Arama: Teknoloji

Medya’nın renkli dünyasına ait en son içerikler paylaşımlar csahaber.com’da

OpenAI'ın sır gibi sakladığı yeni yapay zekası: İnsan düzeyinde olabilir

OpenAI, yapay zeka araçlarının insan düzeyinde zekaya ulaşmasına yardımcı olmak için “Strawberry” adlı yeni bir model geliştiriyor. ABD’li şirketin sözcüsü, yeni yapay zeka modelinin çalışma şeklinin şirket içerisinde saklanan bir sır olduğunu söyledi.

ChatGPT üreticisi OpenAI’nin, yapay zeka araçlarının gelişmiş muhakeme yoluyla insan düzeyinde zekaya ulaşmasına yardımcı olmak için “Strawberry” adlı yeni bir yapay zeka modeli geliştirdiği bildiriliyor.

Reuters’ın haberine göre Strawberry, interneti etkili bir şekilde otonom olarak tarayacak ve OpenAI’nin “derin araştırma” olarak tanımladığı şeyi güvenilir bir şekilde gerçekleştirerek daha karmaşık gerçek dünya sorunlarını büyük ölçekte çözmesine olanak tanıyacak.

ABD’li şirket, “Yapay zeka modellerimizin dünyayı daha çok bizim gördüğümüz gibi görmesini ve anlamasını istiyoruz. Yeni yapay zeka yeteneklerine yönelik sürekli araştırma, bu sistemlerin zaman içinde muhakeme yeteneğini geliştireceğine dair ortak bir inançla sektörde yaygın bir uygulamadır.” ifadelerini kullandı.

“Strawberry”nin halihazırda devam etmekte olan bir çalışma olduğu ve henüz çıkış tarihinin net olmadığı kaydedildi.

“ŞİRKET İÇİNDE BİLE SAKLANAN BİR SIR”

OpenAI şirketinde bir sözcü, “Strawberry’nin nasıl çalıştığı OpenAI içinde bile sıkı bir şekilde saklanan bir sır.” dedi.

Altman’ın firması ayrıca kısa süre önce biyobilim araştırmalarında yapay zeka kullanımını denemek için dünyanın ilk nükleer silahını inşa eden Los Alamos Ulusal Laboratuvarı ile ortaklık kurdu.

Rus siber güvenlik firması Kaspersky, ABD'deki faaliyetlerini sonlandıracak

Rus anti-virüs yazılımı üreticisi Kaspersky, ABD hükümetinin güvenlik endişeleri nedeniyle ülke genelindeki faaliyetlerini 20 Temmuz’dan itibaren kademeli olarak sonlandıracağını açıkladı.

Rus anti-virüs yazılım üreticisi Kaspersky Labs, Biden yönetiminin şirketin ülkedeki satışlarını engelleme planlarını açıklamasından yaklaşık bir ay sonra Pazartesi günü yaptığı açıklamada, 20 Temmuz’dan itibaren ABD’deki faaliyetlerini kademeli olarak sonlandıracağını söyledi.

Kaspersky, günün erken saatlerinde “ABD müşterileri için satın alma yapılamadığı” gerekçesiyle tüketicilerin web sitesinden herhangi bir ürün satın almasına izin vermedi.

Geçtiğimiz ay ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, Rusya’nın siber güvenlik şirketi üzerindeki etkisinin yarattığı güvenlik risklerini gerekçe göstererek Kaspersky tarafından üretilen anti-virüs yazılımlarının ülkede satışını engelleme planlarını açıklamıştı.

Hükümet ayrıca Haziran ayında Kaspersky’nin iş geliştirme müdürü, operasyon müdürü, hukuk müdürü ve kurumsal iletişim müdürü de dahil olmak üzere üst düzey yöneticilerine siber güvenlik risklerini gerekçe göstererek yaptırım uygulamıştı. ABD hükümetinin Kaspersky yazılımının gelen satışlarına getirdiği ve yazılım güncellemelerinin indirilmesini, ürünün yeniden satışını ve lisanslanmasını engelleyen yeni kısıtlamalar 29 Eylül’de yürürlüğe girecek.

OpenAI, metinden video oluşturan

OpenAI, yapay zeka yardımıyla metinden video oluşturabilen aracı “Sora”dan yeni görüntüler paylaştı. ABD’li teknoloji şirketi, yapay zeka aracını erişime sınırlı bir şekilde geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Yapay zeka sohbet robotu ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, metinden video üretme özelliği “Sora”yı geliştirmeye devam ediyor.
ABD’li şirket, bu özelliğini geçtiğimiz Şubat ayında tanıtmış ancak henüz sınırlı erişimde olduğunu belirtmişti.
OpenAI, son olarak Instagram hesabı üzerinden Sora aracıyla üretilen yeni videoları kullanıcılarıyla paylaştı.
Henüz Sora aracına erişim sınırlı olsa da şirket modelin yeteneklerini ve sınırlarını test etmek için daha fazla yaratıyıcıya (dijital VFX öncüleri, mimarlar, koreograflar, mühendislik sanatçıları ve yaratıcı girişimciler) genişletmeye devam ediyor.
Dijital sanatçı ve ödüllü bir sürükleyici stüdyo olan Radical Realities’in kurucu ortağı Benjamin Desai, “Sora tarafından desteklenen alternatif bir geçmişe bu yaratıcı bakışı paylaşmaktan heyecan duyuyorum. Erken 20. yüzyıl film estetiğini tuhaf senaryolarla harmanlıyor ve hayvanları beklenmedik rollere yerleştiriyoruz. Bu çalışma, günümüz teknolojisinin potansiyelini sergilerken merak duygusunu ateşlemeyi amaçlıyor. Sora ile yaratmak hala deneysel bir süreç, çok sayıda yineleme ve ince ayar içeriyor. Sihirli bir düğme çözümünden çok bir insan-yapay zeka işbirliğine benziyor. Bu büyüleyici hayvanlara ve ‘ya olsaydı’ diye sormanın keyfine bir göz atın.”
OpenAI’ın Sora aracı tarafından üretilen görüntülerde erken 20. yüzyıl film estetiğini tuhaf senaryolarla harmanlıyor ve hayvanlar beklenmedik rollere yerleştiriliyor.
İşte Sora ile yaratılan videolardan bazı görüntüler;

Bilim insanlarından Ay’da mağara keşfi:

Bilim insanları, Ay’ın yüzeyinde 100 metre derinliğinde bir mağara keşfetti. 1969’de Apollo11’in Ay’a iniş yaptığı yerde keşfedilen bu mağarada insanların 20-30 yıl içerisinde yaşayabileceği öne sürüldü.

Bilim insanları Ay’da ilk kez bir mağara keşfetti.

Araştırmacılar, en az 100 metre derinliğindeki bu mağaranın insanların kalıcı bir üs kurması için ideal bir yer olabileceğini söyledi.

Bilim insanlarına göre bu mağara “yeraltında, keşfedilmemiş bir dünyada” gizlenmiş muhtemelen yüzlerce mağaradan sadece biri.

“İNSANLAR 20-30 YIL İÇİNDE AY ÇUKURLARINDA YAŞAYABİLİR”

Uzaya seyahat eden ilk İngiliz astronot Helen Sharman BBC News’e yaptığı açıklamada, yeni keşfedilen mağaranın bir üs için iyi bir yer gibi göründüğünü ve insanların 20-30 yıl içinde potansiyel olarak Ay çukurlarında yaşayabileceğini öne sürdü.

Ancak Sharman, bu mağaranın derinliğinden dolayı astronotların aşağı inmesi ve dışarı çıkması için jet paketleri veya bir asansöre ihtiyaçları olabileceğini de belirtti.

MAĞARAYI BULMAK İÇİN RADAR KULLANILDI

İtalya’daki Trento Üniversitesi’nden Lorenzo Bruzzone ve Leonardo Carrer, Mare Tranquillitatis adı verilen kayalık bir düzlükteki bir çukurun açıklığına nüfuz etmek için radar kullanarak mağarayı buldu.

Dünya’dan çıplak gözle görülebilen mağara, 1969’da Apollo 11’in indiği yerdir.

Mağara, Ay’ın yüzeyinde dikey ve sarkan duvarlara inen bir tavan penceresine ve yeraltında daha da uzanabilecek eğimli bir zemine sahiptir.

Prof Carrer, “Ne de olsa Dünya’da yaşam mağaralarda başladı, dolayısıyla insanların Ay’da mağaraların içinde yaşaması mantıklı” dedi.

Mağara henüz tam olarak keşfedilmedi, ancak araştırmacılar haritasını çıkarmak için yere nüfuz eden radar, kameralar ve hatta robotların kullanılabileceğini umuyor.

AY’DA MAĞARA İLK NE ZAMAN KEŞFEDİLDİ?

Bilim insanları Ay’da muhtemelen mağaralar olduğunu ilk kez yaklaşık 50 yıl önce fark etti.

Daha sonra 2010 yılında Lunar Reconnaissance Orbiter adlı bir görevdeki bir kamera, bilim insanlarının mağara girişi olabileceğini düşündükleri çukurların fotoğraflarını çekti.

Ancak araştırmacılar mağaraların ne kadar derin olabileceğini ya da çöküp çökmeyeceğini bilmiyorlardı.

NASA'dan yeni fotoğraflar! Mars'ta yaşam umudu yerle bir oldu

NASA, 59 yıl önce çekilen ve Kızıl Gezegen’de yaşam olduğuna ilişkin umutları yerle bir eden yeni Mars fotoğrafları yayınladı. 15 Temmuz 1965’te Kızıl Gezegen’i fotoğraflayan “Mariner 4” uzay aracı, başka bir gezegenin yakın fotoğraflarını çeken ilk araç oldu. Aracın çektiği fotoğraflar, Mars ortamının “bildiğimiz şekliyle yaşama çok elverişsiz” olduğunu kanıtladı.

