Arama: Kadın & Moda

Kadın kategorisinde genel olarak Moda başta olmak üzere Kadın’a dair her şey yer almaktadır.

Fındıkkıran balesi, Ankara'daki 10'uncu sezonunda yeniden sahnelenecek

Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), Pyotr İlyiç Çaykovski’nin ölümsüz eseri “Fındıkkıran” balesini 10’uncu sezonunda yeniden sanatseverlerle buluşacak.

Alexander Dumas’ın, yazar ve besteci Amadeus Hoffmann’ın Fındıkkıran ve Fareler Kralı adlı masalından yola çıkarak yeniden yazdığı Fındıkkıran, dünyada en çok sahnelenen bale eserlerinden biri olarak biliniyor. Almanya’da bir yılbaşı partisinde 11 yaşındaki kız çocuğuna hediye edilen “Fındıkkıran” isimli kukla bebeğin prense dönüşmesi ve ardından gelişen olayların anlatıldığı eser, Çaykovski’nin 1891’de bestelediği son bale eseri olma özelliği de taşıyor. İlk koreografisi Marius Petipa tarafından gerçekleştirilen ve 1892’de ilk kez Rusya St. Peterburg Mariinski Tiyatrosu’nda sahnelenen eser, yeni yıla girerken dünyanın önde gelen opera evlerinde sanatseverlere sunulan eserler arasında bulunuyor.

İLK TEMSİL BUGÜN

Biletleri satışa çıktığı anda tükenen, ADOB’un sezonun ilk Fındıkkıran temsili bugün Opera Sahnesi’nde yapılacak. Eserin reji ve koregorafisi Mehmet Balkan, dekor tasarımı Tayfun Çebi ile Olaf Zombeck, kostüm tasarımı Sevtaç Demirer, ışık tasarımı ise Fuat Gök imzasını taşırken, ADOB Orkestrasını Kandemir Artun Hoinic yönetiyor. Sezonun ilk temsilinde, “Fındıkkıran” rolünü Kadir Okurer, “Prens”i İlhan Durgut, “Clara”yı Deniz Derelioğlu, “Çiçek Valsi Prensi”ni Berkay Saraçoğlu, “İyilik Perisi”ni Gizem Çalışkan, “Drosellmayer”i Hakan Odabaşı, “Clara’nın erkek arkadaşı”nı Umutcan Arzuman canlandıracak.

“SEYİRCİLERİMİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Eserde “Şeker Perisi”ni canlandıran Sultan Erol, genel prova öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, 7 sezondur Fındıkkıran’da rol aldığını belirterek, “Benim için çok kıymetli bir eser. Çünkü ilk başrolümü Şeker Perisi ile Fındıkkıran’da oynadım” dedi. Her bale eserinin ayrı ayrı zorluğu olduğunu ve Fındıkkıran’ın da teknik açıdan kolay olmadığını belirten Erol, eseri çok severek, keyif alarak dans ettiklerini ifade etti. Clara’yı oynayan Deniz Derelioğlu ise küçük bir kız çocuğunu canlandırdığını, Clara’nın rüyasında fareler, kurşun asker, Arap, Çin, Rus dansı gördüğü ve uyandığında hiçbirinin gerçek olmadığını anladığı bir hikayeyi anlattıklarını söyledi. Derelioğlu, “İlk başrolüm ve 2 sezondur Fındıkkıran’da oynuyorum. Clara, muhteşem bir rol ve dans etmekten çok keyif alıyorum. Çocuk ruhunu hissediyorum. Eserin müzikleri harika. Bize de, izleyicilere de keyif veriyor. Yıllardır kapalı gişe oynuyoruz. Seyircilerimize çok teşekkür ediyoruz, bizi yalnız bırakmıyorlar” dedi. Fındıkkıran karakterini canlandıran Kadir Okurer de 2007’den beri bu rolde dans ettiğini söyledi. Okurer, “Fındıkkıran, kış temalı ve içinde çocukların da dans etmesinden dolayı ilgi çekiyor. Yıllardır ilgiyle takip ediliyor, özellikle son iki yıldır kapalı gişe oynuyor. İlgiden çok mutluyuz” dedi.

Read More

Kripto milyarderi sözünü tuttu, servet değerindeki muzu yedi

Dünya çapında çokça tartışılan, Maurizio Cattelan’ın Comedian isimli eseri, bir kez daha gündeme oturdu. Duvara bantlanmış bir muzdan oluşan eserin “Orijinallik Sertifikasını” bir Çinli kripto milyarderi 6,2 milyon dolara satın aldı. Milyarder, Hong Kong’da basın toplantısı düzenleyip, duvara bantlı muzu afiyetle yedi.

