başlarız. Oyun bize kimsenin gerçekten masum olmadığını, herkesin bu hikayedeki düğümlerin bir parçası olduğunu anlatmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Ersin Umulu, eserin seyirciyi hem düşündüreceğini hem de konuşturacağını belirterek, “Oyun boyunca, iki kadın kahramanımızın yaşadığı kayıpla başa çıkma biçimlerini ve buna eşlik eden suçluluk duygularını görme fırsatımız olacak. Gidion, öğretmene göre hasta ve sapkın, anne için ise ileride çok iyi yazar olacak bir potansiyele sahiptir. O, bir sanat dehası mı yoksa sosyopat bir karakter midir? Oyun bizleri var olan düğümlerle ilgili bir karar vermekten çok, meselenin karmaşık boyutuyla yüzleşmeye çağırıyor.” şeklinde konuştu. Hatice Yurtduru’nun dramaturg olarak yer aldığı eserde, müziklere Barış Manisa imza attı.

Read More

Türk kültürüne ait müzik ve sahne sanatları sanatseverlere sunulacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sanatçıları, ‘Türkiye’nin Renkleri’ programıyla CSO Ada Ankara’da sanatseverlerle bir araya gelecek.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sanatçıları, 10 Şubat Pazartesi günü CSO Ada Ankara’da ‘Türkiye’nin Renkleri‘ programıyla Türk milletine ait müzik ve sahne sanatını özel bir seçkiyle sanatseverlerle buluşturacak.

Programda; Klasik Türk Müziği, Türk Halk Müziği ve Türk Halk Dansları ile beraber dünyanın ilk ordu orkestrası olma özelliği taşıyan mehter topluluğundan örnekler ve UNESCO nezdinde İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Mevlevi sema törenlerinin yanı sıra Alevi kültüründen semaha dair kültürel öğeler birbirine bağlı olarak izlenebilecek.

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Ankara Devlet Sahne Sanatları Topluluğu, Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu ile İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nun yer alacağı etkinlikte, solist Cem Gürdal, Ufuk Yürüç, Dilek Türkan, Suat Kılıç, Nilgün Kızılcı, Yudum Koral, Ezgi Eyüboğlu, Elif Avcı ve Umut Akyürek de yer alacak. 

Read More

İDOB, Winterreise eserini sahneleyecek

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) Modern Dans Topluluğu MDTistanbul, “Winterreise” (Kış Yolculuğu) eserini sahneleyecek.

İDOB’dan yapılan açıklamaya göre topluluk, 7 ve 11 Şubat’ta Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak. Avusturyalı besteci Franz Schubert’in bestelediği, Alman şair Wilhelm Müller’in kaleme aldığı eser, İDOB Opera ve Orkestra sanatçıları eşliğinde sahnelenecek. Etkinlikte Modern Dans Topluluğu dansçıları Taner Güngör, Demet Aksular, Berk Can Ceylan, Tufan Elitaş ve Başak Özenç Akay sahnede olacak. Liedler, bariton Kevork Tavityan ve bariton Burak Kul tarafından dönüşümlü olarak, yaylı çalgılar dörtlüsü Aslı Ceren Gürkan, Pınar Gizem Korkmaz, Verda Gül ve Gözde Öcal Güvemli eşliğinde seslendirilecek.

Eser, sevgilisinin başka birine aşık olduğunu fark eden şairin, bu acı gerçeği öğrendikten sonra köyünü ve sevdiklerini geride bırakarak, kendi varoluşunu ve yaşamın anlamını sorgulamasını konu alıyor.

Rejisi ve librettosu Mert Öztekin’e ait eserin koreografisini Deniz Özaydın, Emre Karaca, Evrim Akyay, Huri Murphy, İsmet Köroğlu, Mert Öztekin ve Tuğçe Göncü hazırladı. Eserin dekor ve kostüm tasarımını Olcay Engin Kaymaz, görsel ve ışık konseptini de Burhan Yücel yaptı. Eserin dekor tasarımında İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile farklı kurumlardaki atık kağıtlar kullanılarak, kağıt israfına dikkati çekmek ve geri dönüşüme katkı sağlamak hedefleniyor.

Read More