Arama: Kadın & Moda

Kadın kategorisinde genel olarak Moda başta olmak üzere Kadın’a dair her şey yer almaktadır.

Şubat ayında kaçırmamanız gereken filmler (Şubat 2025 film rehberi)

Şubat ayında aksiyondan komediye, dramdan bilim kurguya kadar birçok film izleyiciyle buluşacak. İşte bu ay mutlaka izlemeniz gereken yapımlar…

Dayı: Bir Adamın Hikayesi 2
Yönetmen koltuğunda Uğur Bayraktar’ın oturduğu “Dayı: Bir Adamın Hikayesi 2” filminin oyuncu kadrosunda Ufuk Bayraktar, Yıldıray Şahinler, Cem Özer, Reha Özcan, Kadir Toprak gibi isimler yer alıyor.
Bob Dylan: Tam Bir Bilinmez
James Mangold imzalı filmde Timothée Chalamet, Edward Norton, Elle Fanning gibi isimler rol alıyor. Chalamet, performansıyla hem Oscar’a hem de Altın Küre’ye aday gösterildi.
C Takımı 2
Toygan Avanoğlu, Murat Akkoyunlu, Ömer Kurt gibi isimlerin rol aldığı film 14 Şubat’ta izleyiciyle buluşacak.
Maria
Efsanevi opera sanatçısı Maria Callas’ın hayat hikayesini konu alan ve Angelina Jolie ile Haluk Bilginer’i bir araya getiren film 21 Şubat’ta sinemalarda.
Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya
Marvel Sinema Evreni’nin yeni filmi için meraklı bekleyiş devam ediyor. Captain America: Brave New World adını taşıyan film, 14 Şubat 2025’te vizyona girecek. Anthony Mackie filmde, Steve Rogers (Chris Evans) karakterinden sonra Kaptan Amerika rolünü üstlenecek.
Suç Takımı 2: Pantera
Gerard Butler, O’Shea Jackson Jr., Evin Ahmad gibi isimlerin rol aldığı film 21 Şubat’ta sinemaseverlerin beğenisine sunulacak.
Son Bilet
Gökhan Arı’nın imzasını taşıyan ve Halil İbrahim Ceyhan, Altan Erkekli, Hamdi Alkan gibi isimleri bir araya getiren yapım 21 Şubat’ta vizyonda.
The Monkey
Stephen King’in 1980 tarihli öyküsü “The Monkey” film oluyor. Osgood Perkins’in yönetmen koltuğunda oturduğu film, 21 Şubat 2025’te izleyiciyle buluşacak.
Bridget Jones Onun İçin Çıldırıyor
Bridget Jones serisinin dördüncü filmi Sevgililer Günü’nde izleyiciyle buluşacak.
Konsey (Conclave)
Ralph Fiennes, Stanley Tucci, Isabella Rossellini gibi isimlerin başrolünü paylaştığı ve pek çok ödüle layık görülen yapım, Edward Berger imzası taşıyor. Film 7 Şubat’ta sinemalarda.
Gerçek Acı
Jesse Eisenberg’ün hem yönetmenliğini hem de başrolünü üstlendiği film 28 Şubat’ta izleyiciyle buluşacak.
Read More

Kaligrafi sanatçısı Etem Çalışkan hayatını kaybetti

Kaligrafi sanatçısı ve ressam Etem Çalışkan, 97 yaşında hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi Etem Çalışkan‘ın vefatını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu duyurdu. TGC’den yayınlanan mesajda şu ifadelere yer verildi: “Gazetecilik mesleğine uzun yıllar başarıyla hizmet veren Türkiye’nin en önemli kaligrafi sanatkarlarından, Atatürk’ün imzasını stilize eden, Anıtkabir kitabelerini yazan ekipte yer alan hattat Etem Çalışkan’ı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Meslektaşımızın ailesine ve basın topluluğumuza başsağlığı diliyoruz.” Usta sanatçının cenazesi, yarın öğle vakti Levent Afet Yolal Camisi’ndeki törenin ardından toprağa verilmek üzere Mersin’in Tarsus ilçesine gönderilecek. ETEM ÇALIŞKAN KİMDİR?