Uzayın derinliklerindeki kızıl komşumuz Mars, 15 Temmuz 1965’te NASA’nın “Mariner 4” adlı cesur uzay aracı tarafından ilk kez fotoğraflandı.
O zamana kadar Mars’ın teleskopla çekilen görüntüleri, yani yüzeyindeki gizemli karanlık lekeler, burada uzaylı bir medeniyetin yaşadığına dair inancı tetikliyordu.
Ancak Mariner 4 tarafından kaydedilen görüntüler, çorak bir gezegeni ortaya çıkardı ve bu gezegenin yaşam için bir cennet olduğuna dair inancı yerle bir etti.
Mariner 4’ün ana görevinin Mars’ın ilk yakın çekim görüntülerini çekmek olduğunu belirten bilim insanları, “Görüntüler Mars’ın ağır bir şekilde kabuk bağlamış ve büyük ihtimalle yaşamdan yoksun olduğunu gösterdi” diye konuştu.
Mars, gece gökyüzünde çıplak gözle görülebildiği için insanlar tarafından her zaman biliniyordu. Belirgin kırmızımsı turuncu bir renk tonuna sahip parlak bir noktaydı.
Mars’ı teleskopla ilk gören kişi 1610 yılında efsanevi İtalyan astronom Galileo Galilei oldu.
O tarihten 1950’lere kadar -Mars’tan esinlenen bilimkurgu kitaplarının ve çizgi romanların altın çağı- Mars’ın yüzeyinde yaşam olduğunu düşünmek mantıklıydı.
Mars yüzeyindeki koyu renkli izlerin bitki örtüsü veya “kanallar” olduğu öne sürüldü ve bu durum gezegenin Dünya gibi yemyeşil bir dünya olduğu inancını tetikledi.
O dönemde bilim insanları, bitki örtüsünün Mars’ta insan benzeri gelişmiş bir medeniyetin yaşadığına dair bir işaret olduğunu düşünmüşlerdi.
Ancak NASA’nın hayal kırıklığına uğramasına yol açan şey fotoğraflandığında, yemyeşil bir gezegen yerine Dünya’dan çok Ay’a benzeyen, kraterlerle dolu ölü bir yüzeyin ortaya çıkmasıydı.
Aracın çektiği fotoğraflar, Mars ortamının “bildiğimiz şekliyle yaşama çok elverişsiz” olduğunu kanıtladı.
Bu bulgular birçok bilim insanının Mars’ın yaşam için elverişli bir yer olduğu yönündeki beklentilerini boşa çıkardı.
Mariner 4, gezegende yaşam varsa bile, bunun muhtemelen aşırı çevre koşullarında hayatta kalabilen mikroplar şeklinde olacağını gösterdi.
Bilim insanları, atmosferi kaybolmadan ve sıvı su buharlaşmadan yaklaşık 2 milyar yıl önce, Mars yüzeyinde bol miktarda sıvı su bulunduğu konusunda hemfikir.
Mariner 4 görevi resmen 21 Aralık 1967’de sona erdi ve geriye kalan uzay aracının hâlâ güneşin etrafında yörüngede döndüğüne, eski bir uzay çöpü olduğuna inanılıyor.

Türksat 6A'nın uzay yolculuğu planlanan şekilde devam ediyor​

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın uzay yolculuğuna planlanan şekilde devam ettiğini bildirdi.

Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Türksat 6A’nın, ABD’nin Florida eyaletinde bulunan SpaceX’e ait Cape Canaveral’daki fırlatma merkezinden Falcon 9 roketiyle 9 Temmuz saat 02.30’da uzaya gönderildiğini hatırlattı. Uydunun, fırlatılmasından sonra 35. dakikada roketten ayrıldığını anımsatan Uraloğlu, “Uydudan ilk sinyal fırlatılışından 67 dakika sonra alındı. Fırlatıldıktan yaklaşık 3 saat sonra ise saat 05.25’te uydumuz güneş panellerini açtı. Şu an itibarıyla uydunun bütün fonksiyonları normal ve süreç planlandığı gibi başarıyla ilerliyor.” değerlendirmesini yaptı. Uraloğlu, yörünge yolculuğu için gerekli olan 5 ateşlemeden ikisinin başarıyla tamamlandığının altını çizerek, uydunun yörünge manevralarının yapılması amacıyla 10 Temmuz’da gerçekleştirilen ilk ateşlemede 300 kilometre yükseklikten 11 bin kilometre yüksekliğe çıktığını vurguladı. Uydunun 12 Temmuz akşamı tamamlanan ikinci ateşlemede ise 11 bin kilometreden 32 bin kilometreye çıktığına işaret eden Uraloğlu, “Şu anda uydumuz 32 bin kilometre yükseklikte güvenle yolculuğuna devam ediyor. Üçüncü ateşleme 14 Temmuz’da, dördüncü ateşleme 16 Temmuz’da, beşinci ateşleme ise 17 Temmuz’da yapılacak. Bu son ateşlemeyle uydunun uzaklığı 35 bin 786 kilometrede sabitlenecek.” ifadelerini kullandı. “Ekim 2024’te nihai yörüngesine hareket edecek” Bakan Uraloğlu, Türksat 6A’nın 50 derece doğu test yörüngesine 23 Temmuz’da ulaşacağını belirterek, şunları kaydetti: “Uydunun antenleri de burada ilk kez açılacak ve yapılacak doğrulamaların ardından bu yörüngede 90 gün kalacak. 3 ay sonra Ekim 2024’te ise normal operasyona alınacağı 42 derece doğu yörüngesine hareket ettirilecek. 42 derece doğu yörüngesine doğru hareketinde de uydumuz 4 ateşleme daha yapacak. Türksat 6A’nın nihai kabulünün 42 derece doğu yörüngesinde tamamlanmasının arından yörünge testleri yapılacak. Daha sonra ise ülkemizin yerli ve milli ilk haberleşme uydusu Türksat 6A’yı hizmete sunacağız.” 84 uydu ekipmanı geliştirildi Mevcut uyduların yedekliliğini sağlayacak Türksat 6A’nın Türkiye’nin uydu kapasitesini de önemli ölçüde artıracağına dikkati çeken Uraloğlu, uydunun 15 yıl hizmet vereceğini belirtti. Uraloğlu, 8,4 kilovat güce sahip olan uydunun bir yer sabit haberleşme uydusu olarak, TV yayıncılığı başta olmak üzere haberleşme hizmetleri ve geniş bir kapsama alanında ülkenin uydu haberleşme ihtiyaçlarını karşılayabileceğinin altını çizerek, ana paydaşların yanı sıra alt yüklenicilerle ülkede bir uydu üretim ekosisteminin kurulmasını sağlayan Türksat 6A sayesinde artık uluslararası alanda rekabet edebilecek 84 uydu ekipmanı geliştirildiğini vurguladı.

ILO Direktörü Hassan: Biyolojik tehlike çalışması, çok önemli bir standart

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Direktörü Yasser Hassan, 112. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda biyolojik tehlike çeşitliliğine ilişkin yeni bir çalışma standardının kabul edildiğini, bu yeni standardın uygulanmasında üye devletleri desteklemeye hazır olduklarını bildirdi.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Direktörü Yasser Hassan, ILO Türkiye Ofisinde düzenlenen basın buluşmasında, İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen 112. Uluslararası Çalışma Konferansı’na dair değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası Çalışma Konferansı’nın 112. oturumunun çok önemli sonuçlarla tamamlandığını belirten Hassan, “Bunlardan ilki biyolojik tehlike çeşitliliği hakkında onaylanan yeni çalışma standardı. Bu çok önemli bir standart, çok teknik bir alan. Üye devletlerimizin buna dikkatle bakması gerekiyor. Her zaman olduğu gibi bu alanda da onları desteklemeye hazırız.” ifadelerini kullandı. Hassan, sonuç bildirgesinin, ücretsiz çalışmanın cinsiyetler arasında dengelenmesini, yaygınlığının azaltılmasını, ücretsiz çalışmaya katılanların uygun şekilde tanınmasını ve temsil edilmesini sağlamayı amaçladığını dile getirdi. “YAPAY ZEKANIN GELİŞİM HIZI ÇOK HIZLI İLERLİYOR” Konferansta ayrıca yapay zekanın iş üzerindeki etkilerinin de ele alındığını kaydeden Hassan, yapay zekanın hızlı gelişimine ve istihdam ilişkilerine getirdiği temel değişikliklere dikkat çekti. Hassan, “Yapay zekanın gelişimi çok hızlı ilerliyor ve bunu her zaman göz önünde bulundurmamız gerekiyor.” dedi. Yeni becerileri, yaşam boyu öğrenmeyi ve işçi haklarının korunmasını göz önünde bulundurarak bu değişikliklere uyum sağlama ihtiyacını vurgulayan Hassan, yönetişim ve işbirliğinin öneminin altını çizdi.

Uzay enkazı riski büyüyor! 10 yıl içinde Dünya'ya düşebilir

Bilim insanları, önümüzdeki on yıl içinde kontrolden çıkan roketler ve uzay araçlarının enkazlarının Dünya’ya geri çakılabileceğini söylüyor. Düşen enkazın birini öldürme ihtimalinin ise yüzde 10 olduğu belirtiliyor. Enkazın çoğu küçük boyutlarda olsa da, saniyede yaklaşık 7 kilometre hızla hareket ediyor, bu da onu hızla giden bir mermiden daha hızlı yapıyor.

Fizikteki en temel kurallardan biridir; yukarı çıkan her şey aşağı iner. Şu anda Dünya’nın yörüngesinde dönen on binlerce nesne için bu basit kural giderek daha tehlikeli bir sorun haline geliyor. İngiltere Uzay Ajansı, yalnızca mayıs ayında uyduların ve diğer nesnelerin Dünya’ya düştüğü 56 tane “kontrolsüz yeniden girişi” belgeledi. Bu sayı, nisan ayına göre yüzde 155’lik bir artışı temsil ediyor. Florida’daki bir evden Kuzey Carolina’daki bir çiftliğe kadar uzanan bu etkileşimli harita, uzay çöplerinin Dünya’ya düştüğü en tehlikeli olaylardan bazılarını ortaya koyuyor.

ÖLDÜRME İHTİMALİ YÜZDE 10 Bilim insanları, kontrolden çıkan bir roketin veya uzay aracının önümüzdeki on yıl içinde birini öldürme ihtimalinin yüzde 10 olduğunu söylüyor. Uzay çöplerinin bazıları kontrolsüz bir şekilde Dünya yörüngesine geri dönüyor. Birçoğu atmosferde yanarken, son zamanlarda roketlerin büyük parçaları Çin ve Hindistan’ın çeşitli bölgelerine düştü. Uzay yarışının başlangıcından bu yana, düşen uzay çöplerinin insanlara zarar verdiği veya mallara zarar verdiği çok az olay yaşandı. 2002 yılında Çin’in Şensi kentinde altı yaşında bir çocuk, uzay çöplerinden gelen doğrudan bir çarpma sonucu yaralanan ilk kişi oldu.

