Arama: Kadın & Moda

Kadın kategorisinde genel olarak Moda başta olmak üzere Kadın’a dair her şey yer almaktadır.

Roma hamamının tabanında mozaikler bulundu

Muğla’nın Milas ilçesindeki Herakleia Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, köylüler tarafından yıllarca ahır olarak kullanılan Roma hamamının tabanında timsah, yunus, flamingo ve yılan balığı betimlemeli mozaikler ortaya çıkarıldı.

Latmos ve Herakleia Kazısı Başkanı, Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeliha Gider Büyüközer, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında 2024’te antik kentteki Roma hamamında çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Alandaki en iyi korunmuş Roma dönemi yapısı olan hamamın kent için çok önemli olduğunu belirten Büyüközer, “Neredeyse çatı seviyesine kadar ayakta olan ve iyi korunmuş yapının mekanlarını açtık. İki metreden fazla dolguyu kazdık. Bu mekanların hem işlevlerini hem de kullanım evrelerini belirledik. Bu yönden de çok önemli arkeolojik veriler elde ettik.” dedi.
Büyüközer, açtıkları mekanlarda, özellikle “soğukluk” kısmında bulunan mozaiklerde timsah betimlemeleri olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Birbirine yönlendirilmiş 6 timsah betimi açığa çıktı. Bu mozaik oldukça ilgi uyandırdı. Görenler bu coğrafyada timsahların yaşamış olabileceğini düşünebilir. Bu coğrafya timsahın yaşaması için çok uygun değil ama bu mozaiği yapan usta mutlaka timsahı görmüş ki tüm detaylarıyla bunu resmedebilmiş, mozaiğe aktarabilmiş. O nedenle bu mekanda çalışan ustanın gezici bir usta olabileceğini ve önceki yıllarda bu tür timsahların yaşadığı coğrafyalarda da çalışmış olabileceğini düşünüyoruz.”
Hamamdaki ısı kaybını önlemek için yapılan ılık mekanda da yine sağlam korunmuş bir mozaik tabanının açığa çıkarıldığını kaydeden Büyüközer, “Burada ise köşelere yerleştirilmiş 4 yunusun arasında flamingolar ve enteresan flamingoların ağzında da kırmızı renkli taşlardan yapılmış yılan balıkları var. Yılan balığı bu coğrafya için çok önemli bir hayvan. Flamingolar da hala günümüzde bu alanda yaşamaya devam eden kuş türlerinden. Aslında sanatçı burada coğrafyada gördüğü hayvanları resmetmiş.” diye konuştu.
Büyüközer, hamamın taban düzenlemesinin kayalarla yapıldığı için mozaiklerin sağlam kalabildiğini vurguladı.
Hamam yapısının köylüler tarafından farklı işlevlerle kullanıldığına işaret eden Büyüközer, “Bir dönem ahır olarak kullanıldığını biliyoruz. Sahipleri halen hayatta. Onlarla yaptığımız sohbetlerde bu mekana hayvanlarını bağladıklarını öğrendik. Halen daha hamamın yan tarafı ahır olarak kullanılmaya devam ediyor. Mozaikler ve bulgular yöre halkının da çok ilgisini çekti. ‘Biz burayı hiç böyle düşünmüyorduk. Hiç böyle hayal etmemiştik.’ diyorlar. Merak edip bu mozaikleri görmek için çevreden çok sayıda kişi geliyor.” bilgisini paylaştı.
Herakleia Antik Kenti’nin yer aldığı Kapıkırı Mahallesi’nde ikamet eden 68 yaşındaki Turcen Aydın ise uzun yıllar mozaiklerin bulunduğu alana hayvanlarını bağladığını söyledi.
Hayvanların yağmurdan ve soğuktan etkilenmemesi için tarihi alanda koruduğunu belirten Aydın, “Burada kazı yapılmaya başladıktan sonra çıkan mozaikleri ve figürleri görünce çok şaşırdım. Kazı ekibi burada çok büyük çalışma yaptı. Onların sayesinde buradaki tarihi eserleri gördük. Çok mutlu oldum. Böyle bir şey görmek aklımın ucundan bile geçmedi. Meğerse bir tarihin üzerinde yaşamışız, haberimiz yokmuş.” ifadelerini kullandı.
Herakleia Antik Kenti’nin yer aldığı Kapıkırı Mahallesi’nde ikamet eden 68 yaşındaki Turcen Aydın ise uzun yıllar mozaiklerin bulunduğu alana hayvanlarını bağladığını söyledi.
Hayvanların yağmurdan ve soğuktan etkilenmemesi için tarihi alanda koruduğunu belirten Aydın, “Burada kazı yapılmaya başladıktan sonra çıkan mozaikleri ve figürleri görünce çok şaşırdım. Kazı ekibi burada çok büyük çalışma yaptı. Onların sayesinde buradaki tarihi eserleri gördük. Çok mutlu oldum. Böyle bir şey görmek aklımın ucundan bile geçmedi. Meğerse bir tarihin üzerinde yaşamışız, haberimiz yokmuş.” ifadelerini kullandı.
Read More