Mersin’in Tarsus ilçesinde 1928’de dünyaya gelen Çalışkan, Mersin Lisesi’nin ardından Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Etem Çalışkan, hattat Emin Barın ve ressam Sabri Berker’in öğrencisi oldu, Anıtkabir kitabelerinin yazılışında Emin Barın’ın asistanlığını yaptı. Gazeteciliğe Yeni Sabah Gazetesi’nde ressam ve kaligraf olarak başlayan Çalışkan, Ankara’da Zafer ve Öncü, İstanbul’da ise Hareket, Dünya, Akşam, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde çalışıp 1982’de emekli oldu. Emekli olduktan sonra Milliyet Gazetesi’ne “Türk Büyükleri”ni, Sabah Gazetesi’ne “Yunus Emre Divanı”nı hazırlayan usta sanatçı, 1980’de Atatürk’ün doğumunun 100. yılı için basılan gümüş ve altın hatıra paralarını tasarladı. Çalışkan, 2005’te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne, 2021’de ise Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görüldü.

Read More

Hollandalı caz grubu AVA Trio Ankara'da konser verdi

28. Uluslararası Ankara Caz Festivali kapsamında, Hollandalı caz grubu AVA Trio sahne aldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle Caz Derneği tarafından düzenlenen festival, konser, söyleşi, sergi ve çeşitli etkinliklerle devam ediyor. Açılışı 20 Kasım’da Kerem Görsev Trio konseriyle yapılan festivalde, Hollandalı caz grubu AVA Trio da müzikseverlerle buluştu.

Grubun kontrbasçısı Esat Ekincioğlu, konserin ardından yaptığı açıklamada, festivalde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ve 4 yıldır festivale katılmak için büyük çaba sarf ettiğini söyledi. Ekincioğlu, grubu 2015 yılında kurduklarını, bugüne kadar 4 albüm çıkarttıklarını ve farklı ülkelerde 160 konser verdiklerini belirterek, “Bu yıl da Türkiye-Hollanda dostluğunun 100. yılı kapsamında Hollanda Büyükelçiliğinin desteğiyle 14 konserlik turne için Türkiye’ye geldik. Burada olmaktan çok memnunum. Türkiye müthiş bir ülke. Ülkemizin yaratıcı müziğe çok aç olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de caz potansiyeli çok yüksek.” dedi.

Read More

Milli Sinema Günleri'nde Ömer Lütfi Mete yad edildi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü himayesinde, Uluslararası Sinema Derneği tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “Milli Sinema Günleri”nde Ömer Lütfi Mete yad edildi.

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yolumuzun İşaret Taşları: Ömer Lütfi Mete” başlıklı açık oturumu yöneten İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz, Mete’nin entelektüel ve münevver bir insan olduğunu söyledi. Ömer Lütfi Mete’nin kendine has üslubu, kişiliği ve yaklaşımı olduğunu dile getiren Yılmaz, “Sinema onun ayrı bir ilgi alanıydı ama sadece sinemaya hapsedilmeyecek kadar geniş ilgi alanı ve becerisi olan bir isimdi. Çok renkli bir kişilikti.” dedi. “İSTİSNASIZ HERKESİN HÜRMET ETTİĞİ BİR İNSANDI”

Gazeteci yazar Ahmet Tezcan, Mete’nin, hayatında gördüğü, mümin sıfatını kazanmış en samimi insanlardan biri olduğunu belirterek, “Niye onun karakterleri, Kuşçu o kadar çok tutmuştur? Samimiyetinden dolayı. Bu samimiyetini gittiği her yerde, her insana hissettiren bir kişiliğe sahipti. Gerçekten olağanüstü derecede samimiydi ama bir aceleciliği, telaşı vardı, benim tabirimle, Ömer abinin ayakları bir yere girerken kafası dışarı çıkardı. O kadar hızlı çalışırdı. Çok işi bir arada yapabilen bir insandı.” değerlendirmesinde bulundu. Ömer Lütfi Mete’yi 1982’de Tercüman Gazetesinde tanıdığını dile getiren Tezcan, “O dönemdeki nadir iyi Müslümanlardandı. Ömer ağabey, istisnasız herkesin muhteşem derecede hürmet ettiği bir insandı. En renkli simaydı. Niçin Ömer ağabeyin özelliklerini anlatıyorum? Çünkü Ömer ağabeyin senaryolarında yansıttığı insan karakteri, aslında doğrudan Ömer Lütfi Mete’nin kendisini yansıtır da ondan.” şeklinde konuştu.