2030 YILINDA UZAYDA 60 BİN NESNE OLACAK İstatistiksel olarak, atmosfere yeniden giren nesneler hem can hem de mal açısından düşük bir risk oluşturuyor. Çünkü Dünya’nın çoğu suyla kaplı ve karaların büyük çoğunluğu ıssız. Uzay enkazına yeniden girişin neden olduğu ciddi yaralanmalara dair kayıtlı bir vaka yok. Bu yılın mayıs ayında yörüngeye 274 yeni nesne yerleştirilerek toplam sayı 28 bin 850’ye ulaştı. Bazı tahminlere göre 2030 yılına gelindiğinde uzayda 60 bine yakın cisim olabilir. Enkazın çoğu küçük olsa da, saniyede yaklaşık 7 kilometre hızla hareket ediyor, bu da onu hızla giden bir mermiden daha hızlı yapıyor.

Moda sektöründe çığır açan adım! Kıyafetler geri dönüştürülebilecek

Bilim insanları, kıyafetlerdeki farklı malzemeleri 15 dakika içerisinde ayırıp çözebilecek ve daha sonra tekrar kullanılabilir hale getirebilecek yeni bir yöntem geliştirdi. Araştırmacılar, çözülen liflerin yeni giysilerde kullanılabileceğini öne sürüyor. Bu tarz malzemeler tekrar giysi olarak dönüştürülebileceği gibi, emniyet kemeri ve hava yastığı gibi farklı ürünlerde de kullanılabilir.

Bilim insanları kıyafetleri hızlı ve ucuz şekilde geri dönüştüren yeni bir yöntem geliştirdi. Her gün değişen moda trendleri, kıyafertlerin çok kısa sürelerde kullanılıp atılmasına neden olarak çevreye ciddi zararlar veriyor. Her yıl üretilen tekstil ürünlerinin yüzde 85’inin çöpe gittiği tahmin ediliyor. Moda sektörünün yarattığı çevre kirliliğine engel olmak için araştırmacılar yeni geri dönüşüm teknikleri arıyor.

GERİ DÖNÜŞÜM SÜRECİNİN ZORLUKLARI Giysilerin birden fazla materyal kullanarak üretilmesi ise ayrıştırma ve dönüştürme sürecini zorlaştırıyor. Farklı maddeler birbirine karıştıktan sonra geri dönüştürülmek için ayrılmaları gerekiyor. Science Advances isimli dergide yayımlanan bir çalışmada bu ayırma işlemini çok hızlı yapabilen yeni bir yöntem ortaya atıldı. Araştırmacılar farklı malzemeleri bir arada tutan bağları kırmak için kimyasal bir çözücü kullandı. Çinko oksit ile hızlandırılan kırılma sürecinin ardından kumaş daha sonra mikrodalga fırına atıldı.

15 DAKİKA SÜRECEK BİR İŞLEM Bilim insanları bu sayede polyester, naylon ve likra karışımını moleküllerine kadar çözmeyi başardı. Böyle bir yaklaşım kullanarak, tekstilleri 15 dakika kadar kısa bir sürede parçalayabileceklerini buldular. Araştırmacılar, çözünen liflerin yeni giysilerde kullanılabileceğini söylüyor. Bu tarz malzemeler tekrar giysi olarak dönüştürülebileceği gibi, emniyet kemeri ve hava yastığı gibi farklı ürünlerde kullanılabilir.

YAKLAŞIK 10 YIL İÇİNDE UYGULANABİLİR Ekip yeni tekniğin ekonomik açıdan da elverişli olduğunu söylüyor. Fakat henüz sadece laboratuvarda denenen yöntemin etkin şekilde sektörde uygulanabilmesi için en az 10 yıl gerekli. Yeni model kıyafetlerin çok hızlı ve ucuza üretildiği hızlı moda akımının da katkısıyla moda sektörü, küresel karbon salımının yüzde 10’undan sorumlu.

Microsoft'a Gazze suçlaması:

Yurt dışında yaşayan Filistinliler, Microsoft’un e-posta hesaplarını hiçbir uyarıda bulunmadan kapattığını ve kendilerini hayati önem taşıyan çevrimiçi hizmetlerden mahrum bıraktığını ileri sürdü. İsrail’in bombardımanları nedeniyle Gazze Şeridi’nde iletişim ve internet sıkıntısı devam ediyor. Bu yüzden Microsoft hizmetleri, birçok Filistinli için bir cankurtaran simidi haline geldi.

Yurt dışında yaşayan Filistinliler, Microsoft hakkında yeni ve çarpıcı bir iddiada bulundu. Bu iddiaya göre Microsoft, Filistinlilerin e-posta hesaplarını hiçbir uyarıda bulunmadan kapatıyor. Bu durum, banka hesaplarına ve iş tekliflerine erişimlerini engelliyor. Microsoft’un sahibi olduğu Skype gibi iletişim uygulamalarını da savaştan zarar görmüş Gazze’deki akrabalarıyla iletişim kurmak için kullanamıyorlar. Microsoft, hesabı kapatılan kişilerin hizmet şartlarını ihlal ettiklerini söylüyor.

GAZZE’DEKİ AİLESİNE ULAŞAMIYOR Suudi Arabistan’da yaşayan Eiad Hametto, İngiltere’nin kamu yayıncısı BBC’ye, “Çevrimiçi hayatımı öldürdüler. Yaklaşık 20 yıldır kullandığı e-posta hesabımı askıya aldılar. Tüm işlerim bu hesaba bağlıydı” diye konuştu. Hametto, Skype bağlantısı kuramadığı için Gazze’deki ailesine ulaşamadığını da söyledi. İsrail’in bombardımanları ve kara harekatı nedeniyle Gazze Şeridi’nde internet sık sık kesiliyor. Standart uluslararası aramalar da çok pahalı. Ücretli Skype abonelikler üzerinden Gazze’deki kişileri internet kesikken bile ucuza aramak mümkün. Bu yüzden uygulama, birçok Filistinli için bir cankurtaran simidi haline geldi.

HAMAS BAĞLANTISI İDDİASI Yurtdışında yaşayan bazı Filistinliler, Hamas’la bağlantıları olduğundan şüphelenildiği için hesaplarının kapatıldığını savundu. Hametto, Hamas’la alakası olmadığını belirterek “Biz sadece ailelerimize ulaşmak istiyoruz. Siyasi bir geçmişimiz yok” dedi.

MICROSOFT YANIT VERMEDİ Microsoft, bu kişilerin Hamas bağlantısı olarak görülerek engellendiği yönündeki iddiaya doğrudan yanıt vermedi. Ancak bir sözcü, arama bölgesine veya hedefine göre aramaların engellenmediğini veya kullanıcıların yasaklanmadığını belirtti. “Skype’ta engelleme, dolandırıcılık şüphesi nedeniyle gerçekleşebilir” ifadelerini kullanan şirket, ayrıntıya girmeden kullanıcıların karara itiraz edebilecekleri konusunda bilgilendirildiğini belirtti.

James Webb, 326 milyon ışık yılı uzaklıkta iç içe geçmiş iki galaksiyi görüntüledi

James Webb Uzay Teleskobu, 326 milyon ışık yılı uzaklıkta parlayan iç içe geçmiş bir çift galaksiyi görüntüledi.

ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Kanada Uzay Ajansı (CSA) ile ortak çalışmasının ürünü olan James Webb Uzay Teleskobu, 326 milyon ışık yılı uzaklıkta, mavi yıldızlar ve gaz bulutuyla çevrili iki galaksiyi fotoğrafladı. NASA, teleskobun ilk tam renkli fotoğraflarını yayımlamasının ikinci yıl dönümünde “Penguen NGC 2936” ve “Yumurta NGC 2937” olarak adlandırılan iki galaksiyi iç içe geçmiş şekilde görüntülediğini belirtti. NASA’ya göre, Penguen NGC 2936 ve Yumurta NGC 2937 olarak adlandırılan komşu galaksiler on milyonlarca yıldır birbirine karışmış durumda. Bu iki galaksinin birleşerek tek bir galaksi haline geleceğine işaret eden NASA, aynı etkileşimin 4 milyar yıl içinde Samanyolu ve Andromeda galaksisi için de gerçekleşeceğini belirtti. NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu’nun yerine geçmesi için 25 Aralık 2021’de fırlatılan Webb, uzaydaki en büyük gözlemevi olarak Dünya’dan 1,6 milyon kilometre uzaklıkta evrenle ilgili bilinmeyenleri araştırıyor. Teleskobun ilk tam renkli fotoğrafları 12 Temmuz 2022’de yayımlanmıştı.

Elon Musk, AB'nin X'e

X sosyal medya platformunun sahibi Elon Musk, Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun, konuşmaları sessizce sansürlemesi karşılığında ceza verilmemesine ilişkin yasa dışı bir “gizli anlaşma” teklifinde bulunduğunu ve X’in bunu kabul etmediğini ileri sürdü. Avrupa Birliği (AB), “gizli anlaşma” iddialarını reddetti.

AB Komisyonu’nun X’in karanlık modeller, reklam şeffaflığı ve araştırmacılar için veri erişimiyle ilgili alanlarda AB’nin Dijital Hizmetler Yasası’nı (DSA) ihlal ettiğini bildirmesine Musk’tan tepki geldi. Elon Musk, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “AB Komisyonu yasa dışı bir gizli anlaşma teklif etti: Eğer konuşmayı kimseye söylemeden sessizce sansürleseydik bize ceza vermeyeceklerdi. Diğer platformlar bu anlaşmayı kabul etti. X kabul etmedi.” ifadelerini kullandı.