2024 yılının en iyi korku filmleri açıklandı

Korku filmleri büyük bir izleyici kitlesine sahip olmakla beraber, işlediği konularla da daima dikkat çekmeyi başarıyor. Bu yıl korku ve gerilim türüne ait pek çok film izleyiciyi tatmin etmeyi başardı. İşte Variety’ye göre 2024 yılının en iyi korku ve gerilim filmleri…

17. Tutsak Abigail
Film, kaçırılıp izole bir malikaneye kapatılan genç bir kızın hikayesini konu alıyor.
16. Omen: İlk Kehanet
Yapım,  kiliseye hizmet etmek üzere Roma’ya gönderilen genç bir Amerikalı kadının kendi inancını sorgulamasına sebep olan bir karanlıkla karşılaşması sonucu yaşanılanları anlatıyor.
15. Infested
Bir apartmanın sakinleri, hızla üreyen ölümcül örümceklerden oluşan bir orduya karşı mücadele ediyor.
14. Stopmotion
Bir stop-motion animatörü, baskıcı annesini kaybettikten sonra aklındaki kötülüğü kontrol altına almaya çalışır.
13. Arınma
Cecilia, mükemmel İtalyan kırsalında sıcak bir şekilde karşılanır ve kendisine ünlü bir manastırda yeni bir görev teklif edilir. Ancak Cecilia, yeni evinin karanlık ve dehşet verici sırlar barındırdığını anlar.
12. Sevgilim Kaç
Tek gecelik ilişki, bir seri katilin vahşi cinayet serisine dönüşmesiyle bambaşka bir hal alır.
11. I Saw the TV Glow
Banliyödeki hayatını sürdürmeye çalışan bir genç, sınıf arkadaşı aracılığıyla gizemli bir televizyon şovuna tanıtılır.
10. Humane
İnsanlığın nüfusunun yüzde 20’sini kaybetmesine neden olan bir çöküşünardından, bir babanın hükümetin yeni ötanazi programına katılma planı korkunç bir şekilde ters gidince bir aile yemeği kaosa sürüklenir.
9. Oddity
Bir medyum kız kardeşinin cinayetinin ardındaki gerçeği suç mahallinde ortaya çıkarmaya çalışır.
8. Milk and Serial
Sosyal medyada popüler bir ikilinin sürpriz doğum günü şakası, korkunç sonuçlarla daha da kötüye gider.
7. The Coffee Table
Jesus ve Maria ilişkilerinde zor zamanlar geçiren bir çifttir. Yeni hayatlarını şekillendirmek için yeni bir sehpa almaya karar verirler. Bu her şeyi değiştirecek bir karar olur.
6. Şeytanla Bir Gece
Film 1977 yılında Cadılar Bayramı sırasında bir talk show programında yaşananları konu alıyor.
5. Red Rooms
Filmde, bir model, dikkat çeken bir cinayet davasına takıntılı hale gelir.
4. The Substance (Cevher)
Coralie Fargeat imzalı The Substance (Cevher) filminde Demi Moore ve Margaret Qualley başrolü paylaşıyor. Cannes’da 13 dakika boyunca ayakta alkışlanan film, sahneleriyle çok konuşuldu.
3. In a Violent Nature
Bir yangın kulesinden  madalyon çıkarıldığında, Johnny’nin bedeni dirilir ve onu geri almaya kararlıdır.
2. Nosferatu
Bill Skarsgard ve Lily-Rose Depp’in başrolünde yer aldığı Nosferatu, The Lighthouse, The Northman ve The Witch gibi filmlere imza atan Robert Eggers’ın imzasını taşıyor.
Film, genç bir kadına karşı saplantılı duygular besleyen dehşet verici vampir Nosferatu’nun gotik hikayesini konu alıyor.
F.W. Murnau’nun 1922 tarihli Nosferatu filmine yeni bir yorum getirecek olan filmin senaryosunu da yönetmen Robert Eggers kaleme aldı.
1922 yılında Almanya’da çekilen ve Alman dışavurumculuğu akımının başyapıtlarından biri sayılan sessiz korku filminde Max Schreck, vampir kont Kont Orlok rolündedir.
1. Longlegs
Maika Monroe ile Nicolas Cage’in başrollerini paylaştığı Longlegs adlı korku filmi, 6 Eylül’de izleyiciyle buluştu ve eleştirmenlerden tam not aldı.
Read More