“DELİKANLILIĞIN KİTABINI YAŞAYARAK YAZMIŞ BİR ADAMDIR” Oyuncu Ahmet Yenilmez, Ömer Lütfi Mete’nin toplumun genelinin bilmediği anlarına şahit olduğunu dile getirdi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ömer Lütfi Mete ile özel olarak görüştüğünü kaydeden Yenilmez, “Onun yanından çıkınca bir başka olurdu. Şimdi dönüp baktığım zaman enteresan bir şey görüyorum. Ömer ağabeyi kime benzettiğimin sonradan farkına vardım. Mehmet Akif Ersoy, bu kadar birbirine benzeyen iki şahsiyet olamazdı. İki delikanlı…” ifadesini kullandı. Yenilmez, Mehmet Akif Ersoy konulu oyuna hazırlandığı günlerde Mete’yi hep karşısında gördüğünü aktararak, şunları kaydetti: “Siyasetle ilgilendi. Yazdıklarını, senaryolarını, konuşmalarını, televizyon programlarını hep birer kürsü olarak gördü. Senaryo yazardı. ‘Bu hikayedeki şu karakteri Mehmet Ali Tuncer veya Ahmet Yenilmez oynayacak. Kendisiyle anlaşma yapılamazsa bu tip veya karakter çıkarılacaktır.’ diye altına not düşerdi. Sadece para kazanalım, aç kalmayalım derdinde değildi. Bize böyle bir onur yaşattı, bize kıymet verdi, bizi adam yerine koydu. Ömer Lütfi Mete delikanlıca yaşayıp, delikanlılığın kitabını yaşayarak yazmış bir adamdır. Allah rahmet eylesin.”  “O ZIPIR HALİMLE BENİ YANINDA TAŞIRDI” Oyuncu Emin Gürsoy da Mete’yi çok özlediğini dile getirerek, “Bende emeği, katkısı çoktur. Bugün hayata bakışımın, karakterimin üzerinde fazlasıyla işareti vardır. Fazlasıyla dokunmuştur bana. Ben o zamanlar genç, zıpır birisiydim. O genç yaşta Deli Yürek dizisinde Kuşçu’yu oynamaya başladım. O zıpır halimle beni yanında taşırdı. Evini açtı, dışarıda hocayla beraber çok zaman geçirdik. Bende çok güzel anıları var.” açıklamasını yaptı. Deli Yürek dizisinde oynadığı Kuşçu karakterinin ve diğer rollerin yıllar geçmesine rağmen halen daha çok net hatırlandığına dikkati çeken Gürsoy, “Ben o karakterin düşüncelerini ve dolayısıyla Ömer hocayı taşımaktan çok mutluyum. Seyirci de insanlar da o karakteri taşımayı çok seviyor. Çünkü ahlak, erdem ve müthiş şefkat gösteren bir karakterdi. O karakter aslında Ömer hocanın kendisiydi. Ben resme düşendim. Bu ruhu yaşatan, açığa çıkaran kişi Ömer Lütfi Mete’dir.” görüşünü paylaştı. “ÖMER LÜTFİ METE BİRÇOK İNSANIN KAHRAMANIYDI”

Ömer Lütfi Mete’nin oğlu Ali Buhara Mete ise evladı olarak babasının sinema ve senaristlik yolculuğuna şahit olduğunu belirterek, “Bir dizide oyunculuk yaparken adil ve kahraman olmak kolay bir şeydir ama gerçekte kahraman olmak zor bir şeydir. Ömer Lütfi Mete birçok insanın kahramanıydı ve ben buna tanıklık etmiş birisiyim.” dedi. Babasının her zaman toplumun derdiyle ilgilenen bir yazar olduğunun altını çizen Mete, şu bilgileri verdi: “Adalet ve merhamet onun için çok önemli temalardı. Bunu senaryolarında görebilirdiniz. Yazdığı bütün eserler topluma ışık tuttuğu gibi bizim yaralarımızla, dertlerimizle de ilgiliydi. Hep bu sorunlara çözüm arayan bir insandı. Senaryoyu da bu şekilde kullandı. Yoksa aslında senaryo yazmayı çok asil bir sanat olarak gören biri de değildi. Senaryoyu bir geçim kaynağı olarak görse de bunu bir amaca, bir derde bağlamıştı. Bence burası da tabii ki çok kıymetli.” Ali Buhara Mete, Deli Yürek dizisindeki Yusuf Miroğlu karakterinin haksızlığa karşı hak arayan, kendi hakkını değil ama hakkı arayan biri olduğuna dikkati çekerek, “Asıl aradığı nokta, gözettiği dert hakkaniyet üzerindeydi. Çoğu zaman haksızlık etmektense haksızlığa uğramayı tercih ettiğini gördüm. Yazdıklarının tesir etmesinin sebeplerinden biri de kendi içinde tutarlı ve samimi olmasıydı.” diye konuştu. Etkinlik kapsamında bugün ve yarın, Rami Kütüphanesi ile Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde açık oturumlar, söyleşiler ve ücretsiz film gösterimleri sinemaseverlerle buluşacak.

Read More

Fındıkkıran balesi, Ankara'daki 10'uncu sezonunda yeniden sahnelenecek

Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), Pyotr İlyiç Çaykovski’nin ölümsüz eseri “Fındıkkıran” balesini 10’uncu sezonunda yeniden sanatseverlerle buluşacak.