Musk, daha sonra yaptığı bir paylaşımda da “Avrupa halkının gerçeği öğrenmesi için mahkemede halka açık bir mücadeleyi sabırsızlıkla bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. AB’DEN MUSK’A YANIT

AB Komisyonunun İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Elon Musk’a atıfta bulunarak, “Hiç kimseyle hiçbir zaman gizli anlaşma olmadı ve olmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Breton, AB Dijital Hizmetler Yasası’nın X ve diğer büyük platformlara davanın çözümüne yönelik taahhütler sunma imkanı verdiğini anımsatarak, “Açık olmak gerekirse, sizin ekibiniz Komisyondan uzlaşı sürecini açıklamasını ve endişelerimizi açıklığa kavuşturmamızı istedi.” ifadesini kullandı. Komisyonun yasal prosedürlere uygun davrandığına işaret eden Breton, “Taahhüt verip vermemek size kalmış. Hukukun üstünlüğü prosedürleri bu şekilde işler. Mahkemede görüşürüz ya da görüşmeyiz.” değerlendirmesinde bulundu. Breton, Musk’ın AB’yi mahkemeye vereceği açıklamasına yanıt olarak “Nasıl istersen.” ifadesini kullandı. YILLIK CİRONUN YÜZDE 6’SI KADAR CEZA GELEBİLİR AB Komisyonu, bugün X platformuna yönelik soruşturmada, Dijital Hizmetler Yasası’nı ihlal ettiği yönündeki ön bulguların şirkete gönderildiğini açıklamıştı. Komisyon açıklamasında, yapılan incelemede X platformunun mavi onay işaretinin kullanıcıları yanıltıcı bir şekilde tasarlandığı ve çalıştırıldığı, bunun kullanıcıları aldatmak için kötü niyetli aktörler tarafından kullanıldığı yönünde kanıtlar bulunduğu belirtilmişti. X’in reklam konusunda gerekli şeffaflığı sağlamadığı kaydedilen açıklamada, AB yasalarında belirtilen koşullar doğrultusunda araştırmacıların kamuya açık verilere erişiminin sağlanmadığı aktarılmıştı. Açıklamada, X’in bu aşamadan sonra Komisyonun soruşturma dosyasındaki belgeleri inceleyerek ön bulgular karşısında kendisini savunabileceği, ön bulguların teyit edilmesi durumunda X’in dünya çapındaki toplam yıllık cirosunun yüzde 6’sına varan para cezası kesilebileceği ve şirketin ihlali gidermeye yönelik önlemler alması gerekeceği bildirilmişti.

AB, X platformunun kurallara uymadığı görüşünde

Avrupa Birliği (AB), Elon Musk’ın sahibi olduğu X sosyal medya platformunun Birlik çevrim içi içerik kurallarına aykırı davrandığını bildirdi.

AB Komisyonu, X (Eski adıyla Twitter) platformuna yönelik soruşturmada şirkete Dijital Hizmetler Yasası’nı (DSA) ihlal ettiği yönündeki ön bulguların gönderildiğini açıkladı. Açıklamada, “Komisyon, bugün X’e, karanlık modeller, reklam şeffaflığı ve araştırmacılar için veri erişimiyle ilgili alanlarda AB yasalarını ihlal ettiği yönündeki ön görüşünü iletti.” ifadesi kullanıldı. İçerik denetimi, reklamcılıkta şeffaflık ve hesap verebilirliğin AB dijital kurallarının merkezinde yer aldığına işaret edilen açıklamada, yapılan incelemede X platformunun mavi onay işaretinin kullanıcıları yanıltıcı bir şekilde tasarlandığı ve çalıştırıldığı, bunun kullanıcıları aldatmak için kötü niyetli aktörler tarafından kullanıldığı yönünde kanıtlar bulunduğu bilgisi verildi. Açıklamada, X’in reklam konusunda gerekli şeffaflığı sağlamadığı ve AB yasalarında belirtilen koşullar doğrultusunda araştırmacıların kamuya açık verilere erişimini sağlamadığı belirtildi.

PARA CEZASI KESİLEBİLİR X’in bu aşamadan sonra Komisyonun soruşturma dosyasındaki belgeleri inceleyerek ön bulgular karşısında kendisini savunabileceği hatırlatılan açıklamada, Komisyonun, ön bulgularının teyit edilmesi durumunda X’in dünya çapındaki toplam yıllık cirosunun yüzde 6’sına varan para cezası kesebileceği ve şirketin ihlali gidermeye yönelik önlemler alması gerekeceği kaydedildi. AB Komisyonunun İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Eskiden mavi tik güvenilir bilgi kaynakları anlamına geliyordu” ifadesini kullandı.

DİJİTAL PLATFORMLARA KATI KURALLAR X ile ilgili ön görüşlerinin kullanıcıların kandırıldığı ve AB dijital kurallarının ihlal edildiği yönünde olduğunu belirten Breton, X’in savunma hakkı bulunduğunu ancak görüşlerinin onaylanması halinde para cezası keseceklerini ve uygulamada önemli değişiklikler talep edeceklerini bildirdi. AB’nin geçen yıl yürürlüğe giren yasası büyük dijital platformlara katı kurallar getirmişti. AB, kural ihlalinde bulunan dijital platformlara küresel cirolarının yüzde 6’sına kadar para cezası uygulayabiliyor. İhlallerin tekrarı durumunda söz konusu dijital platformların AB’deki faaliyetine son verilebiliyor.

Uzay görevlerini kolaylaştıracak yöntem! İdrarı içme suyuna dönüştürebilen uzay giysisi tasarlandı

Bilim insanları, idrarı içme suyuna dönüştüren bir uzay giysisi tasarlamaya başladı. Her şey planlandığı gibi giderse, gelecekteki Ay görevlerinde astronotların kaynak sıkıntısı çözülebilir. Bilim insanları modellenen prototipin, 2030’dan önce NASA’nın Artemis programında kullanılabileceğini umuyor.

Bilim insanları, astronotların önümüzdeki Ay keşiflerinde uzun uzay yürüyüşleri yapmalarına olanak tanıyacak bir uzay giysisi geliştirdi. Bu giysi idrarı içme suyuna dönüştürüyor. Tasarlanan giysi idrarı topluyor, arıtıyor ve beş dakika içinde bir içme hortumuyla astronota geri verebiliyor. Kıyafetin yaratıcıları, NASA’nın başka bir dünyada uzun süreler yaşamayı ve çalışmayı öğrenmeye odaklanan Artemis programında, kıyafetin on yıldan önce kullanılabileceğini umuyor. NASA, 2026’da Ay’ın güney kutbuna bir mürettebat indirmeyi amaçlayan Artemis III görevi için hazırlanıyor ve 2030’lara kadar Mars’a mürettebatlı görevler başlatma hedefi belirtiliyor.

BİR LİTRE SU TAŞIYABİLİYORLAR İdrar ve ter, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) zaten rutin olarak geri dönüştürülüyor. Ancak astronotlar keşif gezisine çıktıklarında eşdeğer bir sisteme ihtiyaç duyacak. Astronotların şu anda giysi içlerindeki içecek çantalarında yalnızca bir litre su bulunuyor. Bu miktar, 10 saat sürebilen ve acil durumlarda 24 saate kadar çıkabilen planlanan daha uzun süreli ay uzay yürüyüşleri için yetersiz.GİYSİ NASIL ÇALIŞACAK? Önerilen model, kadınlar ve erkekler için farklı şekil ve boyutta, genital bölgenin etrafına uyacak şekilde kalıplanmış silikondan yapılmış bir toplama kabından oluşuyor. Bu sistem, çok katmanlı esnek kumaştan yapılmış bir iç çamaşırının içinde yer alıyor. Silikon kap, astronot idrar yapmaya başlar başlamaz otomatik olarak açılan nemle aktive olan bir vakum pompasına bağlanıyor. Toplandıktan sonra idrar, yüzde 87 verimlilikle suya geri dönüştürülüyor. Bu sistemle 500 ml idrarın toplanması ve arıtılmasının sadece beş dakika sürmesi bekleniyor. Ekip, sonbaharda New York’ta sistemi konfor ve işlevsellik açısından test etmek için 100 gönüllü toplamayı planlıyor.

James Webb, karanlık maddeden suyun keşfine kadar birçok araştırmada rol oynayacak

ABD Havacılık ve Uzay Ajansına (NASA) ait, uzayın en ücra köşelerini insanlığın gözleri önüne seren James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile galaksi ve yıldızların oluşumunun yanı sıra Dünya benzeri yaşanabilir gezegenler de araştırılıyor.

NASA’nın Avrupa ve Kanada uzay ajanslarıyla ortak çalışmasının ürünü olan James Webb teleskobunun 25 Aralık 2021’de Fransız Guyanası Kourou’dan Ariane 5 roketiyle fırlatılmasının ardından evren hakkında birçok sır aydınlatıldı. İlk tam renkli fotoğraflarının 12 Temmuz 2022’de yayımlanmasının ve spektroskopik verilerin paylaşılmasının ardından, James Webb ile 2025’te yapılacak projeler sadece görüntü ve veri algılama ile sınırlanmıyor. Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsünün 29 Şubat’ta açıkladığı bilgilere göre, JWST operasyonlarının Temmuz 2024 ila Haziran 2025’i kapsayacak üçüncü döngüsünde teleskop, toplamda 5 bin 500 saat sürecek 253 farklı araştırma programının bir parçası olacak. Bu programlardan bazıları karanlık madde araştırmaları, ötegezegen ve uydularının keşfi, galaksi yapısı inceleme çalışmaları ya da evrende su ve benzeri oluşumların incelenmesi gibi programlar olurken, hepsinin ortak notası sınırları bilinmeyen evrenin bilinmezliklerine ışık tutmak olacak. Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’nın sunduğu araştırmada, JWST’nin verileri kullanılarak yapay zeka makine öğrenim teknolojisi ile ötegezegenlerin oluşum ve yaşam süreçleri kaydedilecek. İndirgenmiş beyaz ışık eğrileri ve frekansların incelemesiyle elde edilen veriler ve oluşturulan modellemelerle ötegezegen oluşumlarının doğası sürekli fiziksel gözleme gerek kalmadan araştırılabilecek. St. Andrews Üniversitesi, bilinen en düşük kütleli sekiz cismin incelendiği bir keşif araştırmasında JWST’nin NIRSpec spektrometresi ve Orta Kızılötesi Aygıtı (MIRI) kullanılmasını talep etti. Bu sekiz cismin etrafındaki çemberde oluşmuş olabilecek gezegenlerin inceleneceği çalışmada, cisimlerin doğası gözlemlenirken, bulgular Jüpiter çevresindeki Jovian sistemi ile karşılaştırılacak.