Frank Sinatra yıllar sonra müzik listelerine geri döndü

ABD’li şarkıcı, oyuncu, yönetmen ve yapımcı Frank Sinatra “Ultimate Christmas” albümüyle yıllar sonra Billboard’un listesine girmeyi başardı.

Dünyanın her yerinde caz denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Frank Sinatra, Billboard 200 listesine girdi. 1998 yılında hayatını kaybeden efsane sanatçı, Ultimate Christmas albümüyle müzik listesinde ilk 10’a girdi. Albüm son olarak 2012 yılında ilk 10’a girmeyi başarmıştı. FİLMİ GELİYOR ABD’li usta yönetmen Martin Scorsese, yeni bir film hazırlığında olduğunu üstelik bu filmde Frank Sinatra’nın hayatını anlatacağını açıklamıştı. Ancak ünlü şarkıcının kızının duruma karşı çıktığı söyleniyor.

Read More

İstanbul Modern'in 20 yıllık hikayesi kitaplaştırıldı

Çağdaş sanat müzesi İstanbul Modern’in 20. yılına özel hazırlanan “Bir Müze Hikâyesi: İstanbul Modern” adlı kitap okuyucularla buluştu.

Müzeden yapılan açıklamaya göre, Mehmet Altun’un üç senelik çalışmayla yayına hazırladığı kitapta, İstanbul Modern’in kuruluş süreci, Türkiye’nin modern ve çağdaş sanat yolculuğundaki dönüştürücü etkisi ve kültür sanat dünyasına sunduğu katkılar ele alınıyor. Kitapta, 1987 yılında düzenlenen 1. Uluslararası Çağdaş Sanat Sergileri ile başlayan yaklaşık 40 yıllık bir hayalin, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı’nın vizyonu ve eşi Oya Eczacıbaşı’nın liderliğinde gerçeğe dönüşmesi ayrıntılarıyla anlatılıyor. Kuruculardan sanatçılara, küratörlerden müze çalışanlarına kadar 45 kişinin anlatımıyla zenginleştirilen kitapta, müzenin 20 yıllık yolculuğunda gerçekleştirilen etkinlik ve programların yanı sıra tüm sergilerin künyelerine de yer veriliyor.  “MÜZENİN KATETTİĞİ YOLU DERİNLEMESİNE ANLATMAYA ÇALIŞTIK” Açıklamada görüşlerine yer verilen yazar Mehmet Altun, kuruluşundan itibaren yalnızca bir sanat alanı yaratmayı değil, aynı zamanda çağdaş ve modern sanatı kitlelerin erişimine açarak kültürel bir diyalog ortamı oluşturmayı amaçlayan İstanbul Modern’in bu yönüyle dönüştürücü bir işlev üstlendiğini kaydetti. Kitabın hazırlık sürecinin birkaç yıla yayıldığını ifade eden Altun, “Her aşamada titizlikle çalışarak, müzenin katettiği yolu derinlemesine anlamaya ve anlatmaya çalıştık. Kitabın yayımlanmasının İstanbul Modern’in 20. yılına denk gelmesi, bu yolculuğu daha da anlamlı kıldı. Öyle umuyorum ki okurlar bu kitabın sayfalarında İstanbul Modern’in hikâyesini ve kurucusunun vizyonunu derinlemesine keşfederken sanatın gücünü bir kez daha hissedecek ve müzenin sanatın tüm paydaşlarına hitap eden ilham verici yolculuğunda kendilerinden bir şeyler bulacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.