Alexander Dumas’ın, yazar ve besteci Amadeus Hoffmann’ın Fındıkkıran ve Fareler Kralı adlı masalından yola çıkarak yeniden yazdığı Fındıkkıran, dünyada en çok sahnelenen bale eserlerinden biri olarak biliniyor. Almanya’da bir yılbaşı partisinde 11 yaşındaki kız çocuğuna hediye edilen “Fındıkkıran” isimli kukla bebeğin prense dönüşmesi ve ardından gelişen olayların anlatıldığı eser, Çaykovski’nin 1891’de bestelediği son bale eseri olma özelliği de taşıyor. İlk koreografisi Marius Petipa tarafından gerçekleştirilen ve 1892’de ilk kez Rusya St. Peterburg Mariinski Tiyatrosu’nda sahnelenen eser, yeni yıla girerken dünyanın önde gelen opera evlerinde sanatseverlere sunulan eserler arasında bulunuyor.

İLK TEMSİL BUGÜN

Biletleri satışa çıktığı anda tükenen, ADOB’un sezonun ilk Fındıkkıran temsili bugün Opera Sahnesi’nde yapılacak. Eserin reji ve koregorafisi Mehmet Balkan, dekor tasarımı Tayfun Çebi ile Olaf Zombeck, kostüm tasarımı Sevtaç Demirer, ışık tasarımı ise Fuat Gök imzasını taşırken, ADOB Orkestrasını Kandemir Artun Hoinic yönetiyor. Sezonun ilk temsilinde, “Fındıkkıran” rolünü Kadir Okurer, “Prens”i İlhan Durgut, “Clara”yı Deniz Derelioğlu, “Çiçek Valsi Prensi”ni Berkay Saraçoğlu, “İyilik Perisi”ni Gizem Çalışkan, “Drosellmayer”i Hakan Odabaşı, “Clara’nın erkek arkadaşı”nı Umutcan Arzuman canlandıracak.

“SEYİRCİLERİMİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Eserde “Şeker Perisi”ni canlandıran Sultan Erol, genel prova öncesinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, 7 sezondur Fındıkkıran’da rol aldığını belirterek, “Benim için çok kıymetli bir eser. Çünkü ilk başrolümü Şeker Perisi ile Fındıkkıran’da oynadım” dedi. Her bale eserinin ayrı ayrı zorluğu olduğunu ve Fındıkkıran’ın da teknik açıdan kolay olmadığını belirten Erol, eseri çok severek, keyif alarak dans ettiklerini ifade etti. Clara’yı oynayan Deniz Derelioğlu ise küçük bir kız çocuğunu canlandırdığını, Clara’nın rüyasında fareler, kurşun asker, Arap, Çin, Rus dansı gördüğü ve uyandığında hiçbirinin gerçek olmadığını anladığı bir hikayeyi anlattıklarını söyledi. Derelioğlu, “İlk başrolüm ve 2 sezondur Fındıkkıran’da oynuyorum. Clara, muhteşem bir rol ve dans etmekten çok keyif alıyorum. Çocuk ruhunu hissediyorum. Eserin müzikleri harika. Bize de, izleyicilere de keyif veriyor. Yıllardır kapalı gişe oynuyoruz. Seyircilerimize çok teşekkür ediyoruz, bizi yalnız bırakmıyorlar” dedi. Fındıkkıran karakterini canlandıran Kadir Okurer de 2007’den beri bu rolde dans ettiğini söyledi. Okurer, “Fındıkkıran, kış temalı ve içinde çocukların da dans etmesinden dolayı ilgi çekiyor. Yıllardır ilgiyle takip ediliyor, özellikle son iki yıldır kapalı gişe oynuyor. İlgiden çok mutluyuz” dedi.

Read More

Hazreti Mevlana, 751. vuslat yılında AKM'de anılacak

Hazreti Mevlana, 751. vuslat yılında Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenecek etkinliklerle anılacak.

AKM’den yapılan açıklamaya göre, “Şeb-i Arus Hz. Mevlana’nın 751. Vuslat Yıl Dönümü Özel Sema Mukabelesi” 10 Aralık’ta Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Sema mukabelesi, postnişin Fatih Çıtlak riyasetinde icra edilecek. Sanat yönetmenliğini Yüce Gümüş’ün üstlendiği etkinlikte, yüz yıllardır Mevlevihanelerde icra edilen sema mukabelesi, aslına uygun şekliyle seyirciyle buluşturulacak. İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğunca, “Hz. Mevlana’nın 751. Vuslat Yılı ve Zekai Dede’nin Doğumunun 200. Yılında Isfahan Mevlevi Ayin-i Şerifi” de 24 Aralık’ta gerçekleştirilecek. Postnişin Nezih Çetin riyasetinde icra edilecek Ayin-i Şerif’in sanat yönetmenliğini İhsan Özer, etkinlik yönetmenliğini ise Bahri Güngördü üstleniyor.