Milyonlarca dolar ödeyip satın aldığı, dünyanın en pahalı muzunu, basın toplantısı düzenleyip afiyetle yedi.
Kripto para platformu Tron’un kurucusu Çinli milyarder Justin Sun, geçtiğimiz günlerde İtalyan görsel sanatçı Maurizio Cattelan’ın dünya çapında tartışmalara yol açan ve taklit edilen Comedian isimli eserini, 6,2 milyon dolara satın almıştı.
Duvara bantlı bir muzdan oluşan eseri satın alırsam mutlaka yiyeceğim diyen Sun, böylece sözünü de tutmuş oldu.Müzayede ücretiyle birlikte yaklaşık 214 milyon lira ödeyen Sun, eserin “orijinallik sertifikasının” sahibi. Bu yüzden muzu yemiş olması Sun için herhangi bir kayıp anlamına gelmiyor.
Zira sertifika sayesinde Sun, herhangi bir muzu duvara bantlayarak “Komedyen” adı altında sergileyebiliyor. Eser, geçen yıl Güney Kore’nin başkenti Seul’deki Leeum Sanat Müzesi’nde sergilendiği sırada aç olduğunu söyleyen bir sanat öğrencisi tarafından yenmişti.
Öğrenci, yediği muzun kabuğunu yeniden duvara bantlamıştı.Cattelan’ın, Art Basel’de 2019’da 120 bin dolara satılan benzer bir eseri de performans sanatçısı David Datuna tarafından yenilmişti.
Read More

Milli Sinema Günleri'nde Ömer Lütfi Mete yad edildi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü himayesinde, Uluslararası Sinema Derneği tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “Milli Sinema Günleri”nde Ömer Lütfi Mete yad edildi.

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yolumuzun İşaret Taşları: Ömer Lütfi Mete” başlıklı açık oturumu yöneten İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz, Mete’nin entelektüel ve münevver bir insan olduğunu söyledi. Ömer Lütfi Mete’nin kendine has üslubu, kişiliği ve yaklaşımı olduğunu dile getiren Yılmaz, “Sinema onun ayrı bir ilgi alanıydı ama sadece sinemaya hapsedilmeyecek kadar geniş ilgi alanı ve becerisi olan bir isimdi. Çok renkli bir kişilikti.” dedi. “İSTİSNASIZ HERKESİN HÜRMET ETTİĞİ BİR İNSANDI”

Gazeteci yazar Ahmet Tezcan, Mete’nin, hayatında gördüğü, mümin sıfatını kazanmış en samimi insanlardan biri olduğunu belirterek, “Niye onun karakterleri, Kuşçu o kadar çok tutmuştur? Samimiyetinden dolayı. Bu samimiyetini gittiği her yerde, her insana hissettiren bir kişiliğe sahipti. Gerçekten olağanüstü derecede samimiydi ama bir aceleciliği, telaşı vardı, benim tabirimle, Ömer abinin ayakları bir yere girerken kafası dışarı çıkardı. O kadar hızlı çalışırdı. Çok işi bir arada yapabilen bir insandı.” değerlendirmesinde bulundu. Ömer Lütfi Mete’yi 1982’de Tercüman Gazetesinde tanıdığını dile getiren Tezcan, “O dönemdeki nadir iyi Müslümanlardandı. Ömer ağabey, istisnasız herkesin muhteşem derecede hürmet ettiği bir insandı. En renkli simaydı. Niçin Ömer ağabeyin özelliklerini anlatıyorum? Çünkü Ömer ağabeyin senaryolarında yansıttığı insan karakteri, aslında doğrudan Ömer Lütfi Mete’nin kendisini yansıtır da ondan.” şeklinde konuştu.