Read More

Rafadan Tayfa: Kapadokya 
gişenin yeni lideri oldu (27-29 Aralık 2024 Türkiye gişe rakamları)

Animasyon türündeki Rafadan Tayfa: Kapadokya vizyondaki ilk haftasında 375 bin 937 seyirci tarafından izlenerek gişenin zirvesine yerleşti. Animasyon türündeki bir başka yapım Moana 2 ise gişedeki başarısını sürdürüyor. İşte 27-29 Aralık hafta sonu Türkiye gişe rakamları…

5. Evcilik
8.141
4. Mufasa: Aslan Kral
25.577
3. Çakallarla Dans 7
40.296
2. Moana 242.540
1. Rafadan Tayfa: Kapadokya
375.937
Read More

Bağlamanın teliyle hayallere yolculuk: Ömer'in ilham veren hikayesi

Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencisi Ömer Barut, ifade güçlüğü ve dikkat dağınıklığı gibi zorluklarla mücadele ederken bağlamaya olan tutkusu ve azmiyle örnek bir başarı hikayesi yazıyor. Babasının desteği ve kendi kararlılığıyla müzikte emin adımlarla ilerleyen Ömer Barut, gelecekte Türk müziğine katkı sağlamayı hedefliyor.

Elazığ’da yaşayan 21 yaşındaki Ömer Barut, müzikle iç içe geçen yaşamıyla ve azmiyle örnek bir başarı hikayesi yazıyor.
Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuvarı 2. sınıf öğrencisi olan Ömer, 13 yaşında tanıştığı bağlamayla hayatına yön verdi. Bağlama çalmayı adeta bir tutku haline getiren genç yetenek, hem müzikteki başarısıyla hem de karşılaştığı zorlukları aşma iradesiyle dikkat çekiyor.
İfade etme güçlüğü ve dikkat dağınıklığı hastalığıyla mücadele eden genç müzisyen, bu durumun hedeflerine ulaşmasına engel olmadığını herkese kanıtlıyor. Azmi, çalışkanlığı ve babası Hakan Barut’un desteği, Ömer’i hayallerine bir adım daha yaklaştırıyor.
Bağlama çalmaya başladığı günden bu yana hayatını müziğe adadığını dile getiren Ömer Barut, ”Konservatuvar 2. sınıf öğrencisiyim. Müziği çok seviyorum. Müzik benim yaşam gıdam. Bağlamada yeteneğim vardı, bundan ötürü bağlamayı seçtim. Bağlamayı da çala çala ilerledim. Hocalarımdan ve okulumdan memnunum. Allah, emeği geçen bütün hocalarımıza razı olsun. Başarılı bir süreç geçirmeye de devam edeceğim. Bundan sonra mezun olana kadar bu yolda devam etmeyi düşünüyorum. İleride Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı veya üniversitede hoca olarak yüksek lisans yapmayı düşünüyorum. Hedeflerim bunlar” dedi.
Ömer’in hem yeteneğini hem de karakterini anlatan sınıf arkadaşlarından Miraç Ozan, ”Ömer çok güzel, kibar ve beyefendi bir insan. Sevdiğimiz bir arkadaşımız. Konuşması, sohbeti çok doyumsuz. Birlikte bağlama çalıyoruz. Genel olarak güzel geçiyor. Bağlama konusunda da Ömer’in yeteneği var” şeklinde konuştu.
Ömer’in en büyük destekçisi olan aynı zamanda oğlunun müzikle kurduğu güçlü bağa tanıklık eden babası Hakan Barut ise onun başarısıyla gurur duyduğunu belirterek, ”Oğlumla gurur duyuyorum. Oğlum gerçekten çok başarılı. Çok gayret gösteriyor. Hocaları ve arkadaşları kendisinden memnun. Bu gayretinden dolayı oğlumu tebrik ediyorum. Fırsat buldukça Ömer’le takılıyoruz. Hocalarından durumunu takip ediyorum. Gayet iyi olduğu, derslerinden bayağı başarılı olduğunu söylüyorlar. Bağlamaya karşı aşırı bir yeteneği var. Başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.
Read More

Bruce Willis'in eşinden duygusal paylaşım

Afazi ve demans hastalığıyla mücadele eden ve sinemayı bırakmak zorunda kalan ünlü aksiyon yıldızı Bruce Willis uzun süredir gözlerden uzak. Willis’in eşi Emma Heming, 17’nci evlilik yıl dönümünde yaptığı duygusal paylaşımla adından söz ettirdi.