Read More

CSO, Sinan'ın Gölgesi eserinin dünya prömiyerini yaptı

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), besteci Mesruh Savaş’ın “Sinan’ın Gölgesi” isimli eserinin dünya prömiyerini yaptı.

CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da, şef Cemi’i Can Deliorman yönetiminde düzenlenen konserde, Türkiye-Kore diplomatik ilişkilerinin 67. yılı dolayısıyla Güney Koreli genç piyanist Honggi Kim sanatseverlerle buluştu. Konserin ilk yarısında Honggi Kim, Pyotr İlyiç Çaykovski’nin 1875’te bestelediği ve “kişisel zaferi” olarak nitelendirdiği 1 numaralı piyano konçertosunu seslendirdi. Sanatçı, Çaykovski yorumuyla başkentli sanatseverlerin beğenisini kazandı. MİMAR SİNAN’DAN İLHAM ALINAN SENFONİK ESER

Konserin ikinci bölümünde CSO, genç kuşak bestecilerden Mesruh Savaş’ın “Sinan’ın Gölgesi” eserinin dünyadaki ilk seslendirilişini yaptı. Bestecinin, Mimar Sinan’ın hayatı ve eserlerindeki ahengi baz alarak iki kısma ayırdığı, rock, metal müzik türleri ve Asya ezgilerine de yer verilen eserin seslendirilmesinin ardından Savaş, sahneye çıkarak dinleyicilere teşekkür etti. Dünyanın sayılı orkestralarında eserleri seslendirilen Türk besteci Kamran İnce’nin 1994’te tamamladığı ve ilk kez ABD’nin Albany şehrinde dinleyiciye sunulan “Konstantinopolis’in Düşüşü” adlı iki numaralı senfonisi de konserde sanatseverlerle buluştu. Eserde, Osmanlı’nın 1453’te İstanbul’u fethetmesinden önce gelişen olaylar ve şehrin fethi melodik şekilde anlatılıyor. Şef Deliorman yönetimindeki konser, dakikalarca ayakta alkışlandı.

Read More

Macar Devlet Tiyatrosu, Bank Ban oyununu İstanbul'da sahneleyecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 110. yıl etkinlikleri kapsamında Macar Devlet Tiyatrosu oyunlarından “Bank Ban”ı İstanbul seyircisiyle buluşturacak.

Şehir Tiyatrolarından yapılan açıklamaya göre, Jozsef Katona’nın yazdığı, Attila Vidnyanszky’nin yönettiği oyun, Türkiye-Macaristan Dostluk Anlaşması’nın 100. yıl dönümü dolayısıyla, 17 Aralık’ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde sahnelenecek. Macarca oynanacak eserde, Türkçe üst yazı yer alacak. Oyunda, ​​​​Sandor Berettyan, Agota Szilagyi, ​​​​Agnes Barta, Peter Herczegh, Laszlo Szabo, Hanga Martos, Nandor Berettyan, Attila Kristan, Martin Meszaros, Ödön Rubold ve İstvan Madacsi rol alacak. Açıklamada görüşlerine yer verilen yönetmen Attila Vidnyanszky, oyunun Macar ulusal drama literatürünün en önemli eserlerinden olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bir eserin klasik olabilmesinde ve zamana direnmesinde, içeriğinin daima canlı ve her dönemde geçerli olan mesajlar içermesi, sahneye uyarlayan sanatçıların bunun sayesinde kendi gündemindeki önemli sorunları ve konuları işleyebilmesi büyük rol oynar. Bank Ban tam da böyle bir eserdir. Neticede Jozsef Katona, bu tarihi hikayede tıpkı böylesi, genel insani konulara değinir. Katona seyircilere, eylemleriyle tarihe yön veren insanların, değişim isteyen fakat tarihin ve talihin, kendi gerçeğini savunan bireyi ezip yok edebileceğini ya da diğer taraftan, göklere çıkartabileceğini gösteriyor.”