EVRENDE SU ARAYIŞI DEVAM EDİYOR Michigan Üniversitesi tarafından teklif edilen araştırma tasarısı, JWST’nin yakın zamanda keşfettiği ve Dünya’nın yaklaşık 3 katı olan “GJ 486 b” gezegenindeki su buharının incelenmesini talep ediyor. Gezegenin su kaynağının kendi atmosferinden gelme olasılığı araştırılacak çalışmada, istenilen sonuca ulaşılırsa, kayalık bir ötegezegende ilk kez ikincil bir atmosfer tespit edilmiş olacak. Çalışmada, “GJ 486 b” gezegeninin JWST’nin Yakın Kızılötesi Görüntüleyici ve Yarıksız Spektrograf’ı (NIRISS) ile incelenmesini planlanıyor. NASA Jet İtki Laboratuvarı tarafından yapılacak çalışmada, yakın zamanda keşfedilen “TOI-4336.01” gezegeninin sıvı su okyanusu olma ihtimali bulunduğu belirtildi. Çalışmada, NIRSpec’in kullanılması talep edilirken bu gezegende su olma olasılığının H2O, CH4, NH3, CO2, CO miktarları ve bulut basıncı analiz edilerek saptanabileceği belirtildi. California Teknoloji Enstitüsü tarafından yapılacak araştırmada ise NIRSpec spektrometresi kullanılarak şu ana kadar keşfedilen en düşük kütleli gezegen olan “AF Lep b”in özellikleri incelenecek. Gezegenin atmosferinin yapısını inceleyebilmek için CH4, H2O, H2S, CO2, CO miktarlarının analiz edileceği çalışmada, bulut oluşumu ve soğuk gezegenlerin spektral görünümü hakkında sonuçlara ulaşılması bekleniyor.

EVRENİN SIRLARI BÜYÜK RESİMDE İNCELENİYOR Florida Üniversitesi tarafından sunulan önergede, “J1426.5+3508” Galaksi topluluğundaki yoğun alanların incelenmesi ile galaksilerin yıldız üretiminin azalması incelenecek. Birçok farklı fiziksel etmenin inceleneceği araştırma sonucunda yıldız üretimindeki azalmada bir zaman ölçeği oluşturulması planlanıyor. Şili’deki Atacama Üniversitesi tarafından yapılan önergede ise çubuklu sarmal galaksilerin çubuklu kısımlarının hızlarının karanlık madde tarafından yavaşlatması olasılığı olduğu belirtildi. Bilinen en eski iki çubuklu sarmal galaksinin JWST tarafından görüntülenmesi talep edilen çalışma sonucunda, çubuk oluşumlarının zaman içindeki hareketlerinin incelenmesi sonucu galaksilerde karanlık maddenin hem varlığının hem de doğasının keşfedilebileceğini öne sürüyor.

KARANLIK MADDE ARAYIŞI SÜRÜYOR Slovenya’daki Ljubljana Üniversitesi tarafından sunulan önergede, bir galaksi topluluğun birleşmesi sırasında oluşan ışık kırılmasının incelenmesi ile karanlık maddenin yapısı ve doğasının analiz edilebileceği belirtiliyor. Bu gözlemin iki galaksi kütlesinin birleştiği “Bullet Cluster”da yapılmasını teklif eden önergede, inceleme sonucu karanlık maddenin galaksileri şekillendirmesi ve bu durumun zaman içindeki evriminin saptanabileceği öne sürülüyor.

Hubble Uzay Teleskobu, Omega Centauri'de orta kütleli kara deliğe dair deliller buldu

Hubble Uzay Teleskobu, Dünya’ya 17 bin 700 ışık yılı uzaklıktaki Omega Centauri yıldız kümesinde orta kütleli kara delik (IMBH) bulunduğuna dair kuvvetli deliller yakaladı.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) ortak projesi Hubble’ın sitesindeki açıklamaya göre, uluslararası gökbilimci ekibi, Samanyolu Galaksisi’ndeki Erboğa (Centaurus) Takımyıldızı’nda bulunan Omega Centauri’ye ait 20 yılda çekilen 500’den fazla görseli inceledi. Araştırmada, yıldız kümesinin en iç kesimindeki hızlı hareket eden 7 yıldıza ait bilgilerin orta kütleli kara deliğin varlığına dair güçlü deliller barındırdığı tespit edildi. Gökbilimci ekibi, çekim kuvvetiyle birbirine bağlı yaklaşık 10 milyon yıldızdan oluşan Omega Centauri’deki 1,4 milyon yıldızın hızlarını ölçerek bu yıldızların hareketlerinin devasa bir kataloğunu çıkardı. Araştırmanın yöneticisi Almanya’daki Max Planck Astronomi Enstitüsünden Maximilian Haberle, “Orada olmaması gereken yedi yıldız keşfettik. O kadar hızlı hareket ediyorlar ki kümeden kaçmaları ve bir daha geri dönmemeleri gerekiyor. Bunun en olası açıklaması, çok büyük bir nesnenin bu yıldızları kendine çekerek merkeze yakın tutması. Bu kadar büyük tek nesne, kütlesi Güneş’in en az 8 bin 200 katı olan bir kara delik olabilir.” ifadelerini kullandı.

ARAŞTIRMA DÜNYA’YA DAHA YAKIN BİR KARA DELİĞİN VARLIĞINI GÖSTERİYOR OLABİLİR Omega Centauri’nin merkezinde orta kütleli kara delik olduğu teyit edilirse Dünya’ya, Samanyolu’nun merkezindeki 26 bin ışık yılı uzaklıkta bulunan 4,3 milyon güneş kütleli kara delikten daha yakın bir kara deliğin bulunduğu ortaya çıkmış olacak. Aynı zamanda bu kara delik, galaksi merkezlerinin dışında, çok sayıda yıldızın büyük bir kara deliğe bağlı olduğu bilinen tek örnek olacak. Öte yandan, diğer çalışmalar, merkezde “yıldız kütleli kara delikler kümesinin” olabileceğini ve kaçış hızının üzerinde hızlı hareket eden yıldızların yokluğunun orta kütleli kara delik olasılığını daha düşük hale getirdiğini öne sürüyor.

OMEGA CENTAURI GÖKYÜZÜNDEKİ EN PARLAK GÖKCİSİMLERİNDEN BİRİ Gökyüzündeki en büyük ve en parlak küresel küme olan Omega Centauri, diğer büyük küresel yıldız kümelerinden daha hızlı dönüyor, şekli daha düz ve diğerlerinden yaklaşık 10 kat daha büyük kütlesiyle küçük bir galaksi büyüklüğünde. Orta kütleli kara delikler, kara delik evriminde uzun süredir aranan “kayıp halka” olarak biliniyor. Bugüne kadar sadece birkaç orta kütleli kara delik adayı bulundu. Bilinen kara deliklerin çoğu ya büyük galaksilerin merkezinde yer alan süper kütleli kara delikler benzeri büyük kütleli ya da Güneş’in kütlesinin 100 katından daha az bir kütleye sahip nispeten hafif kara delikler. Araştırma, Nature.com’da yayımlandı.

Almanya, Çinli teknoloji şirketlerini 5G ağından aşamalı olarak çıkaracak

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, Çin merkezli telekom şirketlerini ülkenin 5G ağından uzak tutmak için iletişim sağlayıcılarıyla anlaşmaya vardıklarını bildirdi.

Faeser, Berlin’de düzenlediği basın toplantısında, Alman hükümetinin Huawei ve ZTE gibi Çinli şirketlerin teknolojisinin 5G ağından uzaklaştırılması için Deutsche Telekom, Vodafone, Telefonica Deutschland ile anlaşmaya vardığını belirtti. Faeser, “İletişim sağlayıcı şirketleri ile net ve katı bir anlaşmaya vardık.” diyerek, anlaşmayla, bir iş merkezi olarak Almanya’da vatandaşların, şirketlerin ve devletin iletişimini koruduklarını savundu.

PEKİN’DEN MİSİLLEME BEKLENMİYOR Alman hükümetinin Pekin’i anlaşma hakkında bilgilendirdiğini aktaran Faeser, Çin teknolojisine yönelik planlanan kısıtlamalar konusunda Pekin’den herhangi bir misilleme beklemediğini de söyledi. Anlaşma, birinci aşamada mobil operatörlerin 2026’ya kadar Çin menşeli tüm kritik bileşenleri merkezi ağ bileşenlerinin bulunduğu ve kullanıcı verilerinin işlendiği küçük veri merkezleri gibi çekirdek ağlarından çıkarmalarını şart koşuyor. İkinci aşamada ise 2029’a kadar Deutsche Telekom, Vodafone, Telefonica Deutschland, Çinli üreticilerin anten, iletim hatları ve kuleler gibi ürünlerini ağlarından kaldıracak. 2029’un sonundan itibaren Çinli üreticiler Huawei ve ZTE’nin kritik bileşenlerinin 5G ağında kullanılmasına artık izin verilmeyecek. İletişim sağlayıcılar 2029’a kadar “5G mobil ağının erişim ve taşıma ağlarında Huawei ve ZTE üreticilerinin 5G ağ yönetim sistemlerinin kritik işlevlerini diğer üreticilerin teknik çözümleriyle” değiştirmeyi taahhüt ederken, olası alternatiflerden birinin Finlandiya’dan Nokia, diğerinin ise İsveç’ten Ericsson’un olması dikkati çekiyor. Alman Federal hükümetin önceki planları telekom sağlayıcılar için çok daha kısa süreler öngörüyordu.

5G AĞINDAKİ BİLEŞENLERİN YÜZDE 60’I ÇİNLİ Uzmanların tahminlerine göre, Alman 5G erişim ağlarındaki bileşenlerin yüzde 50 ila 60’ı şu ana kadar Çin’den sağlandı. 5G teknolojisi ile Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’da veri aktarımında hızın artırılması, bununla yüksek kapasiteli, gecikme süresi kısa, hatta sıfıra yakın, düşük maliyetli bir iletişim altyapısının oluşturulması hedefleniyor.

ABD’DEN ALMANYA’YA HUAWEİ BASKISI Öte yandan, ABD’nin, Almanya’ya Huawei’in ekipmanlarını kullanmaktan kaçınması için uzun süredir baskı uyguladığı dikkati çekerken, Alman hükümetinin de Çinli tedarikçilerle ticareti sekteye uğratmadan ve Pekin’in tepkisini çekmeden nasıl başa çıkılacağı konusunda uzun süredir devam eden bir anlaşmazlık vardı. Bu arada, 5G ile büyük miktarda veri, hızlı ve güvenilir bir şekilde taşınabilirken, gelecekte ağlar fabrikaları ve elektrik şebekelerini kontrol etmek için kullanılacak. 5G teknolojisi otonom sürüşün bir atılım yapmasına da yardımcı olurken, uzmanlar verilerin çekirdek ağdan dışarı sızabileceği ya da anten kontrol yazılımındaki arka kapıların ağın bazı bölümlerini kapatmak için kullanılabileceği tehlikesini görüyor.