Aksiyon filmlerinin önde gelen isimlerinden Bruce Willis’e beynin bazı bölgelerinde meydana gelen işlev bozukluğu sonucu ortaya çıkan konuşma, konuşulanı anlama ve okuma – yazma gibi becerileri etkileyen afazi hastalığı teşhisi konulmuştu.
Hastalığı nedeniyle oyunculuğu bırakan ve gözlerden uzak yaşayan Bruce Willis, ardından frontotemporal demans hastalığıyla mücadele etmeye başladı.
Oyuncuya teşhis konulmasının ardından ailesi sosyal medyada Willis ile ilgili sık sık paylaşım yapıyor.
Oyuncunun eşi Emma Heming de bu isimlerden biri.
46 yaşındaki Heming ile Willis, 29 Aralık’ta 17’nci yıl dönümlerini kutladı.
Eşiyle fotoğrafını paylaşan Heming, duygusal mesajıyla dikkat çekti. Heming “17’nci yılımız… Yıl dönümleri eskiden heyecan getirirdi. Şimdi, dürüst olmak gerekirse, tüm duyguları harekete geçiriyor, kalbimde sanki bir ağırlık var” ifadelerini kullandı.
Willis’in sağlık durumu hakkında sık sık sosyal medya hesabında açıklama yapan Heming sözlerine şöyle devam etti:
“Kendime ‘Neden o, neden biz?’ diye oturup öfkelenmek ve kederlenmek için 30 dakika verdim. Sonra tüm bu duyguları üzerimden atıp var olana geri dönüyorum. Hayatımdaki var olan şey ise koşulsuz sevgi. Bunu bildiğim için kendimi kutsanmış hissediyorum ve bunun sebebi o. Bunu hiç düşünmeden tekrar tekrar yapardım.”
Heming, Town and Country adlı dergiye verdiği röportajda Willis’in sağlık durumuna dair açıklamalarda bulunmuştu. Heming “Bu hastalık yanlış teşhis ediliyor, gözden kaçırılıyor, yanlış anlaşılıyor, bu yüzden sonunda bir tanıya varmak ve ‘frontotemporal demans’ın ne olduğunu öğrenebilmem ve çocuklarımızı eğitebilmem için çok önemliydi” dedi.
Heming, aktörün hastalığını çocuklarından saklamadığını “Onlar için hiçbir şeyi yumuşatmaya çalışmadım. Bruce’un yıllar içindeki değişimini gördüler. Onları bundan korumaya çalışmıyorum” ifadeleriyle dile getirdi.
Bir terapist ile görüşen Heming, “Bu hastalık kronik, sürekli ilerliyor ve ölümcül” dedi. Ancak Heming çocuklarıyla bu hastalığın ölümcül tarafı hakkında konuşmak istemediğini söylüyor.
“Tedavisi yok. Çocuklarım, babalarının iyi olmayacağını biliyor. Babaları iyileşmeyecek bu nedenle onları bu farkındalıkla yetiştiriyorum” diyen Willis’in eşi “Demansın tüm ailemizi alt etmesine izin vermeyeceğim. Bruce bunu istemezdi. Ailemiz için savaştığımı, biraz umut beslediğimi görecekler” diyerek sözlerini tamamladı.
Emma Heming aynı zamanda Willis’in Demi Moore ile eviliğinden dünyaya gelen üç kızının üvey annesi.
Öte yandan Bruce Willis’in 30 yaşındaki kızı Tallulah evleniyor.  Willis’in, Demi Moore ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Tallulah müzisyen Justin Acee ile nişanlandı.
Willis evlilik teklifi aldığı anları sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı. Bruce Willis ile Demi Moore’un  Rumer (36) ve Scout (33) adında iki kızı daha bulunuyor.
90’lı yıllara damga vuran “Ghost” filmiyle yıldızı parlayan Demi Moore, katıldığı bir programda eski eşi Bruce Willis hakkında konuştu. CNN kanalına konuk olan Moore, Willis’in sağlık durumu hakkında “Durumu göz önünde bulundurulduğunda şu anda her şey oldukça stabil” ifadelerini kullandı.
“KİMSENİN BAŞINA GELMESİNİ İSTEMEM”
62 yaşındaki oyuncu sözlerine “Bunu daha önce de paylaştım, ama bunu gerçekten çok içtenlikle söylüyorum, bu durumla başa çıkan herkesin, bu hastalıkla mücadele eden kişilerle aynı noktada buluşması çok önemli” diye devam etti.
“Yani açıkçası çok zor bir durum ve kimsenin başına gelmesini istemem. Ortada büyük bir kayıp var” diyen usta oyuncu, böylesine zor bir durumdan bile güzel şeylerin çıkabileceğine inandığını söyledi.
1987 ile 2000 yılları arasında evli olan Wilis ve Moore’un Rumer, Scout ve Tallulah adında üç kızı bulunuyor. 2009 yılında evlenen Heming ve Willis’in ise Mabel ve Evelyn adında iki kızı var.
Bruce Willis’in Heming ile kurduğu aileyle sık sık bir  araya gelen Demi Moore’un, Willis’in eşi Emma Heming ile çok iyi anlaştığı biliniyor.
Birlikteliklerinden üç kızı olan eski eşler Demi Moore ve Bruce Willis, yakın arkadaş olarak ilişkilerini sürdürüyor.
Read More