Read More

Haldun Dormen: Türk tiyatrosu her zamankinden daha iyi durumda

Oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen, sahne sanatlarına dair, “Bu iş tutku olmadan yapılamaz. Azim lazım. Umutsuzluk yok. Umutsuzluk yaratacak durumlar olabilir. Bizim sanatçı olarak bu durumları kabul etmememiz lazım. Kendi kendinize ‘Yaparsın şekerim.’ diyeceksiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

Sanat hayatının 70. yılını kutlayan 96 yaşındaki sanatçı Haldun Dormen, sahneyle iç içe geçen yaşamını ve sanat yolculuğunu AA muhabirine anlattı. Sait Ömer Bey ile Nimet Rüştü Hanım’ın çocuğu Dormen, 5 Nisan 1928’de Mersin’de dünyaya geldi. Usta sanatçı, Galatasaray Lisesi ile Robert Kolejdeki eğitiminin ardından ABD’de üniversiteye gitti ve tiyatrolarda çalıştı. Türkiye’ye 1954’te dönen sanatçı, Beyoğlu’nda Erol Günaydın, Nisa Serezli, Metin Serezli ve Erol Keskin ile Cep Tiyatrosunu kurdu. Dormen Tiyatrosunu 1957’de kuran sanatçı, tiyatroya ilgisinin doğuştan geldiğini belirterek, “Bu işlerin içinde olmayı düşünüyordum. Fakat Amerika’da okuduktan sonra tiyatrocu olarak kalmayı tercih ettim. Amerika’da tiyatronun özünü öğrendim. Çok iyi bir okula, Yale Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne gittiğim için gerçekten tiyatronun ne olduğunu, neler yapmamız ve hissetmemiz gerektiğini öğrendim.” dedi. Haldun Dormen, ABD’de mezun olduktan sonra 4 yıl tiyatro sahnelerine çıktığını aktararak, şunları kaydetti: “Hatta Hollywood’da sahneye çıktım. Meşhur sahnede başrol bile oynadım.Türkiye’ye dönme kararım hep vardı zaten. Hollywood’da bir kıvılcım oldu gibi ama ben Türkiye’ye döneceğim dedim. Amerika’daki iyi yaşamıma rağmen Türkiye’ye döndüm. Hiçbir zaman da pişman olmadım.”

“BEN ÇIKARIM DEDİM VE YÜZLERCE OYUN OYNADIM” Sanatçı Dormen, Türkiye’ye döndükten sonra, öğrencilerine bir dost gibi hocalık yaptığını ve öğrencileriyle dostane bir ortamda çalıştıklarını ifade etti. Üniversite yıllarında ABD’deki bir hocasından çok etkilediğini dile getiren usta sanatçı, şu bilgileri verdi: “Ben 8-10 yaşlarında futbol oynarken ayağımı sakatladım, sakat kaldım. Olumlu bir insan olduğum için ‘Ben yaparım’, ‘Herkesten iyi dans ederim.’ dedim. Futbol oynayamıyorum ya bu tür şeyleri iyi yapmaya karar verdim. Tiyatroyu, sinemayı çok seviyorum. İyi bir yönetmen olacağım diye düşündüm. Sahneye çıkamam, ayağımda sakatlık var çünkü. Yale Üniversitesinde yönetmen olsanız bile, her hafta oyundan bir sahneyi oynamanız lazımdı. Jül Sezar’dan bir sahne oynuyordum. Sahne boştu, yürüyordum. Benim çok yararlandığım bir öğretmenim, dersten sonra, ‘İyiydin ama niye ayağınla komiklik yapıyordun. Hiç gerek yoktu.’ dedi. ‘Benim ayağım sakat. Ben komiklik yapmıyorum.’ dedim. Kadın kıpkırmızı oldu. Dedim ki, ‘Siz bana çok önemli bir şey öğrettiniz. Demek ki ben bu ayakla sahneye çıkabilirim’. O günden beri umurumda değil. Türkiye’ye döndüm. Bir eleştirmenimiz ‘Ayağın sakat, niye sahneye çıkıyorsun?’ dedi. ‘Ben çıkarım.’ dedim ve yüzlerce oyun oynadım.” “TÜRK TİYATROSU HER ZAMANKİNDEN DAHA İYİ DURUMDA” Dormen, Türk tiyatrosunun son yıllarda geçirdiği değişimleri çok beğendiğini söyleyerek, “Çok iyi yönetmenler ve çok iyi yazarlar yetişiyor. Yazar yetişmesi bence çok önemli. Cesur şeyler yapıyorlar. Bence Türk tiyatrosu her zamankinden daha iyi durumda. Bugünkü halimizle Türk tiyatrosunda dilimiz Türkçe olmasa, rahatlıkla dünya çapında bir tiyatro oluruz.” değerlendirmesinde bulundu. Genç oyunculara tavsiyelerde de bulunan sanatçı, “Bir tek tavsiyem var: ‘Yaparsın şekerim’. Bu iş tutku olmadan yapılamaz. Azim lazım. Umutsuzluk yok. Umutsuzluk yaratacak durumlar olabilir. Bizim sanatçı olarak bu durumları kabul etmememiz lazım. Kendi kendinize ‘Yaparsın şekerim.’ diyeceksiniz.” diye konuştu. Usta sanatçı, genç tiyatrocuları yetiştiren bir eğitmen olarak başarıya giden yolun “sevmek” olduğunu vurguladı ve şu bilgileri verdi: “Tiyatroyu, hayatı, insanları sevmek… Tiyatroyu severseniz çok iş başarırsınız. Umutsuzluğa kapılmamak lazım. Tiyatroda özellikle bir oyununuz tutmayabilir. Çok beğendiğiniz bir rolde başarısızlığa uğrayabilirsiniz. Vazgeçmeyeceksiniz. Onu değiştirecek şeyler yapacaksınız. 70. yıla kadar geldim. Nasıl geldim, ben de bilmiyorum ama geldim.” “TİYATRODAN ÇIKARKEN ARABAMI HAVAYA KALDIRDILAR. O KADAR BEĞENDİLER”