Almanya'da hükümet yapay zekayı giderek daha fazla kullanıyor

Yapay zekadaki hızlı ilerlemelerin ekonomi ve toplumu yeniden şekillendirme potansiyeli bulunurken, Almanya’da hükümetin başta bakanlıklar olmak üzere kamu kurumlarında yapay zeka kullanımını hızla artırdığı bildirildi.

Alman Haber Ajansı’nın (DPA) haberine göre, Sol Partinin soru önergesine yanıt veren Almanya hükümeti, bakanlıklar ve kamu kurumlarında aktif yapay zeka proje ve uygulamalarının sayısının bir yıl içinde 2 kattan fazla artarak yaklaşık 100’den 212’ye çıktığını açıkladı. Verilen yanıtta yapay zekanın kullanımının federal bakanlıklara bağlı olarak büyük ölçüde değiştiği, Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı’nın 44 projeyle birinci sırada yer aldığı belirtildi. Yapay zeka uygulama sayısında bakanlıklar arasında ikinci sırada ise 40 projeyle İçişleri Bakanlığı yer aldı. Tarım ve Gıda Bakanlığı 35 proje ile yapay zeka uygulamalarının sayısı bakımından üçüncü, Ulaştırma ve Dijital İşler Bakanlığı da 30 proje ile dördüncü sırada yer buldu. Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanlığı, metin analizi veya çeviri yazı gibi yaygın uygulamalar için yapay zekayı kullanırken, İçişleri Bakanlığı parmak izi, yüz tanıma, kötü amaçlı yazılımları belirleme, video görüntü verilerini değerlendirme ve tren istasyonlarında tehlikeyi önlemek için yapay zekayı tercih ediyor. Tarım Bakanlığı, orman yangınlarını daha hızlı tespit etmek ve bunlarla daha etkili şekilde mücadele etmek, Ulaştırma ve Dijital İşler Bakanlığı hava durumu ve iklim tahminleri için yapay zekayı kullanıyor. Hükümetin yanıtında, Savunma Bakanlığı’nın yapay zeka sistemlerini kullanıp kullanmadığına yönelik bilgi verilmedi. Federal hükümet, ülkede istihbarat kurumları tarafından yapay zekanın kullanımı konusunda ise bilgi vermedi. Söz konusu yanıtta bu bilgilerin “devletin güvenliği için gizli tutulması gerektiği” belirtildi.

Apple, ödeme hizmetlerini diğer firmalara açacak

Avrupa Birliği, Apple firmasının mobil ödeme sistemini rakip şirketlere açma teklifini kabul etti.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında, teknoloji şirketi Apple’ın ödeme hizmeti Apple Pay’e yönelik rekabet soruşturması hakkında açıklamalarda bulundu. “Komisyon, Apple’ın sunduğu taahhütleri kabul etmeye karar verdi.” diyen Vestager, Apple’ın taahhütlerinin Komisyon’un mobil cüzdan alanındaki rekabet endişelerini giderdiğini söyledi. Vestager, “Apple, cihazları ve işletim sistemleri etrafında kapalı bir ekosistem inşa etti. Bu hizmetler arasında mobil ödemeler ve mobil cüzdan olarak adlandırılan uygulamalar da yer almaktadır.” diye konuştu. Komisyonun ön görüşünün, Apple’ın iPhone’larla ödeme yapmak için gereken teknolojiye erişimi kısıtlayarak hakim konumunu kötüye kullandığı yönünde olduğunu anımsatan Vestager, Apple’ın diğer geliştiricileri dışlayarak iPhone kullanıcılarına yönelik yeni ve rakip mobil cüzdanları engellediğini anlattı. Vestager, Apple’ın davranışlarının inovasyonu ve tüketicileri olumsuz etkilendiğini belirterek, bunun AB rekabet kurallarına aykırı olduğunu ifade etti. “Bu endişeleri gidermek için Apple bu yılın başlarında bir dizi taahhütte bulundu.” diyen Vestager, verilen 10 yıllık taahhütlerin Apple’ın Avrupa’daki çalışma biçiminde rakip ve müşteriler yararına önemli değişiklikler içerdiğini, güvenlik ve kullanıcı deneyimi açısından bir çözüm sunduğu için Apple’ın taahhütlerini kabul ettiklerini belirtti. Vestager, “Artık rakipler mağazalarda iPhone ile mobil ödemeler için Apple Pay ile etkin bir şekilde rekabet edebilecek. Tüketiciler, aralarından seçim yapabilecekleri daha geniş, güvenli ve yenilikçi mobil cüzdan yelpazesine sahip olacak.” değerlendirmesinde bulundu. Apple tarafından sunulan bir mobil ödeme ve dijital cüzdan hizmeti olan Apple Pay, iPhone kullanıcılarının mobil cihazlarıyla ödeme yapmasına imkan sağlıyor. AB Komisyonu, 2020 yılında Apple’ın ödeme sisteminin Birlik rekabet kurallarına uyup uymadığına ilişkin resmi soruşturma başlatmıştı. Apple, AB’nin Apple Pay ödeme sistemine ilişkin rekabet endişelerini gidermek için üçüncü taraf mobil cüzdan ve ödeme hizmetlerine erişim izni vermeyi taahhüt etmişti. AB ülkelerinde faaliyet gösteren şirketlerin sektörlerinde rekabete aykırı bir durum olup olmadığını denetleme yetkisi AB Komisyonu’nda bulunuyor. Komisyon, söz konusu soruşturmalarda rekabete aykırı bir durum olup olmadığını değerlendiriyor, rekabete zarar verecek durumların tespit edilmesi halinde buna son veriyor ve şirketlere yüksek para cezaları uyguluyor. Pek çok şirket, rekabet soruşturmasını sonlandırmak ve yüksek para cezası almamak için AB’ye çeşitli taahhütlerde bulunuyor.

Uzaylılar burada mı yaşıyor? Yeni bir gezegen keşfedildi

Araştırmacılar, dünya dışı yaşam arayışlarını sürdürürken, James Webb Uzay Teleskobu yardımıyla yeni bir ötegezegen keşfetti. Bu ötegezegen, yaşanabilir olabileceği düşünülen zengin bir atmosfer barındırıyor. Yapılan analizler sonucunda LHS 1140 b ötegezegeni, içerisinde uzaylı yaşamı barındırıyor olabilir.

Bilim insanları James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanarak, yeni bir ötegezegen keşfettiler.
Cetus takımyıldızından 49 ışık yılı uzaklıkta bulunan LHS 1140 b isimli gezegen, Dünya’nın 1,7 katı büyüklüğünde.
1 YILI 25 DÜNYA GÜNÜNE DENK
Yıldızıyla yakın bir yörüngeye bağlı olan gezegenin bir yılı 25 Dünya gününe denk geliyor.
Ayrıca bu ötegezegenin tıpkı dünyamız gibi zengin bir atmosfere sahip olabileceği de doğrulandı.
Araştırmacılar James Webb teleskobuyla Hubble ve Spitzer gibi diğer uzay teleskoplarından elde edilen verileri birleştirerek LHS 1140 b’nin ilk atmosfer analizini yaptılar.
Analizler sonucunda ötegezegenin bir su dünyası olma ihtimalinin çok yüksek olduğu ortaya çıktı.
Montreal Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan baş yazar Charles Cadieux, “Şu anda bilinen tüm ılıman dış gezegenler arasında LHS 1140 b, bir gün güneş sistemimizin ötesindeki yabancı bir dünyanın yüzeyindeki sıvı suyu dolaylı olarak doğrulamak için en iyi şansımız olabilir. Bu, potansiyel olarak yaşanabilir ötegezegen arayışında önemli bir kilometre taşı olacaktır.” dedi
Çalışma sonunda “LHS 1140 b”nin su içermesinin ve Dünya gibi nefes alınabilir bir atmosferi bulunmasının muhtemel olduğu belirlendi.
“İLK KEZ ATMOSFERİN VARLIĞINI GÖRÜYORUZ”
Michigan Üniversitesi’nden Dr. Ryan MacDonald da “Yaşama elverişli, kayalık ve buz zengini bir dış gezegende ilk kez atmosferin varlığını görüyoruz” diye konuştu.
Araştırmanın yazarlarından Charles Cadieux, “Şu anda bilinen tüm ılıman dış gezegenler arasında LHS 1140 b ötegezegeni, bir gün güneş sistemimizin ötesindeki yabancı bir dünyanın yüzeyinde sıvı su olduğunu dolaylı olarak doğrulamak için en iyi şansımız olabilir.” sözleriyle anlatıyor.
Henüz uzaylı yaşamının neye benzediği tam olarak bilinmese de, araştırmacılar hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyulacağından eminler.
Analizler sonucunda bir su dünyası olarak değerlendirilen ötegezegen içerisinde uzaylı yaşamı barındırıyor olabilir.
LHS 1140 b’nin kendi atmosferimiz gibi nitrojenle örtülü bir süper Dünya olup olmadığı sonucuna varmak için henüz çok erken.
Ancak gözlemler, kütlesinin yüzde 10 ila 20’sinin sudan oluşabileceğini gösteriyor.
Bu da ya devasa bir kartopu ya da yüzey altı okyanusu olan bir buz kütlesi olabileceği anlamına geliyor.
The Astrophysical Journal Letters’da yayınlanmak üzere kabul edilen makalenin yazarlarından Ryan MacDonald yaptığı açıklamada, “Yaşanabilir bölge kayalık ya da buz zengini bir ötegezegende ilk kez bir atmosfere dair ipucu görüyoruz” dedi. “Küçük, kayalık dünyalardaki atmosferleri tespit etmek JWST için önemli bir hedeftir, ancak bu sinyalleri görmek dev gezegen atmosferlerine göre çok daha zordur. LHS 1140 b, yaşanabilir bölgedeki kalın bir atmosferi destekleyebilecek en iyi küçük dış gezegenlerden biridir ve bu dünyada hava olduğuna dair kanıt bulmuş olabiliriz” diye ekledi.
Araştırmacıların analizi ayrıca atmosferin nitrojen açısından zengin olabileceğini ve böyle bir hipotezi desteklediğini gösteriyor.
MacDonald, “Bu, yaşanabilir bölgedeki bir süper Dünya’daki atmosfere dair ilkbakışımız. Azot bakımından zengin atmosferi doğrulamak ve diğer gazları araştırmak için daha fazla James Webb teleskobunun gözlemine ihtiyacımız olsa da, bu çok umut verici bir başlangıç.” diye konuştu.