Persefone grubu ilk kez Türkiye'ye geliyor

Progresif metal grubu Persefone, ilk kez Türkiye’ye geliyor. Özellikle son yıllarda dünya metal müzik sahnesinde adından sıkça söz ettiren Persefone, 25 Ocak’ta İstanbul’da sahnede olacak.

2001 yılında kurulan Persefone, Türkiye’de ilk kez sahne almaya hazırlanıyor. Grup, İstanbul ve Ankara’da müzikseverlerle buluşacak.

“Spiritual Migration”, “Aathma” ve son albümleri “Metanoia”yla da büyük beğeni kazanan topluluk, konser performanslarıyla da dinleyicilerine unutulmaz anlar yaşatacak.

PERSEFONE HAKKINDA Andorra’nın dünyaya en büyük kültür ihracı olan, metal müzikte yenilikçi çizgileri, sınırları zorlayan yaklaşımlarıyla büyük beğeni toplayan Persefone’ye, iki konserde de İstanbullu progressive metal topluluğu Alkera, konuk grup olarak eşlik edecek.

Bu yıl çıkardıkları “Zamanın Ötesinde” albümleriyle dikkat çeken ve kısa süre önce Symphony X konserindeki performanslarıyla metal müzikseverlerin radarına giren Alkera, Persefone öncesi de seyirciyi ateşleyecek. 25 Ocak’ta IF Performance Hall’da, 26 Ocak’ta ise Ankara 6:45 sahnesinde konuk olacak Metal müzik arenasında kendine özgü bir tarza sahip olan Andorralı Persefone, metal müzikseverlerin hafızalarında yıllar sonra bile hatırlanacak konser performanslarına imza atmak için geliyor. 

Read More

Refik Anadol: 2025 yılında yapay zeka önemli bir değişime yol açacak

Yeni medya sanatçısı Refik Anadol, dünyanın ilk yapay zeka sanatları müzesi “Dataland”in ilk projesine ilişkin, “Bu yapay zeka sistemi, dünya devlerinden geri kalmayacak seviyede kompleks bir sistem. Bu sistemde dörtten fazla büyük dil modeli aynı anda bizim için dinleyebiliyor, konuşabiliyor, paylaşabiliyor, internette arayabiliyor, sorduğumuz soruyu derinleştirebiliyor.” ded

Refik Anadol Studio‘nun hazırladığı müze kapsamında Living Encyclopedia (Yaşayan Ansiklopedi): Large Nature Model (LNM) oluşturuldu.

Dataland, LNM projesi ve yapay zekanın gelişimine ilişkin açıklamada bulunan Anadol, sanat dünyasının uzun süredir dijital sanatı kör noktaya yerleştirdiğini belirterek, “Benim gibi sanatçılar bilgisayar, yazılım, veri, yapay zeka kullanan kişiler, genelde sanat dünyasından bir şekilde kopmuş bir haldeydi. Sanıyorum projelerimizin yarattığı en büyük faydalardan bir tanesi de özellikle dijital sanatları hayal eden insanların önünü açması oldu. Eşim Efsun’la beraber biz de Dataland Müzesi ile hayali olan sanatçılara dijital sanatların daha iyi anlaşılması, gösterilmesi ve eserlerin sergilenmesi için bir imkan sağladık.” ifadelerini kullandı. “NİYETİM YAPAY ZEKAYI 21. YÜZYILDA BİR ANSİKLOPEDİ OLARAK KULLANMAK”