Oyunlarda partnerleriyle çalışmaktan çok keyif aldığını dile getiren Dormen, “Rahmetli Ayfer Feray ile birçok oyunda birlikte oynadık. Çok iyi oyuncuydu. Nevra Serezli’yle çok iyi oyunlar oynadık. Onlarla oynamak çok keyifliydi. Fakat benim en çok beraber oynadığım kişi Metin Serezli’ydi. Aşağı yukarı 24 oyunda başrol oynadık karşı karşıya. Çok keyif alıyordum Metin’le oynamaktan çünkü artık birbirimizi çok iyi tanıyorduk. Allah rahmet eylesin. Yeri çok boş kaldı.” açıklamasını yaptı.

Haldun Dormen, en heyecanlandığı eserin 1961’de rol aldığı müzikal oyun “Sokak Kızı İrma” olduğunun altını çizerek, “Paris’te görmüştük. Betül’le (Mardin) evliydim. Betül’e ‘Ben bu oyunu Türkiye’de yapmak istiyorum.’ dedim. ‘Deli misin?’ dedi ve yaptık. Çok zor şartlar altında yaptık ama yaptık. Çok heyecanlandım, olur mu olmaz mı diye. Çok başarılıydı.” ifadelerini kullandı. Dormen Tiyatrosunun nasıl kurulduğunu da anlatan usta oyuncu, şunları söyledi:

“Dormen Tiyatrosu hiçbir zaman Haldun Dormen Tiyatrosu olmadı. Bizim tiyatromuz oldu. Bütün oyuncuların kurduğu tiyatro oldu. Bu yüzden hiçbir zaman benim tiyatrom diye söz etmedim. Hep bizim tiyatromuz diye söz ettim. Ben 1960’lı yıllarda tiyatroyu kurduğumdan beri Anadolu’nun her köşesine gittim. Her yerde büyük ilgiyle karşılandım. Mesela ‘Sokak Kızı İrma’nın ilk turnesi Gaziantep’teydi. Korkuyorduk. İyi anlamda, kıyametler koptu. Tiyatrodan çıkarken arabamı havaya kaldırdılar. O kadar beğendiler.” 1981’de sahneye koyduğu “Lüküs Hayat” oyununun yıllarca oynanmasının Ekrem Reşit Rey ve Cemal Reşit Rey’in dehasının bir göstergesi olduğunu belirten Dormen, oyunun 30 sene sahnelendiğini yine sahnelense yine seyircilerin salonları dolduracağını, şarkılarının vazgeçilmez olduğunu dile getirdi.

Read More

2024 yılında yaşamını yitiren ünlüler

Yaklaşık 10 yıl komada olan Kenan Işık, Yeşilçam’ın ünlü ismi Ahu Tuğba, usta tiyatrocu Ayla Algan ve balkondan düşerek 31 yaşında hayatını kaybeden İngiliz şarkıcı Liam Payne gibi birçok ünlü isim bu yıl aramızdan ayrıldı. İşte 2024 yılında yaşamını yitiren ünlü isimler…