Dünya dışı yaşam bulunmuş olabilir: Uzaylılar burada mı yaşıyor?

Araştırmacılar, dünya dışı yaşam arayışlarını sürdürürken, James Webb Uzay Teleskobu yardımıyla yeni bir ötegezegen keşfetti. Bu ötegezegen, yaşanabilir olabileceği düşünülen zengin bir atmosfer barındırıyor. Yapılan analizler sonucunda LHS 1140 b ötegezegeni, içerisinde uzaylı yaşamı barındırıyor olabilir.

Bilim insanları James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanarak, yeni bir ötegezegen keşfettiler.
Cetus takımyıldızından 49 ışık yılı uzaklıkta bulunan LHS 1140 b isimli gezegen, Dünya’nın 1,7 katı büyüklüğünde.
1 YILI 25 DÜNYA GÜNÜNE DENK
Yıldızıyla yakın bir yörüngeye bağlı olan gezegenin bir yılı 25 Dünya gününe denk geliyor.
Ayrıca bu ötegezegenin tıpkı dünyamız gibi zengin bir atmosfere sahip olabileceği de doğrulandı.
Araştırmacılar James Webb teleskobuyla Hubble ve Spitzer gibi diğer uzay teleskoplarından elde edilen verileri birleştirerek LHS 1140 b’nin ilk atmosfer analizini yaptılar.
Analizler sonucunda ötegezegenin bir su dünyası olma ihtimalinin çok yüksek olduğu ortaya çıktı.
Montreal Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan baş yazar Charles Cadieux, “Şu anda bilinen tüm ılıman dış gezegenler arasında LHS 1140 b, bir gün güneş sistemimizin ötesindeki yabancı bir dünyanın yüzeyindeki sıvı suyu dolaylı olarak doğrulamak için en iyi şansımız olabilir. Bu, potansiyel olarak yaşanabilir ötegezegen arayışında önemli bir kilometre taşı olacaktır.” dedi
Çalışma sonunda “LHS 1140 b”nin su içermesinin ve Dünya gibi nefes alınabilir bir atmosferi bulunmasının muhtemel olduğu belirlendi.
“İLK KEZ ATMOSFERİN VARLIĞINI GÖRÜYORUZ”
Michigan Üniversitesi’nden Dr. Ryan MacDonald da “Yaşama elverişli, kayalık ve buz zengini bir dış gezegende ilk kez atmosferin varlığını görüyoruz” diye konuştu.
Araştırmanın yazarlarından Charles Cadieux, “Şu anda bilinen tüm ılıman dış gezegenler arasında LHS 1140 b ötegezegeni, bir gün güneş sistemimizin ötesindeki yabancı bir dünyanın yüzeyinde sıvı su olduğunu dolaylı olarak doğrulamak için en iyi şansımız olabilir.” sözleriyle anlatıyor.
Henüz uzaylı yaşamının neye benzediği tam olarak bilinmese de, araştırmacılar hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyulacağından eminler.
Analizler sonucunda bir su dünyası olarak değerlendirilen ötegezegen içerisinde uzaylı yaşamı barındırıyor olabilir.
LHS 1140 b’nin kendi atmosferimiz gibi nitrojenle örtülü bir süper Dünya olup olmadığı sonucuna varmak için henüz çok erken.
Ancak gözlemler, kütlesinin yüzde 10 ila 20’sinin sudan oluşabileceğini gösteriyor.
Bu da ya devasa bir kartopu ya da yüzey altı okyanusu olan bir buz kütlesi olabileceği anlamına geliyor.
The Astrophysical Journal Letters’da yayınlanmak üzere kabul edilen makalenin yazarlarından Ryan MacDonald yaptığı açıklamada, “Yaşanabilir bölge kayalık ya da buz zengini bir ötegezegende ilk kez bir atmosfere dair ipucu görüyoruz” dedi. “Küçük, kayalık dünyalardaki atmosferleri tespit etmek JWST için önemli bir hedeftir, ancak bu sinyalleri görmek dev gezegen atmosferlerine göre çok daha zordur. LHS 1140 b, yaşanabilir bölgedeki kalın bir atmosferi destekleyebilecek en iyi küçük dış gezegenlerden biridir ve bu dünyada hava olduğuna dair kanıt bulmuş olabiliriz” diye ekledi.
Araştırmacıların analizi ayrıca atmosferin nitrojen açısından zengin olabileceğini ve böyle bir hipotezi desteklediğini gösteriyor.
MacDonald, “Bu, yaşanabilir bölgedeki bir süper Dünya’daki atmosfere dair ilkbakışımız. Azot bakımından zengin atmosferi doğrulamak ve diğer gazları araştırmak için daha fazla James Webb teleskobunun gözlemine ihtiyacımız olsa da, bu çok umut verici bir başlangıç.” diye konuştu.

Araştırmacılardan yeni ötegezegen keşfi: Uzaylılar burada olabilir!

Araştırmacılar, dünya dışı yaşam arayışlarını sürdürürken, James Webb Uzay Teleskobu yardımıyla yeni bir ötegezegen keşfetti. Bu ötegezegen, yaşanabilir olabileceği düşünülen zengin bir atmosfer barındırıyor. Yapılan analizler sonucunda LHS 1140 b ötegezegeni, içerisinde uzaylı yaşamı barındırıyor olabilir.

Bilim insanları James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanarak, yeni bir ötegezegen keşfettiler.
Cetus takımyıldızından 49 ışık yılı uzaklıkta bulunan LHS 1140 b isimli gezegen, Dünya’nın 1,7 katı büyüklüğünde.
1 YILI 25 DÜNYA GÜNÜNE DENK
Yıldızıyla yakın bir yörüngeye bağlı olan gezegenin bir yılı 25 Dünya gününe denk geliyor.
Ayrıca bu ötegezegenin tıpkı dünyamız gibi zengin bir atmosfere sahip olabileceği de doğrulandı.
Araştırmacılar James Webb teleskobuyla Hubble ve Spitzer gibi diğer uzay teleskoplarından elde edilen verileri birleştirerek LHS 1140 b’nin ilk atmosfer analizini yaptılar.
Analizler sonucunda ötegezegenin bir su dünyası olma ihtimalinin çok yüksek olduğu ortaya çıktı.
Montreal Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan baş yazar Charles Cadieux, “Şu anda bilinen tüm ılıman dış gezegenler arasında LHS 1140 b, bir gün güneş sistemimizin ötesindeki yabancı bir dünyanın yüzeyindeki sıvı suyu dolaylı olarak doğrulamak için en iyi şansımız olabilir. Bu, potansiyel olarak yaşanabilir ötegezegen arayışında önemli bir kilometre taşı olacaktır.” dedi
Çalışma sonunda “LHS 1140 b”nin su içermesinin ve Dünya gibi nefes alınabilir bir atmosferi bulunmasının muhtemel olduğu belirlendi.
“İLK KEZ ATMOSFERİN VARLIĞINI GÖRÜYORUZ”
Michigan Üniversitesi’nden Dr. Ryan MacDonald da “Yaşama elverişli, kayalık ve buz zengini bir dış gezegende ilk kez atmosferin varlığını görüyoruz” diye konuştu.
Araştırmanın yazarlarından Charles Cadieux, “Şu anda bilinen tüm ılıman dış gezegenler arasında LHS 1140 b ötegezegeni, bir gün güneş sistemimizin ötesindeki yabancı bir dünyanın yüzeyinde sıvı su olduğunu dolaylı olarak doğrulamak için en iyi şansımız olabilir.” sözleriyle anlatıyor.
Henüz uzaylı yaşamının neye benzediği tam olarak bilinmese de, araştırmacılar hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyulacağından eminler.
Analizler sonucunda bir su dünyası olarak değerlendirilen ötegezegen içerisinde uzaylı yaşamı barındırıyor olabilir.

Meta

Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın sahibi Meta, “siyonist” kelimesinin “nefret söylemi ve hakaret” anlamında kullanıldığının tespit edilmesi durumunda bu paylaşımların platformlarından kaldırılacağını bildirdi.

Meta’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, “siyonist” kelimesinin kullanımına ilişkin istişarelerin ardından yönetmelikte değişiklik yapılmasına karar verildiği belirtildi. Kelime üzerinden yapılan “meşru” siyasi tartışmalar ile bireylere yönelik nefret içerikli söylemler arasında ayrım yapılması gerektiği vurgulanan açıklamada, “siyonist” kelimesinin Yahudi ve İsraillilere karşı “şiddet çağrısı” bağlamında kullanılmasına izin verilmeyeceği aktarıldı. Açıklamada, kelimenin “siyasi hareketle bağlantılı” olduğu durumlarda paylaşımlara izin verileceği kaydedilerek, “İleriye dönük olarak ‘siyonist’ kelimesinin açıkça siyasi hareketle ilgili olmadığı durumlarda ve Yahudi ile İsraillilere yönelik şiddet veya korkutma yoluyla zarar verme anlamı içermesi halinde paylaşımları kaldıracağız.” ifadeleri kullanıldı.

iPhone kullanıcıları tehlikede: Kimlik avcıları Apple'ı hedef aldı

Symantec, Apple kimliklerinin hedef alındığı bir SMS kimlik avı kampanyasını tespit etti. Siber suçlular bu yöntemle kullanıcılardan iCloud hesaplarına giriş yapmalarını istiyor. SMS’teki bağlantıya tıklayanlar, sahte bir iCloud giriş sayfasına yönlendirilerek kimlik avcıların kurbanı oluyor.

Kurnaz bir kimlik avı kampanyası Apple ID’lerini hedef alarak iPhone sahiplerinin giriş bilgilerini çalmaya çalışıyor.

Güvenlik yazılım şirketi Symantec, bir SMS kimlik avı kampanyasında Apple kimliklerinin hedef alındığını tespit ederek iPhone kullanıcıları için bir uyarı yayınladı.

IPHONE CİHAZLARDA YENİ DOLANDIRICILIK YÖNTEMİ

Dolandırıcılık, resmi Apple iletişimleri gibi görünen iyi hazırlanmış metin mesajlarına dayanıyor.

Bu mesajlar genellikle aciliyet hissi uyandırarak sizi “önemli bir iCloud güncellemesi” veya doğrulaması için bir bağlantıya tıklamaya çağırır.

Bağlantıya tıkladığınızda, gerçek bir Apple giriş sayfasına benzeyen, titizlikle tasarlanmış sahte bir web sitesine yönlendirilirsiniz.