“DELİKANLILIĞIN KİTABINI YAŞAYARAK YAZMIŞ BİR ADAMDIR” Oyuncu Ahmet Yenilmez, Ömer Lütfi Mete’nin toplumun genelinin bilmediği anlarına şahit olduğunu dile getirdi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ömer Lütfi Mete ile özel olarak görüştüğünü kaydeden Yenilmez, “Onun yanından çıkınca bir başka olurdu. Şimdi dönüp baktığım zaman enteresan bir şey görüyorum. Ömer ağabeyi kime benzettiğimin sonradan farkına vardım. Mehmet Akif Ersoy, bu kadar birbirine benzeyen iki şahsiyet olamazdı. İki delikanlı…” ifadesini kullandı. Yenilmez, Mehmet Akif Ersoy konulu oyuna hazırlandığı günlerde Mete’yi hep karşısında gördüğünü aktararak, şunları kaydetti: “Siyasetle ilgilendi. Yazdıklarını, senaryolarını, konuşmalarını, televizyon programlarını hep birer kürsü olarak gördü. Senaryo yazardı. ‘Bu hikayedeki şu karakteri Mehmet Ali Tuncer veya Ahmet Yenilmez oynayacak. Kendisiyle anlaşma yapılamazsa bu tip veya karakter çıkarılacaktır.’ diye altına not düşerdi. Sadece para kazanalım, aç kalmayalım derdinde değildi. Bize böyle bir onur yaşattı, bize kıymet verdi, bizi adam yerine koydu. Ömer Lütfi Mete delikanlıca yaşayıp, delikanlılığın kitabını yaşayarak yazmış bir adamdır. Allah rahmet eylesin.”  “O ZIPIR HALİMLE BENİ YANINDA TAŞIRDI” Oyuncu Emin Gürsoy da Mete’yi çok özlediğini dile getirerek, “Bende emeği, katkısı çoktur. Bugün hayata bakışımın, karakterimin üzerinde fazlasıyla işareti vardır. Fazlasıyla dokunmuştur bana. Ben o zamanlar genç, zıpır birisiydim. O genç yaşta Deli Yürek dizisinde Kuşçu’yu oynamaya başladım. O zıpır halimle beni yanında taşırdı. Evini açtı, dışarıda hocayla beraber çok zaman geçirdik. Bende çok güzel anıları var.” açıklamasını yaptı. Deli Yürek dizisinde oynadığı Kuşçu karakterinin ve diğer rollerin yıllar geçmesine rağmen halen daha çok net hatırlandığına dikkati çeken Gürsoy, “Ben o karakterin düşüncelerini ve dolayısıyla Ömer hocayı taşımaktan çok mutluyum. Seyirci de insanlar da o karakteri taşımayı çok seviyor. Çünkü ahlak, erdem ve müthiş şefkat gösteren bir karakterdi. O karakter aslında Ömer hocanın kendisiydi. Ben resme düşendim. Bu ruhu yaşatan, açığa çıkaran kişi Ömer Lütfi Mete’dir.” görüşünü paylaştı. “ÖMER LÜTFİ METE BİRÇOK İNSANIN KAHRAMANIYDI”

Ömer Lütfi Mete’nin oğlu Ali Buhara Mete ise evladı olarak babasının sinema ve senaristlik yolculuğuna şahit olduğunu belirterek, “Bir dizide oyunculuk yaparken adil ve kahraman olmak kolay bir şeydir ama gerçekte kahraman olmak zor bir şeydir. Ömer Lütfi Mete birçok insanın kahramanıydı ve ben buna tanıklık etmiş birisiyim.” dedi. Babasının her zaman toplumun derdiyle ilgilenen bir yazar olduğunun altını çizen Mete, şu bilgileri verdi: “Adalet ve merhamet onun için çok önemli temalardı. Bunu senaryolarında görebilirdiniz. Yazdığı bütün eserler topluma ışık tuttuğu gibi bizim yaralarımızla, dertlerimizle de ilgiliydi. Hep bu sorunlara çözüm arayan bir insandı. Senaryoyu da bu şekilde kullandı. Yoksa aslında senaryo yazmayı çok asil bir sanat olarak gören biri de değildi. Senaryoyu bir geçim kaynağı olarak görse de bunu bir amaca, bir derde bağlamıştı. Bence burası da tabii ki çok kıymetli.” Ali Buhara Mete, Deli Yürek dizisindeki Yusuf Miroğlu karakterinin haksızlığa karşı hak arayan, kendi hakkını değil ama hakkı arayan biri olduğuna dikkati çekerek, “Asıl aradığı nokta, gözettiği dert hakkaniyet üzerindeydi. Çoğu zaman haksızlık etmektense haksızlığa uğramayı tercih ettiğini gördüm. Yazdıklarının tesir etmesinin sebeplerinden biri de kendi içinde tutarlı ve samimi olmasıydı.” diye konuştu. Etkinlik kapsamında bugün ve yarın, Rami Kütüphanesi ile Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde açık oturumlar, söyleşiler ve ücretsiz film gösterimleri sinemaseverlerle buluşacak.

Read More

Bruce Willis'in son hali ortaya çıktı: Kızlarından duygulandıran paylaşım

Demans hastalığıyla mücadele eden ve oyunculuğu bırakan Bruce Willis uzun süredir gözlerden uzak. Willis’in kızları, babalarının son halini paylaştı.