Anadol, müzenin yaklaşık iki yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu aktararak, bu süre içinde hem mekan tasarımlarını hem de arka planda yatan yapay zekayı ürettiklerini söyledi. Üretim sürecinde ise hem etik veri hem de çevreye zararı olmayan bilişim gücünü kullandıklarının altını çizen Anadol, “Özellikle Google ekibiyle yaptığımız iş ortaklığı sayesinde geri dönüşebilir enerjiyle çalışan bir servisi kullanarak, doğaya zarar vermeden, doğayı en iyi ifade edebilen yapay zekayı üretmeye çalıştık.” diye konuştu. Refik Anadol, büyük müze ve kurumlardan 500 milyondan fazla veriyi etik olarak topladıklarını belirterek, şunları kaydetti: “Bunun içerisinden 2,5 milyon tanesi, tek tek ekibim tarafından kontrol edilerek, onaylanmış bir veri setine dönüştürüldü. Daha sonra bu veri seti, geçtiğimiz hafta beta sürümünü kullanıma açtığımız Yaşayan Ansiklopedi ismiyle ilk defa izleyicimizle buluştu. Yaklaşık 3 bin kişi şu an deniyor. Niyetim yapay zekayı 21. yüzyılda bir ansiklopedi olarak kullanmak.” “YAŞAYAN ANSİKLOPEDİ, DÜNYA DEVLERİNDEN GERİ KALMAYACAK BİR SİSTEM”

Dataland Müzesi’ni Los Angeles şehir merkezinde konumlandırdıklarını söyleyen Refik Anadol, “Walt Disney Konser Salonu, The Broad Müzesi, MOCA Müzesi gibi Los Angeles’ın en güçlü kültür koridoru olarak bilinen bir yolun üzerindeyiz. Bina, mimar Frank Gehry’e ait bir tasarım olan The Grand LA. Gehry, bu yapıyı tasarlarken herhangi bir bina olmasını değil içerisinde geleceğe dair kültür barındırmasını hayal etmiş. Burada öyle bir hayal gücünü fiziksel dünyaya yansıtmaya çalıştık ki; herkes bu müzenin şehre katacağı değerin farkında.” değerlendirmesinde bulundu. Anadol, müzenin ilk sergisinde yağmur ormanlarına dair bir veri seti kullanacaklarını ifade ederek, Şubat 2025’te bu projenin devamı niteliğinde bir başka projeyi Türkiye için hazırlayacaklarını dile getirdi. Dataland’in ilk projesi Yaşayan Ansiklopedi’nin “ChatGPT”, “Sora” ve “Midjourney” gibi yapay zeka araçlarıyla rekabet edebileceğine dikkati çeken Anadol, projeye dair şu bilgileri verdi: “Müzeyi fiziksel olarak kuruyoruz ama özellikle burada niyetim sadece bir fiziksel deneyim değil. Bu yapay zekanın anlaşılabilir, okunabilir, duyulabilir, görülebilir olmasını hayal ediyordum. Bu yüzden ekibimle beraber, bir yıldır LNM adıyla yeni sistemi kodladık. Bu yapay zeka sistemi, dünya devlerinden geri kalmayacak seviyede kompleks bir sistem. Google ve Nvidia ekibinin de çok büyük desteğini aldık. Bu sistemde dörtten fazla büyük dil modeli aynı anda bizim için dinleyebiliyor, konuşabiliyor, paylaşabiliyor, internette arayabiliyor, sorduğumuz soruyu derinleştirebiliyor. LNM, üç etkileşim modu sunuyor. Araştırma modunda ayrıntılı ekosistemlere dalabilir, gerçek zamanlı hava durumu simülasyonlarını keşfedebilir ve çevresel verilerle etkileşim kurabilirsiniz. Oluşturma modu’nda, metin istemlerine dayalı olarak flora, fauna ve mantarların bilimsel doğru görüntülerini üretebilirsiniz. Dream mode ise gelişen manzaralar, görseller ve doğa sesleri arasında meditatif bir yolculuk sunar; sakinlik ve bağlantı için bir alan yaratır.”