Bu sahte web sitesi Apple Kimliğinizi ve parolanızı çalmak için tasarlanmıştır.

Bu bilgiler doğrudan siber suçluların eline geçerek kişisel verilerinize, banka hesaplarınıza ve hatta cihazlarınızı kontrol etmelerini sağlıyor.

APPLE BU TÜR SMS’LER GÖNDERMEZ

Apple’ın iPhone kullanıcılarına bu tarz SMS’ler göndermeyeceğini ve iCloud sitesine giriş yapmak için CAPTCHA yerine Touch ID, Face ID veya cihaza gönderilen altı haneli güvenlik kodunun girilmesinin en güvenli yol olacağını belirtmekte fayda var. 

Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin esaslar belirlendi

Kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasını düzenleyen yönetmelik yayımlandı.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK) Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmeliğe göre kişisel veriler, veri sorumlusu ve veri işleyen tarafından yönetmelik hükümleri doğrultusunda yurt dışına aktarılabilecek. Kişisel verilerin aktarımı; aktarımın yapılacağı ülke, ülke içindeki sektörler veya uluslararası kuruluşlar hakkında yeterlilik kararı bulunması, bu kararının bulunmaması durumunda, ilgili kişinin aktarımın yapılacağı ülkede de haklarını kullanma ve etkili kanun yollarına başvurma imkânının bulunması kaydıyla, yönetmelikle belirlenen güvencelerden birinin sağlanması, uygun güvencelerden birinin taraflarca sağlanamaması durumunda ise yönetmelikle belirlenen istisnai hâllerden birinin varlığı hâlinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilecek.

KVKK’DAN İZİN ALINACAK Kişisel veriler, uluslararası sözleşme hükümleri saklı kalmak üzere, Türkiye’nin veya ilgili kişinin menfaatinin ciddi bir şekilde zarar göreceği durumlarda, ancak ilgili kamu kurum veya kuruluşunun görüşü alınarak KVKK izniyle yurt dışına aktarılabilecek.

4 YILDA BİR YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK KVKK, kişisel verilerin yurt dışına aktarımı ile ilgili olarak bir ülkenin, ülke içerisindeki bir veya daha fazla sektörün ya da bir uluslararası kuruluşun yeterli düzeyde koruma sağladığına karar verebilecek. Yeterlilik kararı, en geç 4 yılda bir yeniden değerlendirilecek. Ortak ekonomik faaliyette bulunan teşebbüs grubu bünyesindeki şirketlerin uymakla yükümlü olduğu kişisel verilerin korunmasına yönelik bağlayıcı şirket kuralları vasıtasıyla (aktarım için) uygun güvence sağlanabilecek. Bağlayıcı şirket kurallarına dayanılarak kişisel verilerin yurt dışına aktarılabilmesi için KVKK’ya onay başvurusunda bulunulacak.

ESA Ariane 6 roketini fırlattı:

Uzay liderleri, Ariane 6 roketinin başarılı denemelerinin ardından Avrupa’nın uzaya dönüşünü övdü. Fransız Guyanası’ndan fırlatılan roket, üç set mikro uydu yerleştirerek görevini başarıyla tamamladı. 4 milyar euroluk maliyetle geliştirilen Ariane 6, gecikmeler ve politik engellerin ardından Avrupa’nın bağımsız uzay erişimini yeniden sağladı. Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA), yıl sonuna kadar ikinci bir uçuş planladığı kaydedildi. Avrupa, uzay yarışında tekrar güçlü bir adım attı.

Uzay liderleri, Salı günü gerçekleştirilen bir ilk uçuşta Ariane 6 roketinin başarılı bir dizi deneme yapmasının ardından Avrupa’nın uzaya dönüşünü övdüler.

Ancak görev, fırlatıcı son parti yüklerini serbest bırakmadan yörüngede süzülerek sona erdi.

Bir Rafale savaş uçağı tarafından izlenen Avrupa’nın en yeni insansız roketi, Fransız Guyanası’ndan fırlatıldı.

Gecikmeler, politik engeller ve finansman tartışmalarının ardından kıtanın bağımsız uzay erişimini yeniden sağladı.

“AVRUPA TEKRAR UZAYDA”

Fransa’nın CNES uzay ajansı başkanı Philippe Baptiste, çalışanların ve politikacıların kalkışı alkışladığı Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Paris’teki merkezine video bağlantısı yoluyla “Avrupa uzaya geri döndü” dedi.

Merakla beklenen bir dönüm noktasında, roketin üst aşamasını güçlendiren Vinci motoru, uzayda ilk kez yeniden başlatıldı.

İKİNCİ BİR UÇUŞ DÜZENLEME YOLUNDA

ESA Genel Direktörü Josef Aschbacher, ajansın yıl sonuna kadar ikinci bir uçuş düzenleme yolunda olduğunu söyledi.

4 MİLYAR EUROLUK MALİYET Ariane 6, Airbus AIR.PA ve Safran SAF.PA tarafından ortaklaşa sahip olunan ArianeGroup tarafından yaklaşık 4 milyar euroluk bir maliyetle geliştirildi. İlk lansmanı başlangıçta 2020’de planlanmıştı, ancak defalarca ertelendi. Ajans, bir yıldan fazla bir süre önce görevdeki Ariane 5 roketini emekliye ayırdığından beri, Avrupa’nın kendi uydularını uzaya göndermek için bağımsız bir yolu yoktu. ESA’nın geçici uzay taşımacılığı direktörü Toni Tolker-Nielsen, “Ariane 6, Avrupa’nın uzay hedefleri için temel önem taşımaktadır. Bu, kurumsal ve hükümet görevleri için uzaya egemen erişimle ilgilidir… ve bu ihtiyaç, jeopolitik durum göz önüne alındığında daha da vurgulanmıştır.” dedi. UZAY REKABETİ Geçen yıl Avrupa’nın giderek küreselleşen bir pazarda geçici izolasyonu, ajanslarının bazı yükleri ABD’li rakip SpaceX’in Falcon 9’una geçirmek zorunda kalmasıyla ortaya çıktı. Ariane 6’nın varlığı, ESA’nın 22 ülkesinin 2014 yılında Elon Musk’ın özel uzay girişimiyle şiddetli rekabet karşısında bir roket ailesi geliştirme kararı almasına dayanıyor. ABD ve diğer onlarca ülke, yörüngeye ulaşmak için giderek daha fazla Falcon 9’a güveniyor çünkü yeryüzündeki günlük yaşam giderek daha fazla uydu bağlantılarına ve verilere bağımlı hale geliyor. ESA’DAN 29 YENİ GÖREV ESA, gelecekteki özel bir oyuncunun yolunu açabilecek küçük fırlatıcı projelerini artırma girişimi başlattı. Ariane 6, önümüzdeki birkaç yıl boyunca 29 görev başlatacak ve yılda 12 uçuşa kadar ulaşmayı hedefliyor. Bu, Amazon’un Kuiper internet takımyıldızı için 18 fırlatma içeriyor. SPACEX 2024’TE 70 FIRLATMA YAPTI SpaceX, 2023’te Falcon roketlerini 96 kez ve 2024’te şimdiye kadar neredeyse 70 kez fırlattı, ancak bunların çoğu kendi Starlink uydularını yerleştirmek içindi. Yine de, analistler bunun normları alt üst ettiğini ve 2023’te 67 fırlatma yapan Çin’den şiddetli rekabet doğurduğunu söylüyor.

Yapay zeka ile çocukların müstehcen fotoğraflarını oluşturan 15 çocuğa denetimli serbestlik cezası

İspanya’da okuldaki kız çocuklarının fotoğraflarını yapay zeka mühtehcen hale getiren 15 çocuğa, denetimli serbestlik cezası verildi.

İspanya’nın güneybatısında bulunan Badajoz kentinde 15 çocuk, okuldaki kız çocuklarının fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından alıp yapay zeka kullanarak fotoğrafları müstehcen hale getirdi.

Olayın ortaya çıkması sonucu Badajoz Çocuk Mahkemesi çocuklara çeşitli eğitimlerin verilmesini öngören denetimli serbestlik cezası verdi.   Badajoz Çocuk Mahkemesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Badajoz’da çıplak çocuk görüntülerini manipüle etmek ve yaymakla suçlanan 15 çocuk bir yıl süreyle denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. Badajoz Çocuk Mahkemesi 15 çocuğu 20 çocuk pornografisi suçundan ve 20 ahlaki bütünlüğe karşı suçtan sorumlu ilan ederek, her birine yapay zeka ile manipülasyon yapmak ve küçüklerin görüntülerini çıplak görünecek şekilde yaymak suçundan bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uyguladı. Bir yıllık denetimli serbestlik tedbiri, özellikle cinsel duygusal eğitim almaya, bilgi ve iletişim teknolojilerinin sorumlu kullanımına, eşitlik ve toplumsal cinsiyet farkındalığına yönelik bir içerikle oluşturulmuştur” denildi.

Yapay zeka ile çocukların müstehcen fotoğraflarını oluşturdular: 15 çocuğa denetimli serbestlik cezası

İspanya’da okuldaki kız çocuklarının fotoğraflarını yapay zeka mühtehcen hale getiren 15 çocuğa, denetimli serbestlik cezası verildi.

İspanya’nın güneybatısında bulunan Badajoz kentinde 15 çocuk, okuldaki kız çocuklarının fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından alıp yapay zeka kullanarak fotoğrafları müstehcen hale getirdi.

Olayın ortaya çıkması sonucu Badajoz Çocuk Mahkemesi çocuklara çeşitli eğitimlerin verilmesini öngören denetimli serbestlik cezası verdi.   Badajoz Çocuk Mahkemesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Badajoz’da çıplak çocuk görüntülerini manipüle etmek ve yaymakla suçlanan 15 çocuk bir yıl süreyle denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. Badajoz Çocuk Mahkemesi 15 çocuğu 20 çocuk pornografisi suçundan ve 20 ahlaki bütünlüğe karşı suçtan sorumlu ilan ederek, her birine yapay zeka ile manipülasyon yapmak ve küçüklerin görüntülerini çıplak görünecek şekilde yaymak suçundan bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uyguladı. Bir yıllık denetimli serbestlik tedbiri, özellikle cinsel duygusal eğitim almaya, bilgi ve iletişim teknolojilerinin sorumlu kullanımına, eşitlik ve toplumsal cinsiyet farkındalığına yönelik bir içerikle oluşturulmuştur” denildi.