Aksiyon filmlerinin önde gelen isimlerinden Bruce Willis’e beynin bazı bölgelerinde meydana gelen işlev bozukluğu sonucu ortaya çıkan konuşma, konuşulanı anlama ve okuma – yazma gibi becerileri etkileyen afazi hastalığı teşhisi konulmuştu.
Hastalığı nedeniyle oyunculuğu bırakan ve gözlerden uzak yaşayan Bruce Willis, ardından frontotemporal demans hastalığıyla mücadele etmeye başladı.
Oyuncuya teşhis konulmasının ardından ailesi sosyal medyada Willis ile ilgili sık sık paylaşım yapıyor.
Willis’in Demi Moore ile evliliğinden dünyaya gelen kızları Tallulah ile Scout, babalarının son halini paylaştı.
Willis’in kızı Tallulah “En iyi baba” notuyla paylaşım yaptı.
Öte yandan Willis’in 46 yaşındaki eşi Emma Heming, geçtiğimiz haftalarda Town and Country adlı dergiye verdiği röportajda Willis’in sağlık durumuna dair açıklamalarda bulunmuştu.Heming “Bu hastalık yanlış teşhis ediliyor, gözden kaçırılıyor, yanlış anlaşılıyor, bu yüzden sonunda bir tanıya varmak ve ‘frontotemporal demans’ın ne olduğunu öğrenebilmem ve çocuklarımızı eğitebilmem için çok önemliydi” dedi.
Willis ile üç kız çocuğu sahibi olan Heming, aktörün hastalığını çocuklarından saklamadığını “Onlar için hiçbir şeyi yumuşatmaya çalışmadım. Bruce’un yıllar içindeki değişimini gördüler. Onları bundan korumaya çalışmıyorum” ifadeleriyle dile getirdi.Bir terapist ile görüşen Heming, “Bu hastalık kronik, sürekli ilerliyor ve ölümcül” dedi. Ancak Heming çocuklarıyla bu hastalığın ölümcül tarafı hakkında konuşmak istemediğini söylüyor.”BRUCE BUNU İSTEMEZDİ””Tedavisi yok. Çocuklarım, babalarının iyi olmayacağını biliyor. Babaları iyileşmeyecek bu nedenle onları bu farkındalıkla yetiştiriyorum” diyen Willis’in eşi “Demansın tüm ailemizi alt etmesine izin vermeyeceğim. Bruce bunu istemezdi. Ailemiz için savaştığımı, biraz umut beslediğimi görecekler” diyerek sözlerini tamamladı.
Emma Heming aynı zamanda Willis’in Demi Moore ile eviliğinden dünyaya gelen üç kızının üvey annesi.
Bruce Willis’in kızı Tallulah babasıyla ilgili yaptığı birçok paylaşım yapmıştı.
Willis paylaşımına “Bu adamı çok seviyorum ve duygularla başa çıkmak zor bir şey ama şimdi hislerimden kopmak yerine onların içimden akıp geçmesine izin verdiğim için çok minnettarım” notunu düşmüştü.
Tallulah Willis, babasının “durumunun stabil olduğunu ve bu koşullar altında bunun iyi bir şey olduğunu” söylemişti.
HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN
30 yaşındaki Tallulah Willis sosyal medya hesabında kendisine otizm teşhisi konulduğunu açıklamıştı.
Instagram’dan açıklama yapan Willis “Sanırım teşhisim hakkında ilk kez açıkça konuşuyorum. Geçtiğimiz yaz öğrendim ve hayatımı tamamen değiştirdi” dedi.
Tallulah, Willis ve Demi Moore’un en küçük kızı. İkilinin Scout ve Rumer adında iki kızı daha bulunuyor. Tallulah Willis daha önce anoreksiya nervoza ve depresyonla mücadelesi hakkında konuşmuştu.
Read More

Anadolu Nefesli Beşlisi, İzmir'de sahne alacak

Müzik topluluğu Anadolu Nefesli Beşlisi, İzmir’de müzikseverlere buluşacak.

Anadolu Nefesli Beşlisi, İzmir’de konser verecek. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’ndan yapılan açıklamaya göre, konser programı 29 Kasım’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek. Klarnette Kıvanç Fındıklı, fagotta Ozan Evruk, flütte Cem Önertürk, obuada Ufuk Soygürbüz ve kornoda Hüseyin Uçar sahneye çıkacak. Sanatçılar geleneksel Türk müziğini modern batı müziği enstrümanlarıyla buluşturacak. Eski Bulgaristan Kültür Bakanı şef Emil Tabakov’un yöneteceği konserde, ödüllü besteci ve piyanist Cem Oslu’nun, “Yolculuk” eseri ile önemli Rus bestecilerinden Dmitri Shostakoviç’in 5.Senfonisi seslendirilecek.

Read More