“ÜZÜLDÜĞÜM ANLARDAN BİRİYDİ, ÖDÜLÜMÜ ALMAYA GİDEMEMİŞTİM” LNM’yi düşünen bir ansiklopedi olarak tanımlayan Anadol, “Sanat üretirken yapay zekaya ‘düşünen fırça’ diyordum. Şimdi de düşünen bir ansiklopedi, düşünen bir kitap, düşünen bir defter, düşünen bir kütüphane diyebiliriz.” diye konuştu. Sanatçı Anadol, LNM’nin okullarda da kullanılabileceğine işaret ederek, “Hayatta, doğada, araştırmalarda kullanabilir. Çünkü daha çok eğitim kaygısı olan bir platform, çıkış noktası ‘araştırma’ olan bir hayal. Dolayısıyla o meşhur yapay zeka araçlarının hiçbirinde bu bahsettiğimiz veriler olmadığı ve bu eğitim sistemine sahip olmadıkları için zaten aynısını da yapamıyorlar.” dedi. Projeyi duyurduktan sonra çok güzel geri dönüşler aldığını belirten Anadol, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da sosyal medya hesabından duyurmuş. Haberim yoktu. Sabah uyandığımda internette bayağı pozitif yorumlar geldiğini görünce fark ettim. Çok sevindim.” ifadelerini kullandı. Anadol, dijital sanat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü kazandığında ödül törenine katılamadığı için çok üzüldüğüne de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üzüldüğüm anlardan biriydi, Kültür Nişanı ödülümü almaya gidememiştim. O sırada Amazon yağmur ormanlarında bu projenin verilerini topluyorduk. O yüzden gelememiştim Ankara’ya, Annem ödülü almaya gitmişti. O günden beri ifade etmek istiyordum; aslında orada olmama sebebim herhangi bir durum değil. Gerçekten de Amazon ormanlarının derinliklerinde yerel halkla veri topluyorduk. İnternetten uzakta, bir veri toplama sürecine giriyoruz. O yüzden kaçırmış, gelememiştim. Hayli uzak bir mesafedeydim. 44 saatlik bir uçuş uzaklığındaydık ama çok sevinmiştim. Bu ödül benim için çok anlamlıydı. Özellikle dijital sanat alanında ülkemizi hem temsil etmek hem de böyle bir ödülle onurlandırılmak, hayatım için muazzam bir motivasyon oldu.” “MUAZZAM BİR RÖNESANSIN İÇİNDEYİZ”

Küresel iklim krizine karşı duyarlılığa dair Türkiye’de kamu kurumlarıyla da ortak projeler yapmaktan memnun olacağını vurgulayan Anadol, “Bence şu an bu yapay zekanın gelişiminde o yolları birleştirmek çok önemli. Büyük kurumların böyle kompleks fikirlere destek olması çok önemli. İnanın, çok zor bu araştırmalar çünkü hiçbir kısa yolu yok.” şeklinde konuştu. Art Review dergisi tarafından belirlenen sanat dünyasının en etkili 100 ismi listesine giren Refik Anadol, sözlerini şöyle tamamladı: “Dijital sanat alanında o listede olabilmek, ülkemizi temsil etmek benim için çok kıymetli. 2025 yılında özellikle dünyada ve ülkemizde yapay zekanın önemli bir değişime yol açacağını düşünüyorum. Muazzam bir Rönesans’ın içindeyiz. Bence hiç tahmin edemediğimiz kadar kompleks ve insanlığa iyi geleceğini düşündüğüm çok fazla gelişmeyi arka arkaya yaşayacağımızı öngörüyorum. Hastalıklar dahil, dünyadaki birçok probleme çözüm bulabiliriz. 2025 yılının herkese mutluluk, ilham ve umut sağlaması hayal ediyorum.”

Read More

2024 yılının en çok kazanan 10 filmi

Dijital platformlar ile sinema salonlarının kıyasıya rekabete girdiği 2024 yılında pek çok yapım izleyiciyle buluştu. İşte Box Office Mojo verilerine göre 2024 yılında dünyada en çok hasılat yapan filmler ve hasılatları…

10. Beterböcek Beterböcek
451 milyon dolar
9. Venom: Son Dans
475 milyon dolar
8. Kung Fu Panda 4
547 milyon dolar
7. Godzilla x Kong: The New Empire
571 milyon dolar
6. Wicked
580 milyon dolar
5. Dune: Çöl Gezegeni Bölüm 2
714 milyon dolar
4. Moana 2
806 milyon dolar
3. Çılgın Hırsız 4
969 milyon dolar
2. Deadpool ve Wolverine1,3 milyar dolar
1. Ters Yüz 2 1,6 milyar dolar
Read More