Bir süredir kanser tedavisi gören Ankaralı Turgut, 61 yaşında hayatını kaybetti.
Uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam süren tiyatro ve sinema oyuncusu Ayla Algan, geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.
Beyin kanaması sonucu 10 yıldır komada olan usta sanatçı Kenan Işık 76 yaşında vefat etti.
Şarkıcı ve yönetmen Metin Arolat, İstanbul Kozyatağı’nda sahne aldığı mekanda sahnede fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.
52 yaşındaki Arolat yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Türk sineması deyince akla ilk gelen isimlerden biri olan Ahu Tuğba, 1 Eylül’de ABD’de yaşamını yitirdi.
Türk sinemasının ve tiyatrosunun usta ismi Ahmet Uğurlu hayatını kaybetti.
Ünlü yönetmen, senarist ve yapımcı Tomris Giritlioğlu, hayatını kaybetti. Kanser tedavisi gören Giritlioğlu, 67 yaşındaydı.
Türk edebiyat yazarı olan Mario Levi 66 yaşında hayatını kaybetti.
Bir süredir kanser tedavisi gören gazeteci Güneri Civaoğlu 85 yaşında hayatını kaybetti.
Yeşilçam’ın usta oyuncularından Sevda Ferdağ bu yıl aramızdan ayrıldı.
Sinema oyuncusu Tolga Savacı, geçirdiği kalp krizi sonucu 60 yaşında yaşamını yitirdi. Savacı, uzun yıllardır eşi Nermin Bezmen’le Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaşıyordu.
“Çiçek Taksi”, “Selena” gibi yapımlarla tanınan usta oyuncu Kayhan Yıldızoğlu yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti.
Yönetmen, senarist ve yapımcı Türker İnanoğlu 87 yaşında hayata veda etti.
Tiyatro ve sinemanın usta isimlerinden Ayten Gökçer, 84 yaşında yaşamını yitirdi.
Bir süredir kanser mücadelesi veren Yeşilçam oyuncularından Fatma Karanfil hayatını kaybetti.
Usta tiyatrocu ve sinema oyuncusu Genco Erkal, 86 yaşında hayatını kaybetti. Usta sanatçı kan kanseri tedavisi görüyordu.
Tiyatro ve sinema oyuncusu Sema Çeyrekbaşı yaşamını yitirdi.
Ünlü oyuncu ve dansçı Hasan Yalnızoğlu, 50 yaşında pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.
Avrupa Yakası’nda hayat verdiği Kubilay karakteriyle tanınan Vural Çelik, hayatını kaybetti.
Türkiye’nin ilk kadın sümeroloğu Muazzez İlmiye Çığ, 110 yaşında hayatını kaybetti.
Birbirinden unutulmaz birçok yapıma imza atan ünlü yönetmen Şerif Gören hayatını kaybetti.
Usta oyuncu Tekin Temel, 56 yaşında yaşamını yitirdi. Oyuncu geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.
Yeşilçam oyuncusu Murat Soydan yaşamını yitirdi.
Kapıcılar Kralı, Şaban Oğlu Şaban ve Mahallenin Muhtarları gibi yapımlarda rol alan usta oyuncu Sevil Üstekin 79 yaşında hayatını kaybetti.
Bir süredir sağlık sorunları yaşayan Yeşilçam’ın usta isimlerinden Aydemir Akbaş (88) hayatını kaybetti.
Hababam Sınıfı filmindeki rolüyle akıllarda yer eden usta oyuncu Tuncay Akça hayatını kaybetti
Replikas grubunun kurucu üyesi ve solisti 47 yaşındaki Gökçe Akçelik yaşamını yitirdi.
Pek çok Hollywood yıldızının Türkçe seslendirmesini yapan oyuncu ve seslendirme sanatçısı Uğur Taşdemir hayatını kaybetti.
2023 yılında daha önce 3 kez yendiği kansere tekrar yakalanan Bahar Öztan, kolon kanseri ile mücadelesini kaybetti.
Moda tarihine ismini altın harflerle yazan Iris Apfel 102 yaşında hayatını kaybetti.
“Açlık Oyunları” film serisiyle adından söz ettiren Kanadalı usta oyuncu Donald Sutherland, 88 yaşında yaşamını yitirdi.
Arjantin’de kaldığı otelin balkonundan düşerek hayatını kaybeden eski One Direction üyesi Liam Payne, ölümüyle hayranlarını yasa boğdu.
Dünyaca ünlü Harry Potter serisinde Profesör McGonagall karakterine hayat veren, Oscar ödüllü oyuncu Maggie Smith, Londra’da tedavi gördüğü hastanede 89 yaşında hayatını kaybetti.
Müzik yapımcısı Quincy Jones, 91 yaşında hayatını kaybetti.
Stephen King’in romanından uyarlanan The Shining (Cinnet) filmindeki rolüyle akıllarda yer eden oyuncu Shelley Duvall hayatını kaybetti.
İkonik bilim kurgu serisi Star Wars’ta Darth Vader’ı seslendiren James Earl Jones 93 yaşında hayatını kaybetti.
Country müziğin efsane isimlerinden Kris Kristofferson, 88 yaşında hayatını kaybetti.
Read More